Fesses türkçesi Fesses nedir

  • Hanedanlık arması üzerinden çapraz şekilde geçen geniş şerit.

Fesses ile ilgili cümleler

English: Whip him until he confesses.
Turkish: İtiraf edene kadar onu kırbaçlayın.

Fesses ingilizcede ne demek, Fesses nerede nasıl kullanılır?

Confesses : Söylemek. İkrar etmek. Günah çıkartmak. Kabullenmek. Günah çıkarmak. Kabul etmek. İtiraf etmek.

Professes : İlan etmek. Öğretmek. Açıkça söylemek. İtiraf etmek. Açıklamak. Meslek icra etmek. Profesörlük yapmak. Yapmak. İleri sürmek. İddia etmek.

A fault confessed is half redressed : Zararın neresinden dönersen kardır. Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir.

Confessed : Açık. Kimseden gizlemeyen. Aleni.

Confessedly : İtiraf edildiği gibi. İtirafı ile. Açık bir şekilde.

Acceptability of confession : Adliye mahkemesinde ikrarın güvenirliği. Adliye mahkemesinde ifadenin geçerliliği. İtirafın kabul edilebilirliği.

Professed : İtiraf edilmiş. Açık olan. Açıkça söylenmiş. İnançlı. Sözde. İddia edilen. Açıklanmış.

Adjunct professor : Misafir profesör.

Professedly : Güya. Açıktan açığa. Açıkça. İddaaya göre. Sözde. İddialara göre. İddiaya göre. İtiraf ettiği gibi. İddia edildiğine göre.

Fessing : Fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi. Hanedan armasının çevresini saran geniş şerit.

 

İngilizce Fesses Türkçe anlamı, Fesses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fesses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Vas : Damar. Damarsal. Damarlı. Kanal. Vücut sıvısının içinde dolaştığı kanal (anatomi terimi). Vasküler. Vaz. Arna.

Vascular system : Ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan sistem. iletim sistemi, damar sistemi. Vasküler sistem. İletim sistemi. Hayvanlarda kan ve lenf sıvısının taşındığı sistem. ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan sistem, iletim sistemi, vasküler sistem. Damar sistemi. Damar jüyesi.

Financial loss : Mali kayıp. Maddi bilanço. Maddi kayıp. Maddi hasar.

Losings : Kaybeden. Kazançlı olmayan. Kaybetme. Kaybediş. Zarar gören. Kaybetmiş.

Tube : Tüp. İçlastik. Deney tüpü. Motorlu taşıtlarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde yeralan ve içine hava doldurulan lastik. Radyo ışıtacı. Boru. Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Uzun, içi boş ve bir ucu kapatılmış boru. 2-yüksek basınçtaki gazların içinde saklandığı özel metal kap (bunlara bomba da denir.). Yeraltı treni.

Blood vessel : Kalpten dokulara ve oradan kalbe kan dolaşımının gerçekleştiği yapılar. Damar. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Reg. İçinde kanın dolaştığı belirli duvarlan olan damarlar. Kan damarı.

Fesses synonyms : tube shaped structure.

Fesses zıt anlamlı kelimeler, Fesses kelime anlamı

Winnings : Kumarda kazanılan para. Kazanç. Kazanç (para olarak). Kazanılan para.

Greater : Büyük. Daha büyük. Boyut veya alan olarak daha geniş. Daha önemli olan.