Fingers türkçesi Fingers nedir

  • İnce sac sızdırmazlık parçaları.
  • Ellemek.
  • Ele vermek.
  • Parmak ile dokunmak.
  • Parmakla göstermek.
  • Çalmak (müzik terimi).

Fingers ile ilgili cümleler

English: A little girl caught her fingers in the door.
Turkish: Bir küçük kız parmaklarını kapıda sıkıştırdı.

English: Ali drummed his fingers on the table.
Turkish: Ali masada parmaklarıyla tempo tuttu.

English: Ali drummed his fingers on the table nervously.
Turkish: Ali sinirle masanın üstünde parmaklarıyla davul çaldı.

English: Ali burned his fingers on a hot frying pan.
Turkish: Ali sıcak bir kızartma tavasında parmaklarını yaktı.

English: Ali ran his fingers through his hair.
Turkish: Ali parmaklarını saçında gezdirdi.

Fingers ingilizcede ne demek, Fingers nerede nasıl kullanılır?

Keep your fingers crossed : Şans dile. İyi netice dile. İyi sonuçlar iste.

Let your fingers do the walking : Şehrin her tarafında oraya buraya gitmektense telefon defterine bakarak ve telefon açarak daha çok zaman kazanırsınız (amerikan “yellow pages” sloganı, telefon şirketi sloganı).

Burnt his fingers : Riskli bir yatırım sebebiyle para kaybetmek. Belaya bulaşmak. Sıkıntıya girmek.

Count on fingers : Parmak hesabı yapmak.

Fat fingers : Tombul parmak.

Ten fingers : On parmak.

Slipped through his fingers : Burnunun dibinden kaçmış. Parmaklarının arasından kayıp gitmiş. Tam yakalayacakken parmaklarının arasından kaçmış.

 

Let slip through the fingers : Bir fırsatı kaçırmak. Dikkatsizlik nedeniyle kaybetmek. Elinden kaçırmak.

Wrung his fingers : Ağırı gerginlikten dolayı ellerini ve parmaklarını ovuşturdu. Parmaklarını sıktı. Ellerini sıktı. Parmaklarını büktü.

Fish fingers : Balık kroket.

İngilizce Fingers Türkçe anlamı, Fingers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fingers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Play with : Karıştırmak. İle oynamak. Oynamak. Duygularına önem vermemek. Oynaşmak. Hafife almak. Ciddiye almamak. Kandırmak.

Handled : İdare etmek. Dokunmak. Ele gelmek. Meşgul olmak. Eline almak. Kullanmak. Kıvırmak. Yürütülen. Geçinmek.

Handle : Eline almak. İdare etmek. Kıvırmak. Üstesinden gelmek. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İşlemek. Geçinmek. Taşınabilir alıcıların elde sağlamca tutulabilmesi için altta bulunan çıkıntısı. Meşgul olmak. Başa çıkmak.

Denouncing : Suçlamak. Şiddetle aleyhinde bulunmak. Kaldırılacağını duyurmak (anlaşmanın). Geçersizliğini duyurmak. Aleyhinde olmak. Kötü yönlerini açığa vurmak. Kehanette bulunmak. İfşa etmek. İhbar etmek.

Finger : Çalmak. Parmakla dokunmak. El sürmek. El tarağı ve ayak tarağı kemiklerine bağlı olan ve genel olarak insanda beşer tane olup başparmak dışında, her biri üç küçük kemikten oluşan uzantılar. dijit. Aşırmak. Parmaklamak.

Denounce : Kötü yönlerini açığa vurmak. (anlaşma vb'nin) bittiğini haber vermek. Kınamak. Kaldırılacağını duyurmak (anlaşmanın). İfşa etmek. İlan etmek. Kehanette bulunmak. Suçlamak. Şiddetle aleyhinde bulunmak. Geçersizliğini duyurmak.

 

Rendered : Çevirmek. Hale getirmek. Açıklamak. Çevirisini yapmak. Yorumlamak. Geri vermek. Eritmek (yağ). Kılmak. Etmek.

Paw : Patisiyle tırmalamak. Yeri eşelemek (boğa). Eşelemek. Pençe. Pençe atmak. Yeri eşelemek (at veya boğa). Pençe vurmak. Pati. Çirkin el yazısı.

Groped : El yordamıyla aramak. Sarkıntılık etmek (elle). Elle aramak. Yoklamak. Okşamak. El ile taciz. El yordamıyla aramak veya ilerlemek. Elle taciz.

Give up : Terk etmek. Bırakmak. Ayrılmak. Adamak. Pes etmek. Umudunu kesmek. Ümitsizliğe düşmek. Yarıda bırakmak. Teslim etmek.

Fingers synonyms : dead man's fingers, xylaria, dead men's fingers, xylaria polymorpha, genus xylaria, grope, handles, tamper with, plays, put the finger on, play, manipulates, denounced, manipulate, renders, gropes, tinker with, give away, pawed, betraying, denounces, blow the whistle on, fungus, grassing, sell, played, betray, delate, betrays, render, feels.