Fall flat türkçesi Fall flat nedir

  • Umulan rağbeti hiç görmemek.
  • Beklenen sonucu vermemek.
  • Güme gitmek.
  • İlgi görmemek.
  • Başarısız olmak.
  • Başarı sağlayamamak.
  • Fos çıkmak.

Fall flat ingilizcede ne demek, Fall flat nerede nasıl kullanılır?

Fall : Gece çökmek. Ölmek. Dalmak. İnmek. Eğimli olmak. Asılmak. Güz. Dağılmak. Başlamak.

Flat : Sertliği az olan, karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan (görüntü). Genellikle bir ailenin oturduğu, birden çok sayıda bağımsız bölümden oluşan bir yapının, çok barklı yapının bir ya da birkaç odası. Düz. Katkonut. Yalın. Düzeltmek. Gitar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Bemol. Kat. Düz şey.

Fall a prey to : Yem olmak. Kurda kuşa yem olmak.

Fall a sacrifice : Kurban olmak. Tanrıya sunulan adak olmak.

Fall a victim to : -'ın kurbanı olmak (kazanın, olayın, vb.). Kurban gitmek.

Fall about : Gülmekten yerlere yatmak. Gülmekten karnına ağrılar girmek. Kasıklarını tuta tuta gülmek. Gülmekten kırılmak.

İngilizce Fall flat Türkçe anlamı, Fall flat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fall flat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Collapses : Çöktürmek. Suya düşmek. Yığılmak. Düşmek. Yıkılmak. Portatif olmak. Bozulmak. Ciğerlerine hava gitmemek. Güçten düşmek. Açılır kapanır olmak (iskemle veya masa).

 

Go up in flames : Alev alev yanmak. (tüm yatırımı) eriyip gitmek. Kötü veya olumsuz sonuçlanmak. Alevlere büründü. Yakıldı. Tamamıyla yanmak. Tutuşup yanmak. (tüm varı yoğu) yok olmak. Yanıp kül olmak.

Fall down : Aşağıya düşmek. Kötü gitmek. Yıkılmak. Başarısızlığa uğramak. Reddetmek. Çökmek. Geri çevirmek. Düşmek. Saygıyla eğilmek.

Flop : Kötü film. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hiçbir sanat değeri taşımayan, düşük nitelikte film; başarısız film. Batmak. Devrilmek. Yığılmak. Düşürmek. Birden sertçe bırakıvermek.

Fall short : Eksik çıkmak. Beklenenden daha az olmak. Erişememek. Kısa düşmek. Yetersiz kalmak. Yeterli olmamak. Kısa kalmak. Yetersiz gelmek. Az gelmek. Suya düşmek.

Fail : Becerememek. Zayıf not. Çakmak. Suya düşmek. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Çaktırmak. Bitmek. Kuvveti kesilmek.

Fizzling : Fışırdamak. Fışırtı. Suya düşmek. Fiyasko. Boşa çıkmak. Başarısızlık. Kötü sonuçlanmak. Vızlamak. Bozulmak.

Collapsing : Portatif olmak. Ciğerlerine hava gitmemek. Düşmek. Suya düşmek. Göçme. Çökmek. Bozulmak. Yıkılmak. Göçertme.

Fizzle out : Bir anda sonlanmak. Sönmek. Köpüğü veya asidi kaçmak. Vızlayıp sönmek. Fiyaskoyla sonuçlanmak. Hayal olmak. Boşa çıkmak. Suya düşmek. İyi başlayıp kötü bitmek.

Fall flat synonyms : fallen flat, fall by the wayside, bite the dust, flopped, lay an egg, falling through, fizzle, founder, fallen through, fall through, fizzles, go for nothing, fell flat, fizzled, come unstuck, come to grief, collapse, fell through, draw a blank, drop the ball, foundered, go down the drain.