Flexes türkçesi Flexes nedir

Flexes ile ilgili cümleler

English: Tom has good reflexes.
Turkish: Tom'un iyi refleksleri var.

English: He has excellent reflexes.
Turkish: O, mükemmel reflekslere sahip.

English: The boy has good reflexes.
Turkish: Çocuğun iyi refleksleri var.

Flexes ingilizcede ne demek, Flexes nerede nasıl kullanılır?

Circumflexes : Eğri. Uzatma işareti. Sirkumfleks. Düzeltme imi. İnceltme işareti. Uzatma. Uzatma imi. Çarpık. İşaretli vurgu. Kemik çevreleyen (damar).

Extensor reflexes : Patella refleksi. Diz kapağı refleksi.

Reflexes : Refleks. Akis. Tepke. İstemsiz hareket. Yansıma.

Flexed : Yatkın. Kıvrık. Eğri. Esnemiş.

Deflexed : Aşağı bükülmüş. Aşağı bükülmüş (botanikte doğrudan aşağıya doğru eğilen yaprakları veya taçyapraklarını tanımlamak için kullanılır). Dışa veya içeriye doğru bükülmüş. Saptırılmış. Aşağı eğilmiş.

Flexibility : Esneklik. Esneklik açıklığı. Elastikiyet. Uysallık. Kırılmadan esnek olarak bükülebilme özelliği. Bükülebilirlik. Sınıflamada, bina yapımında ya da benzeri bir çalışmada sonradan duyulacak gereksemeler için önceden göz önünde bulundurulan olanak. Fleksibilite. Bükülgenlik. Fizik, eskrim alanlarında kullanılır.

 

Flexibilities : Esneklik. Yumuşaklık. Uysallık. Elastiklik. Elastikiyet. Esnerlik. Bükülebilirlik. Fleksibilite. Bükülgenlik.

Flex time : İhtiyaca göre değiştirilebilen çalışma saatleri. Esnek çalışma saattleri özelliğine sahip iş. İstediği saatlerde çalışma. Esnek çalışma saatleri sistemi.

Extension flex : Uzatma kordonu. Uzatma kablosu.

Flex : Eğmek. (kas) kasmak. Esnek kablo. Kordon. Kablo. Kasmak. Bükmek (kası). Esnetmek. Tel. Germek.

İngilizce Flexes Türkçe anlamı, Flexes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flexes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decamp : Sıvışmak. Ayrılmak. Kaçmak. Düşergeyi bozup çekilmek. Kampı bozup ayrılmak. Firar etmek.

Clamp : Sıkıştırmak. Mengeneyle sıkıştırmak. Klemp. Bir aygıtı bir yere sağlamca tutturmak için kullanılan gereç. bir gaz ya da sıvı akışını, bunların içinden geçtiği lastik boruları sıkıştırarak kabaca denetleyebilen gereç. Kenetlemek. Kilit vurmak. Işıldakları borulara ya da ışık köprüsüne, panoları birbirine tutturmakta kullanılan halka. Yığın. Ambar (yeraltı). Küme.

Bolt : Futbol, madencilik alanlarında kullanılır. Tıkınmak. Kaçmak. Tavan saplaması. Cıvata. Tülbentten geçirmek. Sürgü. Tüymek. Çiğnemeden yutmak. İki parçayı birleştiren yuvarlak, çelik burmalı çivi.

Stretch : Gerginleştirmek. Uzamak. Uzam. Elastiki uzama. Uzatmak. Bir güç altında uzamış örneğin geri çekilen kısmı. Büyütmek. Uzatma. Germe. Gerginlik.

Desert : Özellikle sıcak ve ılıman iklim bölgelerinde geniş alanlar kaplayan kurak, sürekli akıştan ve bitki örtüsünden yoksun, günlük ve mevsimlik sıcaklık ayrımları yüksek, nüfuslanma ve yerleşim olanakları çok sınırlı bölgelere verilen ad. Kaçmak. Taraf değiştirmek. Yüzüstü bırakmak. Ayrılmak. Çöl. Bırakmak. Bırakıp gitmek. Terk etmek.

 

Wireline : Çelik halatlı. Kablo hat. Kablolu. Tel hat.

Strains : Süzgeçten geçirmek. Eğilmek. Zorlamak. Süzmek. Gayret etmek. Burkmak. Çarpıtmak. Güçlükler. Kasılmak.

Fast : Perhiz yapmak. Sabit (renk). Sıkı. Çabuk. Rengi atmaz. Hızlı geriye sarma. Oruç tutmak. Süratli. Dayanmak. Geriye sarmanın hızlı olanı.

Stretched out : Uzatmak (kollar veya bacaklar). Uzatmak. Uzanmak. Alabildiğine uzatmak (uzuvlarını). Boylu boyunca uzanmak.

Bag : Çuvala koymak. Yakalamak. Sarkmak. İç etmek. Çanta. Torbalamak. Torba. Torbalanmak. Kapmak (sandalye). Poşet.

Flexes synonyms : hightail it, high tail, head for the hills, defect, cordoning, bevels, clamped, distending, filament, canting, leads, crook, bolection, funicle, hawser, flexible cord, chord, funiculus, fibres, buckle, rotors, scarper, drawcord, fly, take to the woods, hang on, fixture, curl up, staple, fiber, break, curves, instrument cable.

Flexes zıt anlamlı kelimeler, Flexes kelime anlamı

Slow : Geç. Yavaş. Bati. Uzun süren. Geri kalmış. Ağırlaşmak. Geç olan. Hızı azaltan. Eli ağır. Yavaşlamak.

Stretch : Bir güç altında uzamış örneğin geri çekilen kısmı. Yayılmak. Elastiki uzama. Esneme. Bir gücün etkisi altında numunenin uzunluğunun artması özelliği. Esneklik. Kasmak. Gerilmek. Uzam. Germek.

Expand : Dönüşmek. Büyümek. Açılmak. Açmak. Yaymak. Genleşmek. Gelişmek. Genişlemek. Yayılmak. Genişletmek.