Flaunting türkçesi Flaunting nedir

  • Azametle dalgalanmak.
  • Hava atmak.
  • Gösteriş yapmak.
  • Gösteriş yapma.
  • Açıkça karşı gelmek.
  • Hava atma.
  • Övünerek göstermek.

Flaunting ingilizcede ne demek, Flaunting nerede nasıl kullanılır?

Flauntingly : Gösteriş yaparak. Hava atarak. Gösterişli bir tarzda. Övünerek. Kibirlenerek. Azametle dalgalanarak. Gözönüne sererek. Sergileyerek.

Flauntier : Gösterişe meyilli. Gösteriş yapan. Fiyakalı. Havalı.

Flauntiest : Gösterişe meyilli. Havalı. Gösteriş yapan. Fiyakalı.

Flaunt : İhlal etmek. Azametle dalgalanmak. Caka satmak. Sergilemek. Açıkça karşı gelmek. Göz önüne sermek. Hava atmak. Gösteriş yapmak. Havasını atmak. Övünerek göstermek.

Flaunted : Azametle dalgalanmak. Övünerek göstermek. Havasını atmak. Açıkça karşı gelmek. Göz önüne sermek. Caka satmak. (kural veya yasayı) takmamak. Sergilemek. Hava atmak. Gösteriş yapmak.

Flaunts : Açıkça karşı gelmek. Caka satmak. (kural veya yasayı) takmamak. Gösteriş yapmak. Sergilemek. İhlal etmek. Havasını atmak. Övünerek göstermek. Hava atmak. Göz önüne sermek.

Flaunty : Gösteriş yapan. Gösterişe meyilli. Fiyakalı. Havalı.

Flaunter : Caka satma. Övünen kimse. Palavracı. Gösteriş.

Flaunters : Övünen kimse. Gösteriş. Palavracı. Caka satma.

İngilizce Flaunting Türkçe anlamı, Flaunting eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Flaunting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Parade : Gezinti yeri. Geçit töreni yapmak. Teşhir etmek. Sıraya dizmek. Geçit. Gösteri yapmak. Gösteri. Alay.

Flatulence : Mide gazı. Yellenme. Midede çok fazla gaz birikmesi. Sindirim sisteminde aşırı bakteriyel fermantasyona bağlı olarak veya hava yutulması sonucu meydana gelen bağırsaklardaki gazın atılması, yel çıkarma, flotus. Gazlı olma. Gaz. Yüksekten atma. Yel çıkarma. Midedeki gaz.

Assume airs : Havaya girmek.

Displayed : Gözler önüne sermek. Gösterilmiş. Göstermek. Görüntülenen. Büyük puntolarla basmak. Afişe. Gösterilen. Göz önüne sermek. Açığa çıkarmak.

Gasconade : Methetmek. Övünme. Övünmek. Yüksekten atmak. Böbürlenmek. Övmek. Missouri eyaletinde şehir.

Positioning : Uçak veya geminin getiri kazandığı noktaya gidişi. Pozisyon alma. Yerleştirme. Konumlandırma. Ayarlama. Yerini belirlemek. Yerleştirmek. Konumlanma. Konum.

Make a show of : -mişçesine davranmak. Gibi yapmak. Gibi oynamak. Numara yapmak. Numarası yapmak. Gösterişinde olmak.

Locating : Oturmak. Yerleştirmek. Yerleşmek. Bulma. Yerleştirme. Yerini saptamak.

Derisive : Önemsiz. Komik. Alaylı. Gülünç. Alaycı. Alay edici. Alay edilecek türden. Alay konusu olan.

Displays : Gözler önüne sermek. Göstermek. Teşhir etmek. Büyük puntolarla basmak. Açığa çıkarmak. Göz önüne sermek. Sergilemek.

Flaunting synonyms : gibelike, make a demonstration, flatulences, flaunt, cut a wide swath, mocking, give oneself airs, make a display, parading, braggery, cutting up, crowed, paraded, parades, display, air, cut a dash, make a great display, emplacement, act up, disrespectful, position, jeering, flaunts, location, pranked, flaunted, flossing, placement, prank.

 

Flaunting zıt anlamlı kelimeler, Flaunting kelime anlamı

Respectful : Riayet eden. Hürmetli. Ayrıcalık yapan. Hürmetkar. Saygılı. Hatır sayan. Fark gözeten.

Horizontal : Yatay çizgi. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Ufka ait. Yatay düzlem. Ufki. Yerçekimi doğrultusuna dik düzlem. Yatay yerleştir. Horizontal. Yatay. Düz.

Vertical : Düşey. Vertikal. Eğikliği 90° olan katman. Bilgisayar, fizik, jeoloji alanlarında kullanılır. Yerçekimi doğrultusunda, çevrene dik doğrultuda bulunan. Dikey. Dik, dikey. Dikey çizgi. Dik. Amudi.