Filled türkçesi Filled nedir
Filled ile ilgili cümleler
English: A smell of lilies filled the room.
Turkish: Zambakların kokusu odayı doldurdu.
English: A crowd of 500 filled the theater.
Turkish: 500 kişilik bir kalabalık tiyatroyu doldurdu.
English: 20 boxes filled with pirate CDs and DVDs were found.
Turkish: Korsan CD ve DVD dolu 20 kutu bulundu.
English: After the botched gallbladder surgery, the patient was filled with bile, both figuratively and literally.
Turkish: Berbat safra kesesi ameliyatından sonra, hasta hem mecazi olarak hem de kelimenin tam anlamıyla, safra ile doluydu.
English: A rattlesnake's bite is filled with poison.
Turkish: Bir çıngıraklı yılanın ısırığı zehirle doludur.
Filled ingilizcede ne demek, Filled nerede nasıl kullanılır?
Filled a form : Bir belge veya başvuruyu dolduran. Verilen boşluklara istenen gerekli bilgileri yazmak suretiyle belgede istenen bilgileri sağlayan.
Filled arc : Dolu yay.
Filled band : Dolu bant.
Filled ellipse : Dolu elips.
Filled freeform : Dolu serbest form.
Filled in for him : Onun yerini alan.
Filled out : Cevap vermek (forma, müracata). Doldurmak.
Filled out a questionnaire : Bir anket veya incelemeyi dolduran veya cevaplayan.
Filled polygon : Dolu çokgen.
Filled in information : Önceden doldurulmuş bilgi.
İngilizce Filled Türkçe anlamı, Filled eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Filled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Fraughts : Endişeli. Endişe verici. Rahatsız edici. Yüklü. Hileli kullanım.
Stodgy : Cansız. Monoton. Sıkıcı. Geri kafalı. Hantal. Bodur. Ağır. Hareketleri ağır olan. Bıktırıcı. Kısa.
Fullest : Etine dolgun. Tam. Meşgul. Öz. Son. Elinden gelenin en iyisi. Geniş. Balıketi.
Stodgier : Sindirimi güç. Ağır. Kısa. Hareketleri ağır olan. Cansız. Bodur. Monoton. Hantal. Geri kafalı.
Fattest : En şişman. Kazançlı. Şişman. Bereketli. Yağlı. Besili. Şişko. Kilolu. Verimli.
Chubby : İri göğüslü veya dolgun veya balıketinde veya tombul (kadın). Dobişko. Hantal. Tombul. Ablak. Şişko. Tombiş.
Stodgiest : Cansız. Sıkıcı. Geri kafalı. Sindirimi güç. Hareketleri ağır olan. Monoton. Bodur. Hantal. Ağır. Kısa.
Satiate : Doyurmak. Tatmin etmek. Tıka basa yedirmek. Doymuş. Gına getirmek. Usandırmak. Tam doyuma ulaştırmak. Bıktırmak.
Jitney : Borsaya doğrudan erişimi olan bir simsarın erişimi olmayan bir simsar yerine alım satım gerçekleştirdiği yasal düzenleme. Sabit düzenli bir güzergah üzerinde yolculuk yapan ve düşük ücret alan küçük yolcu otobüsü. 5-sentlik amadeni para. Nikel (argo terim). Beş sentlik madeni para. Beş sent. Ruhsatsız taksi. Ücret karşılığında yolcu taşıyan motorlu taşıt.
Fraughting : Endişeli. Yüklü. Hileli kullanım. Rahatsız edici. Endişe verici.
Filled synonyms : crammed, goodliest, loaded, engaged, abounding, carnous, goodlier, brimful of, fulled, fraught, crowded, abundant, boldfaces, fatter, imbrued, covered with, gorged, a load of, fulls, chubbier, boldface, fraught with, welled, stuffed, buxom, shot through, full bodied, satiates, jitneys, filled up, goodly, full, lined.
Filled zıt anlamlı kelimeler, Filled kelime anlamı
Empty : Saçma. Boş. Yoksun. Boşuna. Akıtmak. Aç. Boşalmak. İçeriksiz. İçini boşaltmak.
Unoccupied : İşgal edilmemiş. Boşta gezen. İşsiz. Boş. Oturulmayan.

Bu kısımda Filled kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Filled ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Filled anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Filled ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.