Drown türkçesi Drown nedir

Drown ile ilgili cümleler

English: We drown in information but thirst for knowledge.
Turkish: Bilgi içinde boğulduk ama bilgiye susadık.

English: Our rented car broke drown during the journey.
Turkish: Kiralık arabamız yolculuk sırasında bozuldu.

English: You won't drown if you learn how to swim.
Turkish: Yüzmeyi öğrenirsen boğulmazsın.

English: Ali tried to drown himself in his bathtub.
Turkish: Ali kendini küvetinde boğmaya çalıştı.

English: A drowning man will catch at a straw.
Turkish: Boğulan bir insan saman çöpünü tutmaya çalışır.

Drown ingilizcede ne demek, Drown nerede nasıl kullanılır?

Drown out : Bastırmak. Gürültü ederek bir sesin işitilmesine engel olmak. Sesle bastırmak. Bir sesi daha yüksek bir sesle bastırmak. Sesini bastırmak.

Drownage : Boğulma.

Drowned : Boğulmuş. Su veya başka türlü bir sıvıya batmış.

Drowned in sleep : Ağır uykuya dalmış.

Drowned in tears : İki gözü iki çeşme. Gözyaşlarına boğulmuş.

Like a drowned rat : Sırılsıklam.

Drowner : Suda boğulmuş kimse. Boğulmuş kimse. Suya batmış olan.

Drow : İskoç mitolojisinde yeraltında yaşayan mistik periler.

Drownings : Boğulma. Gark.

 

Drowners : Boğulmuş kimse. Suda boğulmuş kimse. Suya batmış olan.

İngilizce Drown Türkçe anlamı, Drown eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drown ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bollix : Bozmak. Altüst etmek. Yok etmek. Perişan etmek. Berbat etmek. Saçmalık. İçine etmek. Saçma. Eline yüzüne bulaştırmak.

Bankrupt : Yükümlülüklerini yapmaya, borçlarını ödemeğe gücü olmayan ve bu nedenle batkınlıklarına karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler. Batkın. İflas. Batmış. İflas etmiş. İflas ettirmek. Müflis. Mahvolmuş.

Eliminate : Gidermek. Aradan kaldırmak. Çıkarmak. Yok etmek. - den kurtarmak. Bertaraf etmek. Elemek. Elemek (bir yarışçıyı). Elimine etmek. Atmak.

Decry : Zemmetmek. Yermek. Kötülemek. Kınamak. Azarlamak. Rezil etmek.

Apportions : Paylaştırmak. Pay etmek. Eşit olarak taksim etmek. Tevzi etmek. Tahsis etmek. Paylaştırma. Taksim etmek. Bölüştürmek.

Inundate : Su basmak. Sel basmak. Garketmek. Gark etmek.

Bankrupts : İflas etmiş. İflas etmiş kimse. Çökertmek. İflas. Müflis. Yoksun kimse. Mahvetmek. Batkın. Borcunu ödeyememiş.

Stifles : Zaptetmek. Gelişmesini engellemek. Bastırmak (bir duyguyu veya isyanı). Tutmak. Soluk almasını engellemek. Soluk almasını zorlaştırmak. Tıkanmak.

Decried : Azarlamak. Kınamak. Yermek. Rezil etmek. Kötülemek. Zemmetmek.

Smothering : Yenilmek. Boğarak öldürme. Boğucu. Kontrol altına almak. Boğma. Boğarak öldürmek.

Drown synonyms : asphyxiate, breaks, apportion, crack up, be on the rampage, burked, asphyxiated, smothers, dealing out, blooping, choke, decries, assuaging, inundating, alleviated, get rid of, bankrupted, gluts, assuages, be asphyxiated, spread over, appeasing, bestrewed, alleviating, cover, assuage, stifle, allocate, bestrewn, appease, allayed, bollixed, assuaged.

 

Drown zıt anlamlı kelimeler, Drown kelime anlamı

Be born : Dünyaya gelmek. Doğmak. Gözlerini dünyaya açmak. Dünyaya gözlerini açmak. Gözlerini açmak.

Drown ingilizce tanımı, definition of Drown

Drown kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be suffocated in water or other fluid. To overwhelm in water. To perish in water. To submerge. To inundate.