Fullest türkçesi Fullest nedir

  • Meşgul.
  • Tok.
  • Dolu.
  • Son.
  • Etine dolgun.
  • Tam.
  • Bol.
  • Elinden gelenin en iyisi.
  • Öz.
  • Geniş.
  • Balıketi.

Fullest ingilizcede ne demek, Fullest nerede nasıl kullanılır?

Woefullest : En üzgün. En keder verici.

Fulled : Tam. Dolu şey. Yıkayıp çektirmek. Doluluk. Tok. Kalın. Dolu. Komple. Öz. Yıkayıp büzmek.

Fuller : Demirci çekici. Dinkleme makinesi. Demirci yuvarlak alt baskısı. Kumaş dinkleyen kimse. Çırpıcı. Dövmeci kalıbı doldurucusu. Demirci yuvarlak üst baskısı. Demir düzleştirmek için kullanılan çekiç.

Fuller battese transformation : Fuller-battese dönüşümü.

Fulleries : Çırpıcı yeri. Çuhahane.

Dickey fuller generalized least squares : Dickey-fuller genelleştirilmiş en küçük kareler. Dfgls.

Fullering : Kaba dövme.

Fullery : Çuhahane. Çırpıcı yeri.

Cross sectionally augmented dickey fuller test : Yatay kesitsel genişletilmiş dickey fuller sınaması. Cadf test.

Augmented dickey fuller test : Genişletilmiş dickey-fuller sınaması. Adf sınaması.

İngilizce Fullest Türkçe anlamı, Fullest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fullest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bruskest : Kısa. Kaba. Tatsız. Sert.

Fraughts : Endişe verici. Rahatsız edici. Yüklü. Endişeli. Hileli kullanım.

 

Boundary : Kenar. Sinir. Hudut. Limit. Sınır. Had. Çeper. Ara hattı.

Off hook : Bağlı. Kullanımda. Telefonu kapatmamış. Açık telefon.

Breakup : Sona erme. Dağılma. Parçalanma. Bozulma. Çözülüm. Kırılma. Çöküş. Ayrılma. Bozuşma.

Caboodle : Cemaat. Hepsi. Takım. Kalabalık.

Plumpy : Besili. Şişman. Tıknaz. Tombul.

Aftermath : Akıbet. Sonuç. Kötü yan etki. İlk üründen sonraki biçilen ot. Akibet. Kötü sonuç. Netice. İlk hasattan sonra büyüyen otlar. Hasattan sonra çıkan otlar.

Cosmical : Kozmik. Evrensel.

Commodious : Kullanışlı. Rahat. Ehven. Ferah.

Fullest synonyms : rubber bullet, rifle ball, full metal jacket, closer, copious, claret cup, plumpish, all in all, charged, concluding, bolus, stodgier, conclusion, all out, bio, intent, closure, sonsy, amplest, distillations, affluent, crucial, core, carefree, compendious, satiated, full bodied, distillation, close, ampler, satiates, abounding, covered with.

Fullest zıt anlamlı kelimeler, Fullest kelime anlamı

Incompleteness : Eksik. Bozukluk. Noksan olma durumu. Mükemmel olmama durumu. Noksanlık. Tam olmama durumu. Kusurluluk. Eksiklik.

Full : Yıkayıp çektirmek. Komple. Çırpmak. Tam. Tok. Dolu şey. Dolu. Doluluk. Yıkayıp büzmek.

Emptiness : Boşluk.

Fullest antonyms : noncomprehensive, empty, hollowness.