Flexing türkçesi Flexing nedir

Flexing ingilizcede ne demek, Flexing nerede nasıl kullanılır?

Flexibilities : Bükülgenlik. Esneklik. Yumuşaklık. Bükülebilirlik. Uysallık. Elastikiyet. Fleksibilite. Elastiklik. Esnerlik.

Flexibility : Fizik, eskrim alanlarında kullanılır. Elastikiyet. Elastiklik. Kırılmadan esnek olarak bükülebilme özelliği. Sınıflamada, bina yapımında ya da benzeri bir çalışmada sonradan duyulacak gereksemeler için önceden göz önünde bulundurulan olanak. Esneklik. Bir gözlemci ya da gözlem aracının değişen durumlara, çeşitli koşullara uyabilme yeteneği. Yumuşaklık. Uysallık. Düğme ucunun 70 cm. gerisinden sıkıca tutturulmuş düz duran bir namlu ile, düğmenin 3 cm. gerisine 200 gr. lık bir ağırlık asıldığında, eğilen aynı namlu ucu arasındaki eğilme açıklığı. (bu açıklığın yönetmelik ölçülerine uygun olması gereklidir.).

Flexible : Sabit olmayan. Esnek. Esneyebilir. Uysal. Eğilebilir. Hareket kabiliyeti yüksek. Yumuşak başlı. Elastiki. Esneklik. Bükülme esnekliği gösteren.

Flexible budget : Yapılan işlemlere göre değişen ödeneklik. Değişken bütçe. Esnek bütçe. Değişmeye maruz kalabilecek tahminlere dayalı bütçe. Değişken ödeneklik. Mütehavvil bütçe.

Flexible cable : Esnek kablo. Bükülgen kablo.

 

Flexible exchange system : Döviz kurunun devlet müdahalesi olmadan tamamen piyasada oluşan sunum ve isteme göre belirlendiği sistem. Esnek kur sistemi.

Flexible forestage : Tekerlekli önsahne. Gerektiğinde kaldırılabilen, tekerlekler üzerinde hareket ettirilen önsahne.

Flexible firm : Esnek firma. Yeniden yapılanma konusunda esnek işlendirme politikasını benimseyen ve uygulanmasını ön planda tutan firma.

Flexible exchange rate : Değişken kur sistemi. Esnek kur sistemi. Dalgalı kur sistemi. Yüzen kur sistemi. Esnek kur. Devlet müdahalesi olmadan tamamen piyasada oluşan döviz sunum ve istemine göre belirlenen kur. Esnek döviz kuru.

Flexible fuel tubing : Benzin borusu. Yakıt borusu. Yakıtlıktan karışımlığa yakıt iletilen boru. Esnek yakıt borusu.

İngilizce Flexing Türkçe anlamı, Flexing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flexing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Effect : Meydana getirmek. Anlam. Bulgu sonucu. Fizik, gitar, kimya, tiyatro alanlarında kullanılır. Sonuçlandırmak. Tesir. Gerçekleştirmek. Etkisi olmak. Elektronik devreler yardımıyla gitar sesi üzerinde yapılan değişiklik ve süslemeler. Sonuç.

Despair : Çaresizlik. Umutsuzluk. Umudunu kesmek. Ümidini yitirme. Umudu kesmek. Ümidini yitirmek. Ümitsizliğe düşmek. Umudunu yitirmek. Umutsuzluğa düşmek. Ümitsizlik.

Clamping : Kasma. Kenetlemek. Sıkma. Sıkıştırmak. Kenetleme. Tutturma. Bağlama. Saplantı. Kelepçeleme.

Ambivalency : Çelişik duyguları olma. Karşıt duyguların birlikte yaşanması. Kararsızlık.

Flexes : (kas) kasmak. Bükmek (kası). Kablo. Tel. Kordon. Germek.

 

Pain : Kırmak. Canını yakmak. Üzmek. Kalbini kırmak. Acı. Baş belası. Acıtmak. Eziyet etmek. Acı çekmek. Sızı.

Calmness : Sakinlik. Durgunluk. Dinginlik. Soğukkanlılık.

Emotion : Olayların, nesnelerin, düşüncelerin ya da devinimlerin bireyde oluşturduğu, onun gerek çevresine, gerekse kendi kendisine karşı tutumunu dışlaştıran güçlü ve karmaşık duygu durumu. Heyecan. Teessür. His. Şiddetli duygu. Duygulanma. Emosyon. Duygu. Coşku. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Bend : Katlamak. İşi e geldiği gibi değiştirmek. Çökmek (diz). Kıvrılmak. Boyun eğmek. Eğme. İşe geldiği gibi değiştirmek. Viraj.

Contort : Buruşturmak. Çarpıtmak. Kıvırmak. Burma. Buruşmak. Burmak. Saptırmak. Eğme.

Flexing synonyms : affectionateness, pleasance, philia, first blush, sympathy, hope, curl, liking, tauten, suspicion, strain, pang, sex, passion, ingratitude, buckles, temper, bends, idea, stretches, desire, humour, rotors, strains, fellow feeling, stretched out, levity, devastation, shame, presence, expectation, gratitude, astonishment.

Flexing zıt anlamlı kelimeler, Flexing kelime anlamı

Gratitude : İyilikbilirlik. Gönül borcu. Minnettarlık. Minnet. Memnuniyet. Şükür. Kadirşinaslık. Şükran. Değerbilirlik.

Pain : Kalbini kırmak. Eziyet etmek. Baş belası. İncitmek. Kırmak. Ağrı. Üzmek. Sancı. Canını yakmak. Acı çekmek.

Liking : Beğenme. Meyil. Sempati. Sevgi. Zevk. Düşkünlük. Alaka. Sevme. Beğeni. İlgi.

Flexing antonyms : agitation, ingratitude, concern, gravity, sadness, despair, calmness, hope, humility, pleasure, dislike, pride, levity, happiness, fear, long.