Favoured türkçesi Favoured nedir

Favoured ingilizcede ne demek, Favoured nerede nasıl kullanılır?

Most favoured nation clause : En çok kayrılan ülke hükmü. Uluslararası ticarette bir ülkeye sağlanan ayrıcalıkların ticaret yapılan tüm ülkelere sağlanacağını ifade eden ve gümrük ve tarifeler genel anlaşmasıyla uygulanmaya başlayan ve daha sonra dünya ticaret örgütüyle de izlenilen ilke. Ençok kayırılan ülke ilkesi.

Most favoured nation tariff : Bir ülkenin kimi başka ülkelere tanıdığı ve en çok kayrılan ulus kuralı antlaşması olan bütün ülkeler mallarına uyguladığı ödünlerin tümünden oluşan bildirmelik. En çok kayrılan ulus bildirmeliği. En çok kayrılan ülke tarifesi. En ziyade müsaadeye mazhar millet tarifesi.

Most favoured nation treatment : En çok kayrılan ulus işlemi. Bir ülkenin başka bir ülke kökenli ya da o ülkeden gelen bir mala tanıdığı her çeşit çıkar, yeğlik, ayrıcalık ve bağışıklığı, bir uluslararası antlaşma gereğince, bu antlaşmaya katılan başka bir ülkeye de uygulaması. (bu terim gümrük alanında, ödün çizelgesinin uygulanması konularında kullanılır.).

Ill favoured : Çirkin.

Well favoured : Yakışıklı. Güzel.

 

In favour of : -in avantajına. -in yararına. -in çıkarına. Leyhine. Lehine. Lehinde. Yanında. Yararına.

Favour tariff : İkramlı tarife.

Favour with : Vermek.

Favourers : İyiliksever. Yardımda bulunan kimse. Zenginlik ve başarıyı geliştirmeye yardımcı olan veya destekleyip yardım eden kimse. İyilik eden kimse. İyikalplilikle veya arkadaşlıkla saygı duyan ve takdir eden kimse. Başkasının iyiliğini isteyen (ayrıca favorer).

Do the favour : Lütfetmek.

İngilizce Favoured Türkçe anlamı, Favoured eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Favoured ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Well favored : Yakışıklı. Güzel.

Spicy : Edepsiz. Acılı. Esprili. Nükteli. Cazip. Muzır. Kokulu. Şık. Çekici.

Spiced : Baharatlanmış. Baharatlı. Kokulu.

Concessionairy : Ruhsat. Ayrıcalık.

Have the upper hand : Üstün pozisyonda. Kontrolü ele geçirmek. Üstünlüğü ele geçirmek. Üstün gelmek. Büyük avantaj sağlamak. Kontrol elinde. Galip gelmek. Alt etmek.

Inner : Gizli. İçerdeki. Manevi. İçerideki. Ruhsal. Saklı (anlam vb). Deruni. İç. İçteki.

Appetizing : İstek uyandıran. İştahlandıran. İştah açıcı.

Spiciest : Çeşnili. Çekici. Muzır. Kokulu. Şık. Cazip. Esprili. Nükteli. Açık saçık.

Featured : Önem verilen. Özellik taşıyan. Özel dikkat ve özen gösterilen. Öne çıkan. Belirtilen özellikleri taşıyan.

Beautiful : Güzel. Dilber. Harika. Gül gibi. Tatlı. Ahım şahım. Hoş. Gökçe. Biçimli. Ahu gibi.

Favoured synonyms : better looking, ill favored, specific, delicious, good looking, flavorsome, propitious, exclusive, fave, fine looking, flavoured, favourable, handsome, flavored, cliquier, cliquey, favorable, specifical, ugly, has the upper hand, cliquy, gustable, privileged, favored, full bodied, concessionary, flavorful, expedient, daintiest, concessional, cliquiest, appetising, delicate.

 

Favoured zıt anlamlı kelimeler, Favoured kelime anlamı

Ugly : Nahoş. Suratsız. Kötü. Ters. Huysuz. Sakil. Çirkin. Pis. Bet. İğrenç.

Beautiful : Biçimli. Tatlı. Ahım şahım. Güzel. Harika. Nefis. Hoş. Gökçe. Zarif. Ahu gibi.