Flattening türkçesi Flattening nedir

Flattening ingilizcede ne demek, Flattening nerede nasıl kullanılır?

Flattening oblateness : Yer yuvarlağı gibi basıklaşmış cisimlerin basıklığını belirten ölçek olup, (a-b)/a olarak tanımlanır. burada "a" en büyük, "b" en küçük yarıçaptır. Basıklık.

Flattening out : Doğrulmak (uçak). Düzleşmek. Uçağı düzeltmek. Palyeye geçmek. Pikeden sonra doğrulmak (uçak). Yaprak haline getirmek.

Flattening roll : Yassılama haddesi.

Flattening video files : Hareketli görüntü dosyalarını yassıltma.

Polar flattening : Yer'in ya da dönen herhangi bir gökcisminin tam geometrik küre olmayışı, kutuplarda basıklaşmış olması. böyle bir cismin eşlek yarıçapı a, ondan daha küçük olan kutupsal yarıçapı b ise, basıklık (a - b) / a formülüyle tanımlanır. Kutup basıklığı.

Flattenin : Basıklık. Eşlek yarıçapının, eksenuçları yarıçapından uzun oluşu nedeniyle yeryuvarı biçiminde görülen fiziksel nitelik. değeri: a—b = 1/297.

Flattener : Düz yapan veya düzleştiren şey. Eşitlikçi. Eşitlik yanlısı kimse. Yassılayıcı.

Flatten out : Palyeye geçmek. Pikeden sonra doğrulmak (uçak). Yaprak haline getirmek. Düzleşmek. Uçağı düzeltmek. Doğrulmak (uçak).

 

Flatted : Düzleştirilmiş. Yarım ses düşürülmüş (müzik terimi). Basık. Düzeltilmiş. Katlara ayrılmış (ingiliz ingilizcesi). Apartman dairelerine bölünmüş.

Flattened : Düzleştirilmiş. Düz. Basık.

İngilizce Flattening Türkçe anlamı, Flattening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flattening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flatness : Yassılık. Azimlilik. Monotonluk. Düzlük. Durgunluk. Kesatlık. Tekdüzelik. Düzlemsellik. Kararlılık.

Lowness : Fiyatta ucuzluk. İnginlik. Aşağılık. Düşüklük. Süflilik. Alçaklık. Matlık.

Adhesiveness : Aderans kapasitesi. Azimlilik. Yapıştırıcılık. Yapışkan olma niteliği. Yapışma yetkesi. Yapışkanlık. Tutunma.

Kurt : Bir soyadı. Bir erkek ismi.

Rectification : Tasfiye. Damıtarak arıtma. Tashih. Düzelme. Bir aracın yetenek, yeterlik ve gücünü, ilk andaki verimlilik niceliğini arttırma ya da doğal yaşam süresini uzatma. kullanılma biçimini, kendisine özgü hizmetin niteliğini değiştirme amacıyla asıl yapısında ve tümünde değişiklikler yapma. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Düzeltme. Doğru akıma çevirme. Verimleme.

Rectifications : Düzeltme. Düzelme. Rektifiye. Tashih. Tasfiye. Damıtarak arıtma. Doğru akıma çevirme.

Stickiness : İnatçılık. Havanın aşırı nemli oluşu. Yapışkanlık.

Flattenin : Eşlek yarıçapının, eksenuçları yarıçapından uzun oluşu nedeniyle yeryuvarı biçiminde görülen fiziksel nitelik. değeri: a—b = 1/297.

Wave : Bir ortamda ya da uzayda, parçacıkların esnek kıpırdanmalarına yol açan dönemsel olay ya da sıcaklık, basınç, elektromıknatıs alan gücü, elektrik gücü gibi fiziksel niceliklerde dönemsel değişiklik. El etmek. Sallanmak. Sallamak. Tolkun. Bilgisayar, coğrafya, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ünalgı tolkunu. Kıvrım. Geniş su yüzeylerinde rüzgarla oluşan, sırt ve çukur bölümleriyle durgun su yüzünü pürüzlendirip bir salınım devinimiyle birbirini kovuşturarak ilerleyen dizilerden her biri. El sallamak.

 

Flattening synonyms : oblateness, unrounding, flatting, planation, flapping, flutter, emendation, kurtosis, finished, delabialisation, applanation, flap, restitutions, straightening, levelling, restitution, undulation, flattening oblateness.

Flattening zıt anlamlı kelimeler, Flattening kelime anlamı

Unfinished : Noksan. Kaba. Tamamlanmamış. Bitirilmemiş. İşlenmemiş. Bitmemiş. Cilasız. Yarım. Yarım kalmış. Terbiye edilmemiş.

Unflattering : Körlük. Kalaysız. Yaldızsız. Kötüleyen. Övücü olmayan.