Farestage türkçesi Farestage nedir

  • Biletleri toplamak için kullanılan otobüs güzergahı bölümü.
  • Ücretin aynı olduğu otobüs güzergahı segmenti.
  • (ingiliz ingilizcesi) otobüs durağı.

Farestage ingilizcede ne demek, Farestage nerede nasıl kullanılır?

Are there any reduced fares : Muafiyet tarifeleri var mı.

Reduced fares : Muafiyet tarifeleri.

Fares : Yolcu. Yol paraları. Yolculuk ücreti. Yol parası. Bilet ücreti. Gıda. Yiyecek.

Airfares : Uçuş maliyeti. Uçak bileti ücreti. Uçakla yolculuk yapmak için alınan ücret.

Carfares : Otobüs vs bilet ücreti. Yol parası. Bilet ücreti (otobüs vs.). Bilet parası.

Warfares : Mücadele. Savaş hali. Harp. Savaş. Savaş durumu. Savaşım. Savaşma.

Fanfares : Tantana. Nefesli çalgıların hep birlikte çaldığı parça. Giriş müziği. Trampet temposu. Tören borusu. Fanfar.

Welfares : Refah. Esenlik. Yardım. Yoksullara yardım. Sosyal yardımlaşma. İyilik. Sıhhat. Gönenç. Mutluluk ve sağlık içinde yaşama.

Thoroughfares : Cadde. Geçit. Yerleşim yeri içindeki ana yol. Yol. Suyolu. Geçiş yolu. İşlek cadde.

İngilizce Farestage Türkçe anlamı, Farestage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Farestage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Family tree : Soyağacı. Hayatağacı. Aile ağacı. Aile şeceresi. Şecere. Aile kütüğü. Dil akrabalığı ağacı. Kodak kütüğü. Aile tarihçesi. Soy ağacı.

 

Sept : Yedinci. Uruk. Oymak. Yedi. Kabile.

Bloodline : Nesil. Soy kütüğü. Kan hattı. Soy. Aile şeceresi. Nesep. Aynı genetik kökenden olan hayvanların sürekli olarak yetiştiricilikte kullanılması.

Blood line : Kan hattı. Nesil. Doğrudan atalar sırası. Jenerasyon.

Origin : Kök. Nereden. Başnokta. Menşe. Mahreç. Herhangi bir malın üretildiği ya da dışsatımının yapıldığı yer. Bilgisayar, hukuk, fizik, kimya, uzay, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Başlangıç noktası. Bir şeyin dayandığı temel. Kaynak.

Kinship : Benzerlik. Yakınlık. Birbirine benzerlik. Kandaşlık. Karabet. Hısımlık. Birbirlerine karşı birtakım toplumsal, ekonomik, kültürel ilişki ya da yükümlülükleri olan akrabaların oluşturdukları düzen. bk. akraba, babayanlı akrabalık, anayanlı akrabalık, sınıflayıcı akrabalık, atasoylu akrabalık. Akrabalık. Birden çok sayıda kişi arasında gerçek ya da varsayılan dünürlük, hısımlık ilişkileri.

Kinfolk : Kan bağı. Akraba. Akrabalık. Hısım.

Line : İçini kaplamak. Astarlamak. Hat. Dizmek. Özellikle pelajik balıkların avlanmasında kullanılan, yemli 2-7 iğneden oluşan olta takımı. Satır. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Çizgi çizmek. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Oyun alanının sınırlarını belirten boyalı şerit.

 

Birth : Doğuş. Doğma. Soy. Başlangıç. Türe özgü normal gebelik süresi sonunda yavrunun ve plasentanın döl yatağı içi ortamdan dış ortama geçiş süreci, yavrulama. Yeni bir bebeğin dünyaya geliş olayı. Neşet. Doğurma. Nesil.

Pedigree : Soy. Bir bireyin soyunu, geçmişten bugüne kadar gösteren çizelge. Nesil. Silsile. Safkan. Biyoloji, tarih, veterinerlik alanlarında kullanılır. Safkan evcil hayvan. Köken. Bir soyun, en uzak atasından başlayarak son üyesine değin bireylerini gösterir çizelge. Şecere.

Farestage synonyms : line of descent, family relationship, blood, side, phratry, lineage, ancestry, family, relationship, family line, genealogy, descent, folk, kinsfolk, stock, stemma.