Drowned türkçesi Drowned nedir

  • Su veya başka türlü bir sıvıya batmış.
  • Boğulmuş.

Drowned ile ilgili cümleler

English: A girl drowned in the pond yesterday.
Turkish: Dün gölette bir kız boğuldu.

English: Ali and Mary probably drowned together.
Turkish: Ali ve Mary muhtemelen birlikte boğuldular.

English: Ali drowned in his neighbor's pool.
Turkish: Ali komşusunun havuzunda boğuldu.

English: Ali almost drowned in his neighbor's swimming pool.
Turkish: Ali neredeyse komşusunun yüzme havuzunda boğuluyordu.

English: Ali and Mary went on a cruise near Italy for their honeymoon, but the ship sank and Ali was drowned in his cabin.
Turkish: Ali ve Mary balayıları için İtalya yakınında vapurla seyahate çıktılar fakat gemi battı ve Ali kamarasında boğuldu.

Drowned ingilizcede ne demek, Drowned nerede nasıl kullanılır?

Drowned in sleep : Ağır uykuya dalmış.

Drowned in tears : Gözyaşlarına boğulmuş. İki gözü iki çeşme.

Drowned weir : Batık savak.

Like a drowned rat : Sırılsıklam.

Get drowned : Boğulmak.

Drowner : Suda boğulmuş kimse. Boğulmuş kimse. Suya batmış olan.

Drowns : Boğulmak. Suda boğulmak. Bastırmak. Boğulmak (suda). Suda boğmak. Boğmak. (suda) boğulmak. Batırmak. Dağıtmak.

Drowners : Boğulmuş kimse. Suya batmış olan. Suda boğulmuş kimse.

 

Drow : İskoç mitolojisinde yeraltında yaşayan mistik periler.

Drown : Boğulmak (suda). (suda) boğulmak. Bastırmak. Suda boğulmak. Suda boğmak. Dağıtmak. Batırmak. Boğmak. Boğulmak.

İngilizce Drowned Türkçe anlamı, Drowned eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drowned ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Thronged : Kalabalık.

Croak : Gaklamak. Vraklamak. Boğuk ses çıkarmak. Kurbağa sesi çıkartmak. Vaklamak. Nallamak. Karga gibi ötmek. Cavlamak. Gümlemek. Zıbarmak.

Pass away : Sona ermek. Geçirmek (vakit). Vefat etmek. Bir avuç toprak olmak. Dünyaya gözlerini yummak. Gitmek. Hayatını kaybetmek. Boşa harcamak. Göçmek. Ölmek.

Packed : Sıkıştırılmış. Ambalajlanmış. Tıka basa dolu. Kalabalık. Hıncahınç dolu. Paketlenmiş. Ağzına kadar dolu. Hıncahınç.

Go : Sonuçlanmak. Deneme. Bahse girmek. Koyulmak. Söylenmek. Devrolunmak. Gitme. Götürmek. İş görmek. Olmak.

Asphyxiated : Oksijensiz kalmış. Oksijensiz bırakmak. Boğmak.

Pass : Spor pas vermek. Briç pas demek. Dönüşmek. Derbent. Gezdirmek. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Futbol, bilgisayar, bilişim, iktisat, tarih, voleybol alanlarında kullanılır. Aşmak. Bildirmek. Açmak (kilit).

Flooded : Suyla kaplanmış veya su basmış. Taşmış. Su altında kalmış. Suyla kaplı. Su basmış.

Huddled : Yere yakın alçalma. Bir araya toplanmış. Kalabalıklaşmış. Çömelmiş.

Perish : Ocağı sönmek. Kırağı çalmak. Çürümek. Kaybolmak. Helak olmak. Bozulmak. Helak olmak (hayvan). Yok olmak. Mahvolmak. Can vermek.

Drowned synonyms : cash in one's chips, buy the farm, inundated, exit, choked, drop dead, jam packed, choke, pop off, food for fishes, jammed, decease, die, kick the bucket, conk, expire, strangled, snuff it, give up the ghost, whelmed.

 

Drowned zıt anlamlı kelimeler, Drowned kelime anlamı

Uncrowded : Tenha. Kalabalık olmayan. İnsanlarla dolu olmayan.

Be born : Dünyaya gelmek. Gözlerini açmak. Doğmak. Dünyaya gözlerini açmak. Gözlerini dünyaya açmak.