Feel up türkçesi Feel up nedir

  • Okşamak.
  • Çimdik atmak.
  • Kendini uygun hissetmek.
  • Elle sarkıntılık etmek.
  • Hazır olmak.
  • Havasında olmak.
  • Sıkıştırmak.
  • Pandiklemek.
  • Parmak atmak.
  • El atmak.

Feel up ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't feel up to going today.
Turkish: Ali bugün gidecek kadar güçlü hissetmiyor.

English: I don't feel up to eating anything tonight.
Turkish: Bu gece canım bir şey yemek istemiyor.

English: I don't feel up to it.
Turkish: Onu yapacak halim yok.

English: Ali doesn't feel up to going out today.
Turkish: Ali dışarı çıkacak kadar güçlü hissetmiyor.

English: Ali doesn't feel up to eating anything today.
Turkish: Ali bugün bir şey yiyecek kadar güçlü hissetmiyor.

Feel up ingilizcede ne demek, Feel up nerede nasıl kullanılır?

Feel : His. Acımak. Duymak. Görünmek. Duygu. Gibi gelmek. Anlamak. Temas. Dokunma hissi. Hissetme.

Feel up to : - için yeterince enerjik hissetmek. - için kendini yeterli hissetmek. Kendini belirli bir şeyi yapacak kadar güçlü hissetmek.

Feel up to it : Yapacak gücü olmak. Yapmak istemek.

Feel all right : Tamam olmak. İyi olmak. İyi hissetmek.

Feel an affinity for : Çok çekici bulmak. Birini çok çekici bulmak.

İngilizce Feel up Türkçe anlamı, Feel up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Feel up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Have a bash : Girişmek. Teşebbüs etmek. İlk defa denemek. İlk kez denemek. Bir denemek.

Astringe : Kabız. Sıkmak. Büzmek.

Bombarded : Soru yağmuruna tutmak. Gülle yağdırmak. Dövmek. Üzerine varmak. Bombardıman etmek. Topa tutmak. Bombardıman yapmak. Bombalamak. Yağmuruna tutmak.

Caressed : Öpmek. Kucaklamak. Sevmek.

Caresses : Okşama. Sevmek. Kucaklama. Öpmek. Okşayış. Kucaklamak. Sıvazlamak. Öpme.

Pinch : Yakalamak. Çimdiklemek. Acı vermek. Acıtmak. Vurmak (ayakkabı). Kıstırmak. Kaldırmak. Aşırmak. Ele geçirmek. Tutam.

Besieges : Etrafını almak. Başına üşüşmek. Yağmuruna tutmak (argo terim). Kuşatma altında tutmak. Çevirmek. Çevresini sarmak. Yağmuruna tutmak. Kuşatma altına almak. Muhasara etmek.

Bombarding : Bombardıman yapmak. Soru yağmuruna tutmak. Bombardıman etmek. Bombalamak. Topa tutmak. Üzerine varmak. Gülle yağdırmak. Yağmuruna tutmak. Dövmek.

Clawed : Pençe atmak. Tırmalanan. Kapışmak. Tırmalanmış. Çekmek (zorlukla). El uzatmak. Yırtmak. Pençeli. Tırmalamak.

Lay hands on : Kapmak. Yakalamak. -e dokunmak. Ele geçirmek. Yakalamak (cezalandırmak veya dövmek için). Zor kullanmak. Bulmak. Elleriyle dokunmak. Tutmak.

Feel up synonyms : claws, be up for, fondle, dandled, gooses, canoodle, nip, alert, fallen back on, bombard, dandle, be in the mood, brews, nipped, awaits, goosed, besieging, bombards, stand by, clawing, bear against, besiege, leap at, dandles, seise, standing by, flatters, have an air of, fell back on, be present, be ready, make trouble, goosing.