Fie türkçesi Fie nedir

  • Yuh!.
  • Yuh.
  • Ayıp!.

Fie ile ilgili cümleler

English: A big tree in the field was struck by lightning.
Turkish: Alandaki büyük bir ağacı yıldırım çarptı.

English: A fierce battle took place at Monte Cassino.
Turkish: Monte Cassino'da şiddetli bir savaş oldu.

English: A fierce dog attacked the girl.
Turkish: Vahşi bir köpek kıza saldırdı.

English: A flock of sheep was grazing in the fields.
Turkish: Bir koyun sürüsü tarlalarda otluyordu.

English: A field of grass can be quite beautiful.
Turkish: Bir çim alan oldukça güzel olabilir

Fie ingilizcede ne demek, Fie nerede nasıl kullanılır?

Fie upon you : Ayıp be. Yuh.

Fief : Has. Derebeylik düzeninde bir beyin, kendi üstünde yer alan başka bir beye (ya da egemen güce) bağlılığı kabul etme ve belirli hizmetler yapma karşılığında iyesi olabildiği bir toprak parçası. Tımar. Yurtluk. Zeamet. İkta.

Fiefdom : Arazinin sahibine hizmet eden köleler tarafından çalışılan ekili alan. Bir feodal lordun mülkü veya arazisi. Tımar veya tımar sahipliği. Tımar. Baskın bir grup veya insan tarafından kontrol edilen her türlü kuruluş veya mal mülk. Derebeylik.

Fiefdoms : Arazinin sahibine hizmet eden köleler tarafından çalışılan ekili alan. Tımar. Baskın bir grup veya insan tarafından kontrol edilen her türlü kuruluş veya mal mülk. Derebeylik. Tımar veya tımar sahipliği. Bir feodal lordun mülkü veya arazisi.

 

Fiefs : Yurtluk. İkta. Zeamet. Tımar. Has.

Field ambulance : Sahra ambülansı. Savaş alanında yaralı askerleri toplayan askeri ambulans.

Field application engineer : Bir iş alanında çalışan ve pratik uygulamalar yapan mühendis (teorik çalışmanın zıttı). Saha uygulama mühendisi. Fae. Saha mühendisi.

Fiegarch model : Fıegarch modeli.

Field block anaesthesia : Hat blok anestezi. Yerel infiltrasyon anestezisi sırasında anestezik maddenin kesi yapılacak hat boyunca enjekte edilmesi biçiminde uygulanan anestezi tekniği.

Field : Top atmak (kriket). Ayaktopu oyununun oynandığı, uzunluğu en az 90, en çok 120, genişliği ise en az 45, en çok 90 m. olan toprak ya da çimle kaplı düz yer. Arazi. Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak. Cevaplandırmak. Sahaya çıkarmak. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü. Oyun alanı. Cevabı yapıştırmak. Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik.

İngilizce Fie Türkçe anlamı, Fie eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fie ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drown : (suda) boğulmak. Boğmak. Boğulmak. Suda boğmak. Suda boğulmak. Dağıtmak. Bastırmak. Boğulmak (suda). Batırmak.

Localise : Belirli bir yer ile sınırlandırmak. Yerelleştirmek. Sınırlamak. Saptamak. Dna dizisi içinde belirli bir genin yerini belirlemek (ayrıca localize). Yerini saptamak. Yerini belirlemek. Mekansallaştırmak. Birşeyin (belirli bir yerden) çıkmasını önlemek. Belirli bir yere sınırlamak.

 

Break : Kırmak. Fırsat. Ara. Ağarmak. Kırma. Kaçmak. Bitmek. Dalmak. Çözmek. Tutmamak.

Choke : Bastırmak. Ölmek. Boğulmak. Boğazını sıkmak. Baskılamak. Kısmak. Boğarak öldürmek. Boğmak. Boğma. Durdurmak.

Face : Surat. Karşı olmak. Astarlamak. Bakmak. Yönelmek. Kaplama yapmak. İtibar. Çehre. Yüz. Yüzey.

Succumb : Yenik düşmek (hastalığa). Boyun eğmek. Yenilmek. Direnememek. Çökmek. Ölmek. Karşı koyamamak. Dayanamamak. Pes etmek. Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek.

Fail : Zayıf not. Yapmamak. Çaktırmak. Becerememek. Başarısız olmak. Kuvveti kesilmek. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Batmak. Suya düşmek.

Line : Tenis, futbol, bilgisayar, bilişim, masa tenisi, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Oyun alanını bölen, sınırlayan, belirleyen boyadan şerit. İçini kaplamak. Özellikle pelajik balıkların avlanmasında kullanılan, yemli 2-7 iğneden oluşan olta takımı. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Düzdizim çizgisi. Dizmek. Çizgi çizmek. Doldurmak. Kaplamak.

Run along : Uzanmak. (bir yerden dışarı) çıkmak veya gitmek. (bir yeri) terketmek. Boyunca gitmek. Gitmek. Geçinmek.

Look : Görmek. Ümit etmek. Görünüş. Görünmek (güzel veya hasta vb). Bakmak. Bakış. Aramak. Ummak. İyileşmek. Göstermek.

Fie synonyms : look out over, cash in one's chips, pip out, look across, look out on, buy the farm, point, conk out, localize, underlie, go, rest, pass away, overlook, back, boo, nestle, dominate, intervene, pop off, give out, kick the bucket, go bad, overtop, front, decease, buy it, cap, booing, head, top, starve, turn.

Fie zıt anlamlı kelimeler, Fie kelime anlamı

Survive : Kurtulmak. -den sağ kurtulmak. Dayanmak. Atlatmak. Ayakta kalmak. Geriye kalmak. Göğüs germek. Hayatta kalmak. Sağ salim çıkmak. Kalmak.

Be born : Doğmak. Gözlerini açmak. Gözlerini dünyaya açmak. Dünyaya gelmek. Dünyaya gözlerini açmak.

Front : Önyüz. -e bakmak. Tavır. Örtübaşı. Yönelmek. Yol göstermek. Cephelenmek. Önde yer alan. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Maske.

Fie antonyms : back.

Fie ingilizce tanımı, definition of Fie

Fie kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An exclamation denoting contempt or dislike. [Bakınız: Fy].