Fixing türkçesi Fixing nedir

  • Tamir etme.
  • Tamir.
  • Sabitleme.
  • Açındırma sonunda, ışıklanmamış gümüş bromürün ortadan kaldırılarak resmin ışıktan etkilenmemesini sağlama.
  • Tutturma.
  • Kurma.
  • Saptama.
  • Uyma.
  • Tespit.
  • Bağlama.
  • Su ürünleri yetiştiriciliği.
  • Teçhizat.
  • Fiksaj (fotoğrafçılık terim).
  • Düzeltme.
  • Dikme.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Fixing ile ilgili cümleler

English: Ali began fixing dinner.
Turkish: Ali akşam yemeği hazırlamaya başladı.

English: Ali did a really good job fixing my car.
Turkish: Ali arabamı tamir ederek gerçekten çok iyi bir iş yaptı.

English: Ali is fixing something to eat.
Turkish: Ali yiyecek bir şey hazırlıyor.

English: Ali is fixing the refrigerator.
Turkish: Ali buzdolabını tamir ediyor.

English: Ali is fixing the car.
Turkish: Ali arabayı tamir ediyor.

Fixing ingilizcede ne demek, Fixing nerede nasıl kullanılır?

Fixing a date : Bir zaman veya süre koyma. Bir bitiş zamanı belirleme.

Fixing agent : Bağlayıcı malzeme. Fiksaj maddesi. Tespit banyosu. Tespit maddesi. Fiksaj banyosu.

Fixing bath : Saptayıcı yıkama. Tespit banyosu. Fiksaj banyosu. Çekilen resim plakları ve filmlerin belirtici yıkaması yapıldıktan sonra kimyasal olayı durdurmak için yapılan ikinci yıkama.

Fixing screw : Bağlama vidası.

Fixing signposts : Trafik işareti sütunlarını yerleştirme. Trafik ikaz işaretlerini kurma.

 

Affixing lead : Tutturucu uç.

Fixings : Garnitür. Donatım. Aksesuar. Teçhizat. Tertibat.

Price fixing agreement : Piyasa gücü oluşturmak amacıyla iki ya da daha fazla üreticinin aralarında önceden belirlenen bir fiyattan satış yapmak için anlaşmaları. krş. fiyat karteli. Fiyat belirleme anlaşması.

Heat fixing : Isıl kaynaşma.

Price fixing : Anlaşmalı fiyat sabitleme. Fiyat tespiti. Hükümetin sabit fiyat koyması. Piyasa gücü oluşturmak amacıyla iki ya da daha fazla üreticinin aralarında önceden belirlenen bir fiyattan satış yapmak için anlaşmaları. krş. fiyat karteli. Rakip şirketlerin anlaşmalı olarak fiyatları ayarlamaları. Fiyat sabitleme. Fiyatları belirleme. Fiyat belirleme anlaşması. Devlet tarafından fiyatların belirlenmesi.

İngilizce Fixing Türkçe anlamı, Fixing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fixing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Perpendicular : Doğru. Dikey. Şakuli. Bir noktadan bir çizgiye ya da bir yüzeye dik açı altında inen doğru. Dik. Amudi. Düşey. Dikey çizgi.

Stabilizing : Stabilize etmek. İstikrar sağlayıcı. Dengelileşme. Sağlamlaştırmak. Dengelemek. Sabitleyen. Dengede tutmak.

Designation : Gösterme. Markalama. Tahsis. Atanma. İşaret koyma. Tayin. Unvan. Bir nesne ya da durumun ayırıcı özellikleriyle tanınması ya da bir konunun gözleme ya da ölçüye vurularak ayrıtlarıyla belirlenmesi. İsim.

Fixation : Tespit etme. Biyoloji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Saplanma. Saplantı. Katılaştırma. Katılaşma. Işık mikroskobu ya da elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra çürüme ve bozulmasını engellemek ve canlı hallerine en yakın şekliyle korumak için bouin, zenker, ozmiyum tetroksit vb. gibi tespit sıvıları ile muamele etmek. fiksasyon. Takma. Fiksaj. Güçlü ve sağlıksız tutku.

 

Agreement : İtilaf. Tutum, görüş, kanıları ölçülen çeşitli kişilerin ya da aynı kişinin yanıtları arasındaki benzeşme ya da uygunluk. Pakt. Akit. Aynı fikirde olma. Düşünce ve amaç bakımından birleşip uyuşma. krş. sözleşme. Uygun bulma. Sözleşme. Karşıtlar arasındaki anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması yoluyla birlik sağlama. uygulanacak işlerde tartışma yoluyla bir bütünlük ve birliğe varma. Uyuşma.

Plantings : Bitki kümesi. Ekim. Ekme (ağaç vb). Ekme. Fidan dikme. Dikim. Ağaçlandırma.

Determination : Karar. Tayin. Tahdit. Belirlenme. Hüküm. Belirtme. Belirlenim. Saplantı. Kararlılık.

Connecting : Birleştiren. Aktarmalı. Bağlayıcı. Çalıştırma. Birleştirici. Başlama. Bağlayan. Bağlantı kuruluyor. Bağlantı.

Compliancies : Yumuşak başlılık. Uysallık. Boyun eğme.

Decretive : Kararlaştıran. Belirleyici. Tanzim. Belirleyen. Belirleme. Tayin eden.

Fixing synonyms : plastination, quicky, water products breeding, determinations, accouterment, detections, appliance, mast, mending, clamping, renewal, apparatus, bonification, agreements, amelioration, coupler, checkouts, pillars, repairing, adaptations, correction, pillar, refits, binding, fabricating, stabilising, erecting, equipages, equipage, aquaculture, fastenings, equipments, fitting.

Fixing ingilizce tanımı, definition of Fixing

Fixing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or process of making fixed.