Professes türkçesi Professes nedir

  • Açıkça söylemek.
  • İleri sürmek.
  • Açıklamak.
  • İddiasında bulunmak.
  • İcra etmek (meslek).
  • Profesörlük yapmak.
  • Öğretmek.
  • İddia etmek.
  • İtiraf etmek.
  • Taslamak.
  • Yapmak.
  • İlan etmek.
  • Meslek icra etmek.
  • Savlamak.

Professes ingilizcede ne demek, Professes nerede nasıl kullanılır?

Professed : Açık olan. Açıklanmış. Açıkça söylenmiş. Sözde. İddia edilen. İtiraf edilmiş. İnançlı.

Professedly : Açıktan açığa. İddialara göre. İddiaya göre. İddia edildiğine göre. Açıkça. Güya. İddaaya göre. Sözde. İtiraf ettiği gibi.

Profess : İcra etmek (meslek). Meslek icra etmek. Profesörlük yapmak. İlan etmek. İleri sürmek. Savlamak. Açıkça söylemek. Taslamak. Öğretmek. İddia etmek.

Professing : İddia etmek. İcra etmek (meslek). İddia etme. Profesörlük yapmak. Öğretmek. Açıkça söylemek. Açıklama. Yapmak. İtiraf etmek.

Profession : İtiraf. Meslek. Kelime i şahadet. İş. Belli bir meslek üyeleri. İşkolu. Açıklama. Uzmanlık alanı. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Sanat.

Professional actor : Uğraştan oyuncu. Oyunculuk eğitiminden geçmiş, meslek olarak oyunculuğu seçmiş, yaşamını oyunculukla kazanan erkek ya da kadın oyuncu.

Professional chambers : Meslek odası. Ticaret ve sanayi alanlarında etkinlikte bulunanları aynı çatı altında toplayan kuruluş. Meslek odaları.

 

Professional group : Meslek grubu. Aynı tür etkinlikte bulunan insanlardan oluşan topluluk.

Professional folklorist : Uğraşman halkbilimci. Halkbilim alanında yüksek öğretim yapmış, gücünün büyük bir bölümünü bu alanla ilgili bilimsel araştırma, çalışma, inceleme ve yayınlara yöneltmiş olan kişi. bk. halkbilimci, özengen halkbilimci.

Professional : Profesyonel. Fikir işçisi. Kararlı. Meslekten yetişme. Meslek. Mütehassıs. Azimli. Uzman. Para için yapan kimse. Para için yapan.

İngilizce Professes Türkçe anlamı, Professes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Professes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bill : Denize uzanan kara parçası. Tahvil. Yasa tasarısı. Keser. Cetvel. Fatura. Alım ve satım işlemlerinde satıcı tarafından düzenlenerek alıcıya verilen, satılan malın miktarını, cinsini, niteliklerini, fiyatını ve dış ticaret söz konusu olduğunda teslim ve ödeme biçimini de gösteren belge. Gaga. Burun.

Posed : Sormak. Soru sorarak şaşırtmak. Poz verdirmek. Poz vermek. Tavır takınmak.

Affirming : Söylemek. Beyan etmek. Onaylamak. Bildirmek. Doğrulamak.

Clarifying : Süzmek. Aydınlatan. Aydınlığa kavuşturmak. Temizlenmek. Berraklaştırma. Berraklaşmak. Arınmak. Berraklaştırmak. Temizlemek.

Account for : Sebebi belirtmek. Sebebi olmak. Hesaba katmak. Açıklamasını yapmak. Hesap vermek. Açıklama getirmek. İzah etmek. Anlatmak. İzahat vermek.

Claim : Hak talebinde bulunmak. Hak talep etmek. İstek. Talep etmek. İddia. Bir paranın ödenmesi, bir malın teslimi veya bir işin görülmesini karşı taraftan isteme hakkı. bilançonun aktifinde yer alan ve vadesi gelince kazanılacak para. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İstemek. Sahip çıkmak. Talepte bulunmak.

 

Allows : Fikrinde olmak. Vermek. Bırakmak. Ayırmak. Koyvermek. İndirim yapmak. Kabul etmek. Hesaba katmak. İzin vermek.

Acquit oneself : Yerine getirmek. Görevini yapmak.

Asserted : Öne sürmek. Söylemek. İddia edilen. İleri sürülen. Savunmak (hak).

Feign : Davranışta göstermek. Taklit etmek. Uydurmak. Yalandan yapmak. Vurmak. Numarası yapmak. Gibi görünmek (yapar). Gibi yapmak. Rol yapmak.

Professes synonyms : full professor, regius professor, asserting, evangelizes, argued, academician, dissimulates, avow, associate professor, admits, avouches, inculcate, advertize, clearing up, academic, clarifies, carry on, bring out, advertizes, posing, clarified, edifies, indoctrinated, avouched, come close, accounted, avows, annunciating, faculty, indoctrinate, avouching, avow oneself, blaze abroad.

Professes zıt anlamlı kelimeler, Professes kelime anlamı

Disclaim : İnkar etmek. Onaylamamak. Tanımamak. Tekzip etmek. İddiadan vazgeçmek. Danmak. Kabul etmemek. Yadsımak. Feragat etmek. Yalanlamak.

Deny : Yadsımak. İnkar etmek. Yoksun bırakmak. Esirgemek. Danmak. Reddetmek. Yalanlamak. Yoksamak. Kaçınmak. Mahrum etmek.