Allows türkçesi Allows nedir

Allows ile ilgili cümleler

English: A passport identifies you as a citizen of a country and allows you to travel to foreign countries.
Turkish: Bir pasaport sizi bir ülkenin bir vatandaşı olarak tanımlar ve yabancı ülkelere seyahat etmene imkan verir.

English: Kawa is an implementation of Scheme for JVM that allows to take advantage of all the Java’s libraries.
Turkish: Kawa bir JVM(Java Sanal Makinesi) gerçekleştirme projesidir.Bu bütün Java kütüphanelerini avantajlı bir şekilde kullanmaya izin verir.

English: Esperanto allows us to embrace the world.
Turkish: Esperanto, dünyayla kucaklaşmamızı sağlıyor.

English: A true democracy allows free speech.
Turkish: Gerçek demokrasi ücretsiz konuşma sağlar.

English: His higher salary allows him to live comfortably.
Turkish: Onun yüksek maaşı rahat bir şekilde yaşamasını sağlıyor.

Allows ingilizcede ne demek, Allows nerede nasıl kullanılır?

All hallows : Azizler yortusu. 1 kasım'da tüm azizlerin şerefine kutlanan kilise yortusu. Cadılar bayramı.

All hallows day : Azizler yortusu. Cadılar bayramı günü. 1 kasım'da tüm azizlerin şerefine kutlanan kilise yortusu.

 

Allhallows : Azizleri şereflendiren kilise bayramı (1 kasım'da kutlanır). 1 kasım yortusu. All saints' day. Cadılar bayramı. Azizler yortusu.

Disallows : İnkar etmek. Menetmek. Kabul etmemek. Saymamak. İzin vermemek. Reddetmek. Müsaade etmemek. İptal etmek. Golü iptal etmek.

Fallows : Nadas. Nadasa bırakmak. Devetüyü. Nadasa bırakılan toprak. Yoz. Devetüyü rengi. (toprak) nadasa bırakılmış. Ekilmemiş. Nadas etmek. Nadasa bırakılan arazi.

Gallows : Darağacı.

Gallows trees : İdam sehpası. Darağacı.

Gallows humour : Kara mizah. Darağacı mizahı.

Hallows : Kutsamak. Kutsal saymak. Takdis etmek.

Gallows tree : Darağacı. İdam sehpası.

İngilizce Allows Türkçe anlamı, Allows eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Allows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stand : Direnmek. Kalmak. Sineye çekmek. Gitar sehpası. Desteklemek. Ayağa kalkmak. Statif. Devam etmek. Üçayak. Ayakta dikilmek.

Include : Kapsamak. Dahil etmek. İçine almak. Katmak. Yer vermek. İçermek. Kapsamına almak. Kaplamak.

Administer : Yönetmek. Vermek (ilaç, ceza vb). Tedvir etmek. Verdirmek. Ettirmek. Hizmet etmek. Sağlamak. Tayin etmek. Vermek (ilaç veya ceza vb). Uygulamak.

Endure : Katlanmak. Çekmek. Var olmak. Sürmek. Acıya dayanmak. Devam etmek. Sabretmek. Dayanmak. Tahammül etmek. Uzun süre dayanmak.

Allot : Pay etmek. Kura ile belirlemek. Hisselere ayırmak. Vermek (süre). Hisseye ayırmak. Paylaştırmak. İfraz etmek. Tanımak (süre). Bölüştürmek.

Intromit : Yerleştirmek. Yollamak. Eklemek. Göndermek.

Take cognizance of : Dikkate almak. -e önem vermek. Önem vermek. -e dikkat etmek.

 

Authorise : Yetkili kılmak. Ruhsat vermek. Memur etmek. Yetki vermek. Yetkilendirmek. Onaylamak. Salahiyet vermek.

Authorizes : Salahiyet vermek. Yetki vermek. Onaylamak. Yetkili kılmak. Ruhsat vermek. Yetkilendirmek. Memur etmek.

Allows synonyms : allow in, have the intention of, put up, figure on, cerebrated, authorising, let it all hang out, be in the clear, keep in view, slacking, be worried, decriminalise, acknowledging, cutdown, take into account, authorize, bear in mind, acceded, allocating, account, admit, regarded, made allowances for, trust, accepts, favour, let go, authorizing, accede, allocate to, acquiescing, considers, appropriated.

Allows zıt anlamlı kelimeler, Allows kelime anlamı

Refuse : Bir fiziksel ya da kimyasal süreçte işlenen özdeklerin, artakalıp işe yaramayan bölümü. yeniden eritilip dökülebilir, bozuk dökme metaller. Refüze etmek. Kaçınmak. Döküntü. Cerh etmek. Süprüntü. Kabul etmemek. İzin vermemek. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Direnmek.

Criminalise : Suçlu ilan etmek. Suçlu muamelesi yapmak. Bir kimseyi suçlu duruma düşürmek. Yasadışı yapmak. Suçlu yaratmak. İllegal ilan etmek. Mücrimleştirmek. Bir kimseye suçlu muamelesi yapmak (ayrıca criminalize). Yasadışı olarak duyurmak. Yasaklamak.

Forbid : Haram etmek. Memnu kılmak. Olanak vermemek. Engel olmak. Yasaklamak. Menetmek. Men etmek. Yasak etmek.

Allows antonyms : outlaw, disallow, criminalize, reject, prevent.