Strains türkçesi Strains nedir

  • Süzgeçten geçirmek.
  • Gerilmek.
  • Zorlamak.
  • Gayret etmek.
  • Çabalamak.
  • Kasılmak.
  • Burkmak.
  • Kasmak.
  • Gerilmeler.
  • Süzmek.
  • Germek.
  • Güçlükler.
  • İncitmek.
  • Eğilmek.
  • Saptırmak.
  • Didinmek.
  • Çarpıtmak.
  • Filtre etmek.
  • Yormak.

Strains ingilizcede ne demek, Strains nerede nasıl kullanılır?

Stretcher strains : Germe gerinimleri. Luder bantları. Luders çizgileri.

Constrains : Zorlamak. Baskı yapmak. Sınırlamak. Bağlamak. Menetmek. Engellemek. Mecbur etmek. Tutmak. İcbar etmek. Alıkoymak.

Restrains : Tutmak. Zapt etmek. Hapsetmek. Dizginlemek. Sınırlamak. Engellemek. Kısıtlamak. Frenlemek. Alıkoymak. Ankre etmek.

Strain a gnat : Titizlenmek. Mesele yapmak. Kılı kırk yarmak.

Strain a point : Özel muamele yapmak.

Strain at a gnat : Pireyi deve yapmak.

Strain ageing : Uzama yaşlanması. Gerinim yaşlanması.

Strain against : Vücuduyla bastırmak. İtmek.

Strain every nerve : Büyük bir çaba göstermek. Tüm gücüyle çabalamak. Çalmadık kapı bırakmamak. Paralanmak. Her yolu denemek. Yırtınmak. Elinden geleni yapmak. Tüm şartları zorlamak. Her çareye başvurmak.

Strain every nerves : Tüm şartları zorlamak. Her yolu denemek. Tüm gücüyle çabalamak. Çalmadık kapı bırakmamak. Paralanmak. Büyük bir çaba göstermek. Yırtınmak. Elinden geleni yapmak. Her çareye başvurmak.

İngilizce Strains Türkçe anlamı, Strains eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Strains ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Endeavors : Çaba harcamak. Uğraşmak. Çalışmak.

Endeavours : Yapmaya çalışmak. Uğraşmak. Emek harcamak. Çaba harcamak. Denemek. Çaba göstermek. Uğraş göstermek. Çalışmak.

Subway train : Altulaşım taşıtı. Metro.

Ricked : Kuru ot yığını. Saman yığını. Fıçılık. Tınaz. Bükülme. Burkulma. Triportör. 3 teker.

Endeavor : Uğraş göstermek. Şimdiye kadar yapılan 5'inci ve en kompleks nasa nihai harekat uzay mekiği. Yapmaya çalışmak. Uğraşmak. Denemek. Wisconsin'de bir köy (abd). Endeavour uzay mekiği. Çalışmak.

Contemplate : Seyretmek. Üzerinde düşünmek. Niyetinde olmak. Dikkatle seyretmek. Tasarlamak. Bakmak. Kafa yormak. Düşünüp taşınmak. Dalmak.

Buckle : Eğmek. Kopça. Eğim. Bükülmek. Çıkıntı. Yamultmak. Kırım. Çökmeye başlamak. Yer yer kabarmak.

Slave : Cariye. Irgat gibi çalışmak. Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan ya da başkasından satın alınan erkeklere verilen ad. Köle gibi çalışmak. Bir mal gibi alınıp satılan, kişisel hakları bulunmayan ve kendi tükettiğinden daha fazlasını üreterek artık ürün yaratan kişi. Köle. İktisat, tarih alanlarında kullanılır. Köle yapmak. Kul.

Deflects : Döndürmek. Dönmek. Sekmek. Çevrilmek. Sapmak. Caymak. Yönü değişmek. Çevirmek. Yönünü değiştirmek.

Strains synonyms : railway locomotive, hospital train, car train, locomotive engine, public transport, be stretched, tautening, disservice, contemplating, bullied, bludgeoning, contemplates, dip, endeavoured, decant, railway car, slaves, contemplated, bear off, drains, moiled, shortens, rotor, color, bolts, endamage, aggrieves, attitudinized, ascribe, do in, contract, sprains, tautens.