Favourer türkçesi Favourer nedir

  • Yardımda bulunan kimse.
  • Zenginlik ve başarıyı geliştirmeye yardımcı olan veya destekleyip yardım eden kimse.
  • İyilik eden kimse.
  • Başkasının iyiliğini isteyen (ayrıca favorer).
  • İyiliksever.
  • İyikalplilikle veya arkadaşlıkla saygı duyan ve takdir eden kimse.

Favourer ingilizcede ne demek, Favourer nerede nasıl kullanılır?

Favourers : Başkasının iyiliğini isteyen (ayrıca favorer). İyilik eden kimse. İyikalplilikle veya arkadaşlıkla saygı duyan ve takdir eden kimse. Zenginlik ve başarıyı geliştirmeye yardımcı olan veya destekleyip yardım eden kimse. İyiliksever. Yardımda bulunan kimse.

Favoured : Kayırılan. Lezzetli. Ayrıcalıklı. Tercih edilen. Yeğlenen. Tat verilmiş. Avantajlı. Özellikli. İltimaslı. Baharlı.

Ill favoured : Çirkin.

Most favoured nation clause : Ençok kayırılan ülke ilkesi. Uluslararası ticarette bir ülkeye sağlanan ayrıcalıkların ticaret yapılan tüm ülkelere sağlanacağını ifade eden ve gümrük ve tarifeler genel anlaşmasıyla uygulanmaya başlayan ve daha sonra dünya ticaret örgütüyle de izlenilen ilke. En çok kayrılan ülke hükmü.

Most favoured nation tariff : En ziyade müsaadeye mazhar millet tarifesi. Bir ülkenin kimi başka ülkelere tanıdığı ve en çok kayrılan ulus kuralı antlaşması olan bütün ülkeler mallarına uyguladığı ödünlerin tümünden oluşan bildirmelik. En çok kayrılan ulus bildirmeliği. En çok kayrılan ülke tarifesi.

 

As a favour : İyilik olarak.

Do the favour : Lütfetmek.

Favour tariff : İkramlı tarife.

In favour of : Leyhine. -in avantajına. Lehinde. Lehine. Yararına. -in yararına. -in çıkarına. Yanında.

Find favour : Rağbet görmek.

İngilizce Favourer Türkçe anlamı, Favourer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Favourer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Benefactrixes : Bağışçı. Velinimet. Hayırsever.

Preferred : Tercih nedeni. Tercih edilen. Öncelikli. Tercihli. Rüçhanlı. İstenen. Ayrıcalıklı. İmtiyazlı. Gözde. Tercih edilmiş.

Elevate : Yükseltmek. Yüceltmek. Namluya yükseliş vermek. Cesaretlendirmek. Terfi ettirmek. Kaldırmak. Aklı veya ruhu geliştirmek.

Benefactrices : Velinimet. Bağışçı. Hayırsever.

Benefactor : Muhsin. Bağışçı. İyilikçi. Hayır sahibi. Hayırsever. Velinimet. İyilik eden. Yardımsever.

Accommodating : Uyumlu. Yardımcı. Yerleştirme. Yardımsever. Değişime açık. Uysal. Değişmeye hazır. Yumuşak başlı. Mezhebi geniş.

Beneficent : Hayırsever. İyilikçi. Hayır sahibi. Cömert. Yardımsever. İyi. Hayırlı.

Pet : Oynaşmak. Sevişmek. Kıymetli. Sevgili. Ev hayvanı. Evde beslenen hayvan. Sevmek. Gözde. Şımartmak.

Humanitarian : Yardımsever kimse. İnsani. İnsanlara yardım etmek isteyen kimse. İnsancıl. İnsancıl (kimse). İnsancıl kimse. Yardımsever. İnsancı. İnsanlara yardım etmek isteyen.

Favorers : Başkasının iyiliğini isteyen (ayrıca favourer).

Favourer synonyms : preferent, loved, advantage, benefactresses, promote, favorite, favourers, obliger, advance, big hearted, benefactors, best loved, prefer, charitable, favor, kick upstairs, favourite, upgrade, humane, obligers, favorer, bighearted, raise.

 

Favourer zıt anlamlı kelimeler, Favourer kelime anlamı

Unloved : Beğenilmemiş. Sevilmemiş.

Demote : Alçalt. İndir. İndirge. Rütbesini indirmek. İndirgemek. Aşağı dereceye indirmek. Alt sınıfa indirmek.

Disadvantage : Çekince. Yarar yitimi. Dezavantaj. Götürü. Zarar. Sakınca. Zarar vermek. Kayıp. Bir kişi, nesne, durum ya da koşula karşı olan, başarı ya da kazançta engelleyici etkisi bulunan özellikler. Mahzur.