Falsifying türkçesi Falsifying nedir

  • Aslı olmadığını ispatlamak.
  • Sahtesini yapmak.
  • Gerçeği çarpıtma.
  • Değiştirmek.
  • Oynama yapmak.
  • Kalpazanlık yapmak.
  • Tahrif etmek.

Falsifying ile ilgili cümleler

English: Ali accused John of falsifying the results.
Turkish: Ali John'u sonuçları tahrif etmekle suçlandı.

English: Ali is apparently guilty of falsifying records.
Turkish: Ali kayıtları tahrif ettiği için görünüşte suçlu.

Falsifying ingilizcede ne demek, Falsifying nerede nasıl kullanılır?

Falsify an invoice : Fatura üzerinde oynamak. Yasadışı bir şekilde hesap listesini değiştirmek. Faturada tahrifat yapmak.

Falsify : Taklit etmek. Sahtesini yapmak. Yanıltmak. Saptırmak. Oynama yapmak. Tahrif etmek. Değiştirmek. Belgede tahrifat yapmak. Üzerinde oynamak. Yanlışlamak.

Falsifiability : Yanlışlanabilirlik. Çürütülebilirlik. Üzerinde oynanabilirlik. Bozulabilirlik. Mutasyona uğrayabilirlik. Değişebilirlik. Tahrif edilebilirlik. Yamulabilirlik. Çarpıyılabilirlik.

Falsifiable : Biçim verilebilir. Taklit edilebilir. Çarpıtılabilir. İşlenebilir. Sahtesi yapılabilir. Düzenlenebilir. Aksi ispatlanabilir. Yanlışlanabilir. Çürütülebilir.

Falsification : Sahtesini yapma. Tahrif. Taklit. Uydurma. Sahtecilik yapma. Belgelerde düzmecilik yoluyla değişiklik yaparak başkalarına dokuncalı olacak durumda kendisine çıkar sağlama. Tahrif etme. Bir malın içine niteliğini bozmak amacıyla başka maddeler katma. Tahrifat. Düzmecilik.

 

Falsification of accounts : Hesapların tahrifi.

Falsified : Tahrif edilmiş. Muharref. Sahtecilik yapılmış. Sahte. Yanlış şekilde sunulan. Çarpıtılan. Aldatıcı. Bir değerin, asıl değerden düşük ya da başka olanı. Düzmece. Aldatan.

Falsification of fact : Aldatmak amacıyla gerçeklerin değiştirilmesi. Gerçeklerin çarpıtılması.

Falsifications : Tahrif. Uydurma. Değiştirme. Sahtecilik yapma. Taklit. Oynama. Tahrifat. Tahrif etme. Sahtesini yapma.

Falsified note : Düzmece senet.

İngilizce Falsifying Türkçe anlamı, Falsifying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Falsifying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Counterfeit : Düzme. Yapmacık. Kalp. Basmak. Kalp para. Para basmak. Belli bir örneğe benzetilerek farklı bir marka adıyla üretilen mal veya eşya. Kaçak eşlem. Sahte. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Counterfeits : Taklit etmek. Para basmak.

Fake : Bir oyuncunun karşı takım oyuncusunu şaşırtmak ve kendi hareketini gizlemek için yaptığı değişik hareket. Sağ gösterip sol vurmak. Taklit. Aldatıcı. Dolandıran. Uyduruk. Sahte. Numara yapmak.

Defacing : Görünüşünü bozmak. Okunmaz hale getirmek. Bozmak. Çirkinleştirmek. Silme.

Doctor : İleri gelen. Hadım etmek. Sağaltmak. İyileştirmek. Bir fakülteyi ya da yüksek okulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yüksek öğrenim aşamasına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir yapıtla gösterenlere verilen san. Hekim. Üzerinde oynama yapmak. Değiştirmek (kötü bir amaçla).

 

Manipulating : El ile işletmek. Çıkarları doğrultusunda yönlendiren. İdare etmek. Hile yapmak.

Finding : Bulunmuş şey. Kalıntı. Bulunmuş. Keşif. Bulma. Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç. Buluş. Karar. Keşfedilmiş şey. Bulgu.

Garbles : Bozmak. Yanlış bir şekilde anlatmak. Yanlış bir şekilde nakletmek. Bozma. Tahrif. Üzerinde oynama yapmak. Çarpıtmak. Saptırmak.

Garble : Yanlış bir şekilde anlatmak. Bozma. Yanlış bir şekilde nakletmek. Bozmak. Saptırmak. Üzerinde oynama yapmak. Tahrif. Çarpıtmak.

Falsifying synonyms : refutal, altern, deface, fabricating, falsifies, forges, distort, falsify, bends, tamper with, cooks, alters, alternates, alternate, determination, fabricates, juggled, amend, forge, cook up, cook, debase, fabricate, debasing, distorts, barters, falsification, fakes, manipulates, defaces, bend, debases, alternated.