Flexible working hours türkçesi Flexible working hours nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Esnek çalışma saatleri.
  • Değişik saatlerde ve değişik zamanlarda çalışabilirlik.
  • Çalışanların işin gereklerine uymak koşuluyla çalışma saatlerini bireysel gereksinimlerine göre ayarlayabilmesi.

Flexible working hours ingilizcede ne demek, Flexible working hours nerede nasıl kullanılır?

Flexible : Esnek. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Sabit olmayan. Elastiki. Esneyebilir. Yumuşak başlı. Bükülme esnekliği gösteren. Uysal. Esner. Bükülgen.

Working : Mayalanma. İşleyiş. Çalışma. Yeterli. Çalışan. Temel. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İş. İşleme tarzı. Çalışmayla ilgili.

Hours : Saat. Saatler. Mesai saatleri. Saatte bir doğrula.

Working hours : İş saatleri. İşçinin yasada belirtilen sınırlar içinde iş başında çalışarak geçirdiği süre. Çalışma süresi. Genel olarak iş yerlerinde yasalarına göre sınırlandırılmış ve hükme bağlanılmış günlük ve haftalık çalışma süreleri. Mesai saatleri. İş süreleri. Çalışma saatleri. İğ saatleri.

İngilizce Flexible working hours Türkçe anlamı, Flexible working hours eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flexible working hours ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

 

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

Flexible working hours synonyms : flexible hours, a change in individual demand, abnormal budget expenditures, a change in demand, a shift in supply, a shift in demand, abnormal budget, a group shares.