Fenikmek nedir, Fenikmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Başı dönmek.

Bunalmak, yarı baygınlık geçirmek, sıkıntı basmak.

Ağlamaktan ya da bağırmaktan yorgun düşmek.

Solumak, tık nefes olmak.

Açlıkdan bayılacak gibi olmak, gözü dönmek.

Azıkmak.

Sinmek, çekinmek.

Ürkmek.

Acele etmek.

Telâşlanmak, heyecanlanmak.

Yalvarmak.

Can atmak, çırpınmak (elde etmek, ulaşmak için).

Fenikmek anlamı, kısaca tanımı

Fenik : Alman markının yüzde biri. Çok az para

Yüreği fenikmek : Yüreği çarpmak.

Heyecanlanmak : Herhangi bir nedenle güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenmek, heyecana gelmek, coşmak.

Heyecanlanma : Heyecanlanmak işi.

Telaşlanmak : Sıkıntı duyarak acele etmek, endişelenmek, telaş etmek.

Telaşlanma : Telaşlanmak işi.

Heyecanla : Heyecanlı, çok istekli bir biçimde.

Çırpınmak : Acı ile debelenmek. Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak. Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek. Çok istenilen bir şeyi gerçekleştirebilmek için aşırı derecede çaba harcamak. Ne yapacağını şaşırmış bir durumda üzülmek ve telaşlanmak.

Yalvarmak : Birinden ısrarlı bir biçimde, kendine acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde bir şey istemek.

Baygınlık : Baygın olma durumu. Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu.

 

Bunalmak : Soluk alması güçleşmek. Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak.

Yalvarma : Yalvarmak işi.

Çekinmek : Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak. Bir şey sürünmek.

Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

Çırpınma : Çırpınmak işi.

Bağırmak : İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak. Yüksek sesle azarlamak. Kendini belli etmek.

Telaşla : Telaşlı bir biçimde.

Solumak : Nefes alıp vermek. Sık ve kesik soluk alıp vermek. Zorlanmak, gücünün hepsini harcamak.

Ulaşmak : Varmak, gelmek. Birbirine katılmak, dökülmek. Elde etmek, erişmek. Yetişmek.

Ağlamak : Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.

Diğer dillerde Fenidon anlamı nedir?

İngilizce'de Fenidon ne demek ? : phenidone