Finding türkçesi Finding nedir

  • Sonuç.
  • Bulma.
  • Karar.
  • Bulunmuş şey.
  • Bulgu.
  • Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç.
  • Keşif.
  • Keşfedilmiş şey.
  • Bulunmuş.
  • Kalıntı.
  • Buluş.

Finding ile ilgili cümleler

English: Ali had a hard time finding a taxi.
Turkish: Ali bir taksi bulmada zor bir zaman geçirdi.

English: Ali had some trouble finding Mary's house.
Turkish: Ali Mary'nin evini bulmakta biraz sorun yaşadı.

English: Ali had a little trouble finding Mary's house.
Turkish: Ali Mary'nin evini bulmada biraz sorun yaşamıştı.

English: Ali and Mary never had trouble finding something to talk about.
Turkish: Ali ve Mary konuşmak için bir şey bulmada hiç sıkıntı çekmediler..

English: Ali had trouble finding his key.
Turkish: Ali anahtarını bulamadı.

Finding ingilizcede ne demek, Finding nerede nasıl kullanılır?

Finding a wife : Evlenecek bir kadın arama ve bulma. Bir eş bulma.

Finding fault : Tatmin olmadığını ifade etme. Hata ve noksanları keşfetme. Olumsuz şekilde eleştirme. Hataları bulma. Kusurları bulma.

Finding fault with : Kusur bulma. Kusur veya noksanları belirtmek. Olumsuz bir şekilde eleştirmek. Memnuniyetsizliğini ifade etmek.

Finding faults : Olumsuz şekilde eleştirme. Hataları bulma. Kusurları bulma. Tatmin olmadığını ifade etme. Hata ve noksanları keşfetme.

 

Finding favor with : - tarafından sevilen.

Finding telescope : İstenilen yıldızı ırakgörür içine getirebilmek için büyük ırakgörürlere koşut olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük ırakgörür. Arayıcı.

Fact finding board : İşçi-işveren anlaşmazlığında gerçeği araştırmak ve kamuoyuna açıklamalarda bulunmak için tarafsız kişilerden oluşturulan bir grup. Soruşturma kurulu.

Direction finding : Yön bulma. Sinyal yönünü belirleme. İstikamet bulma.

Error finding the source directory : Kaynak dizini bulma hatası.

Finding mistakes : İlgili görevlinin yanlışı bulma ve görmesi, üst aşamalı işyarların yaptıkları incelemeler sonucunda yanlışın görülmesi, yanlışlığın denetleme yapılırken meydana çıkarılması, yükümlünün başvurması gibi nedenlerle yapılmış olan yanlış işlemin düzeltilmek amacıyla ele alınması. Yanlışların bulunması.

İngilizce Finding Türkçe anlamı, Finding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Finding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contrived : Başarılmış. Zoraki. Zahmetli. Yapay. Uyduruk. Danışıklı. Yapmacık. Uydurma. Açıkça planlanmış veya tasarlanmış.

Explorement : Keşifte bulunma. Keşfetme.

Fix : Uyuşturucu iğne. Tamir etmek. Oturtmak. Ayar çekmek. Rüşvet vermek. Tayin etmek. Gözünü ayırmamak. Yerleştirmek. Çıkmaz.

Catastrophe : Kadastrof. Facia. Felaketle sonuçlanan olay. Fecaat. Tragedyada oyunun sonlarına doğru, kahramanın yok oluşunu, komedyada ise dolantının çözümlenmesini ortaya çıkaran olay. Afet. Oyunun sonlarında ortaya çıkan durum: tragedyada kahramanın yok olmasını, komedyada ise entrikanın çözülmesini gerektiren olay. Felaket.

 

Divination : Sezme. Uzak bir yerde ya da gelecekte oluşacak olayları önceden saptayarak gerekli önlemleri almak amacıyla, yetenekli ya da yeteneksiz kişi ve toplulukların büyüsel, dinsel, simgesel eylemlerden yararlanarak yaptıkları, kökenleri tarihin temeline dayanan sözde haber verme işi. bk. hava bakısı, horoz bakısı, un bakısı, tuz bakısı, dölüt örtüsü bakısı. Fal. Kehanet. Geleceği görme veya tahmin etme. Tahmin. Bakı.

Breakthrough : İlerleme. Çığır açan buluş. Kısıtlamalara karşı istisnalar. Atılım. Yenilik. Bilimde büyük buluş. Büyük buluş. İyileştirme. Cepheyi yarıp geçme.

Attainture : Rezalet. Hüküm. Azarlama. Şerefsizlik. Yüz karası. İdam hükmü verilmesi üzerine medeni hukukun kaldırılması. İdam mahkumunun vatandaşlık haklarını kaybetmesi. Gözden düşme. Ayıplama.

Close : Son söz. Avlu (okul, kilise). Bitirmek. Yakın. Çevirmek. Bağlantılı. Kadans. Kapamak.

Redetermination : Tekrar saptama.

Balance : Bilgisayar, fizik, gitar, jimnastik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Balans. Yönetmenin sahne üzerinde tasarladığı düzenin temel öğelerinden biri. göz dengesiz bir görünümü (bilinçsiz de olsa) sezinlediği için sahne üzerindeki oyuncuları dengelemek gerekir. sahne üzerinde denge, iki ana bölümde ele alınır. fiziksel denge : bakışımlı ve bakışımsız olmak üzere iki çeşittir. güzelduyusal denge : sahne üzerinde kalabalığı anlam açısından uyumlu bir duruma getirir. Devimli bir nesneyi etkileyen güçlerin, o nesnenin yörüngesini ve hızını değiştirememeleri durumu. Düşünmek. Denge. Bir sesin tüm frekans aralıklarının, birisinin diğerine baskın gelmemesi için yakın değerlerde tutulması. stereo bir müzik sistemindeki her bir hoparlörden çıkan ses şiddetinin aynı değerde olması. icra veya kayıt sırasında çalgıların ses şiddetlerinin birinin diğerine baskın gelmeyecek biçimde yakın olması. Göz önünde bulundurmak. Denk olmak.

Finding synonyms : finding of law, finding of fact, conclusion of law, refutal, inventions, discovery, palimsest, designation, end, estimation, falsification, hangovers, brainchildren, conclusion, deciders, adjudications, location, exploration, espial, arbitraments, fossil, consequence, carcase, hangover, procuring, refutation, sign, decisions, creation, uncovering, symptom, indication, localization.

Finding zıt anlamlı kelimeler, Finding kelime anlamı

Uninquiring : Sorular sorup durmayan. Daha fazla bilgi istemeyen. Meraklı olmayan.

Finding ingilizce tanımı, definition of Finding

Finding kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Esp. (pl.), that which a journeyman artisan finds or provides for himself. That which is found, come upon, or provided. As tools, trimmings, etc.