Oyuncak nedir, Oyuncak ne demek

  • Oyun aracı.
  • Önemsiz ve kolay iş
  • Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse.

"Oyuncak" ile ilgili cümle

  • "Çocuğun elinde oyuncak bir köpek." - B. Felek
  • "Oyuncak değil, mesele çok ciddi."

Oyuncak hakkında bilgiler

Oyuncak; genel olarak çocuklar tarafından oyun oynarken kullanılan her türlü nesne. Pek çok oyuncak gerçek bir varlığın taklidi şeklindedir; ancak oyuncaklar, çeşitli anlamlar yüklenmiş basit nesneler de olabilir. Örneğin bir çocuk üzerine bindiği bir değneği hayalinde bir ata, elindeki taşı bir otomobile dönüştürebilir. Bunun yanı sıra elektronik ve mekanik parçalardan oluşan, çok karmaşık oyuncaklar da mevcuttur.

Oyun ve oyuncağın tarihi insanlık kadar eskidir. Tıpkı hayvanlar gibi, ilk insanlar da muhtemelen doğadaki pek çok nesneyi oyuncak olarak kullanmışlardır. Ancak sırf oyun amaçlı olarak üretilen ilk nesnelerin top, uçurtma ve yoyo olduğu kabul edilir.

Arkeolojik kazılarda, Sümerlere ait, MÖ 2600 yıllarından kalma, insan ve hayvan şeklinde nesneler bulunmuştur. Hindistan'da ise MÖ 2500 yıllarına ait, tekerlekli hayvan figürleri bulunmuştur. Oyuncak kavramından bahseden en eski kayıt ise, tahta ve terrakottadan yapılmış yoyoları anlatan, MÖ 500 yıllarına ait bir Antik Yunan belgesidir. Bununla birlikte yoyo çok daha önce Çin'de ortaya çıkmıştır ve yine Çin'de MÖ 1000 yıllarında, günümüzde dahi oldukça popüler olan uçurtmalarla oynandığı bilinmektedir.

 

MÖ 2. yüzyılda Mısır'da topaç ve misket biliniyordu. Yine aynı dönemlere ait Firavun mezarlarında oyuncak bebekler bulunmuştur. Eski Yunan, Roma ve Çin'de de kilden yapılıp fırınlanmış, hareketli kol bacaklara sahip bebekler yapıldığı bilinmektedir. Seri olarak üretilen ilk tahta bebekler ise 1700'lerin Almanyasına aittir. Osmanlı döneminde Eyüp'te, hayvan bağırsağından yapılmış balonlar, tahta topaçlar, çemberler, tefler, toprak düdükler satıldığı bilinmektedir.

Oyuncak ile ilgili Cümleler

  • Oyuncak dükkânı kapandı.
  • Neden erkekler ve kızlar farklı oyuncakları severler?
  • Oyuncak bebeği yatağına yatıracak.
  • Oyuncak tahtadandır.
  • Ali oyuncak ayıları, kartpostal ve pulları, eski paraları, taş ve mineralleri, trafik plakaları ve jant kapaklarını yani kısacası hemen hemen her şeyi toplar.
  • Ali çocuklar için bazı oyuncaklar getirdi.
  • Oyuncak bebeklerin çok hoş.
  • Oyuncak bölümü beşinci katta.
  • Oyuncakçı dükkanına bitişik yaşıyorum.
  • Hangisi daha ürpetici, konuşan bir oyuncak ayı mı yoksa konuşan bir oyuncak bebek mi?
  • Ali oyuncak arabalarıyla oynamayı seviyor.
  • En sevdiğin dolgulu oyuncak hayvan nedir?
  • Ali artık oyuncaklarıyla oynamıyor.
  • Oyuncakçı kapalı.

Oyuncak tanımı, anlamı:

Oyun : Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Hile, düzen, desise, entrika. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence.

 

Taraf : Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı.

Çocuk oyuncağı : Çocukların oynayıp eğlenmesi için yapılmış oyuncak. Önem verilecek değerde olmayan şey. Kolay iş.

Oyuncakçı : Oyuncak yapan veya satan kimse.

Oyuncakçılık : Oyuncak yapma veya satma işi.

Oyuncaklı : Oyuncağı olan. Çocuksu, çocuk gibi davranan.

Aracı : İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği. Ara bulucu.

Önemsiz : Önemi olmayan, ehemmiyetsiz.

Kola : Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.

Güçsüz : Gücü olmayan, âciz.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Genel : Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

Kolay : Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. Kolaylık.

İş : Sürme. Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler.

Oyuncak kukla : Çocukların oynaması için yapılan kukla.

Oyuncak tiyatro : On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında İngiltere'de W. West'in o dönemin oyunlarını, kartondan dekor ve giysilerle yapmasıyla ortaya çıkan oyuncak. Bu çok tutulan oyuncak günümüze dek süregelmiştir. XIX. yüzyılın ilk yarısında, İngiltere'de, William West, o zamanın oyunlarını, kartondan yaptığı ve giysiler ile göstererek yarattığı bir tiyatro türü. Çok tutulan "oyuncak tiyatro" bugüne değiny aşamıştır. Örn. çarşılarda satılan perspektifli çocuk kitapları bu tutumu sürdürmektedir.

Diğer dillerde Oyuncak anlamı nedir?

İngilizce'de Oyuncak ne demek? : adj. toy

n. toy, plaything, putty, sport

Fransızca'da Oyuncak : jouet [le], joujou [le], amusette [la], plaisanterie [la]

Almanca'da Oyuncak : n. Spielzeug

Rusça'da Oyuncak : n. игрушка (F), безделушка (F), забава (F)

adj. игрушечный