Flaunter türkçesi Flaunter nedir

Flaunter ingilizcede ne demek, Flaunter nerede nasıl kullanılır?

Flaunters : Övünen kimse. Caka satma. Palavracı. Gösteriş.

Flaunted : İhlal etmek. Azametle dalgalanmak. Göz önüne sermek. Caka satmak. Açıkça karşı gelmek. Sergilemek. Hava atmak. Gösteriş yapmak. (kural veya yasayı) takmamak. Övünerek göstermek.

Flaunt : İhlal etmek. (kural veya yasayı) takmamak. Açıkça karşı gelmek. Havasını atmak. Azametle dalgalanmak. Gösteriş yapmak. Caka satmak. Hava atmak. Övünerek göstermek. Sergilemek.

Flauntier : Fiyakalı. Havalı. Gösterişe meyilli. Gösteriş yapan.

Flauntiest : Havalı. Gösterişe meyilli. Fiyakalı. Gösteriş yapan.

Flaunty : Gösteriş yapan. Gösterişe meyilli. Havalı. Fiyakalı.

Flaunting : Azametle dalgalanmak. Açıkça karşı gelmek. Hava atmak. Övünerek göstermek. Gösteriş yapma. Hava atma. Gösteriş yapmak.

Flauntingly : Hava atarak. Gösterişli bir tarzda. Kibirlenerek. Azametle dalgalanarak. Gösteriş yaparak. Övünerek. Gözönüne sererek. Sergileyerek.

Flaubert : Soyadı. Madame bovarynin yazarı fransız romancı. Gustave flaubert (1821-1880).

Flaunts : Havasını atmak. Gösteriş yapmak. (kural veya yasayı) takmamak. Hava atmak. Sergilemek. Azametle dalgalanmak. İhlal etmek. Övünerek göstermek. Göz önüne sermek. Açıkça karşı gelmek.

 

İngilizce Flaunter Türkçe anlamı, Flaunter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flaunter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blazons : Arma. Parlatmak. Sergilemek. Ongun. Kaplamak (göze çarpan bir şeyle). Uygun bir dille söylemek. Arma çizmek. Donatmak (göze çarpan bir şeyle). Teşhir etmek. İlan etmek (göze çarpan bir şekilde).

Designating : Adlandırmak. Tayin etmek. Tanımlamak. Atamak. Göstermek. İşaret etmek.

Affectation : Taklit. Sahte tavır. Naz. Numara. Yapmacıklık. Eda. Yapmacık davranış. Yapmacık tavır.

Bootlick : Yaltaklanmak. Yalakalık etmek. Dalkavukluk etmek. Çanak yalamak.

Vaunter : Övüngen kimse.

Adulate : Yaltaklanmak. Pohpohlamak. Aşırı derecede övmek. Dalkavukluk etmek.

Braggarts : Övünen. Övüngen. Yüksekten atan kimse. Kibirli. Farfara. Kendini öven kimse. Övüngen kimse. Böbürlenen kimse. Böbürlenen.

Blazonry : Parlak dekor. Arma. Hanedan armaları. Armacılık. Fiyaka.

Chicolay : Muhabbet tellalı. Jigolo. (argo) yalancı. Pezevenk.

Affectations : Taklit. Yapmacık davranış. Naz. Yapmacıklık. Yapmacık tavır. Sahte tavır. Numara. Eda.

Flaunter synonyms : ballshitter, fawn, demonstrating, bravery, vaunters, appearance, stagger, blowhard, brown nose, cutup, blandish, kowtow, bouncers, burly, truckle, kotow, braggart, stroke, boastful, burlier, flaunters, walk, burliest, soft soap, braveries, cutups, butter up, exterior, bucko, airs, blazoned, toady, bravado.

Flaunter zıt anlamlı kelimeler, Flaunter kelime anlamı

Disparage : Küçük düşürmek. Aşağı görmek. Batırmak. Küçümsemek. Kötülemek. Kötümsemek. Hor görmek. Küçük görmek. Adamdan saymamak. Aleyhinde konuşmak.

 

Criticize : Kritiğini yapmak. Değerini belirtmek için (birşeyi) incelemek. Tenkit etmek. Yermek. Eleştirmek. Eleştiri yöneltmek. Eleştiri getirmek. Ayıplamak. Kritik etmek. Kusur bulmak.

Ride : Karara bağlanmamış olmak. Sataşmak. Havada kalmak. Üst üste binmek. Arabaya binmek (sürmeden). Kayar gibi görünmek (ay, bulut vb). Sürmek. Taşımak (omuzunda vb). Bindirmek. Binmek (at veya bisiklet).