Bend türkçesi Bend nedir

  • İşe geldiği gibi değiştirmek.
  • Yöneltmek.
  • Katlamak.
  • Bükülmek.
  • Boyun eğmek.
  • Kıvrım kanatlarının birbirine bağlandığı yer.
  • Eğme.
  • Yönelmek.
  • Oynama yapmak.
  • Katlanmak.
  • Bükmek.
  • Viraj.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Eğmek.
  • Çökmek (diz).
  • Kıvrılmak.
  • Kıvrım menteşesi.
  • Eğrilmek.
  • İşi e geldiği gibi değiştirmek.
  • Bağlamak (yelken).
  • Eğilmek.
  • Esnetmek.
  • Dönemeç.
  • Çevirmek.
  • Kıvırmak.
  • Bükme.

Bend ile ilgili cümleler

English: Masuo can bend spoons.
Turkish: Masuo kaşıkları eğebilir.

English: I can't bend my right arm.
Turkish: Ben sağ kolumu bükemiyorum.

English: He can bend an iron rod with his hands.
Turkish: Elleriyle bir demir çubuğu eğebilir.

English: I can barely bend my left arm.
Turkish: Sol kolumu zar zor bükebiliyorum.

English: The astronauts had to use special tools to collect rock samples on the Moon because they could not bend over in their spacesuits.
Turkish: Astronotlar Ay'da kaya örnekleri toplamak için özel araçlar kullanmak zorunda kaldılar çünkü uzay elbiseleri ile eğilemezlerdi.

Bend ingilizcede ne demek, Bend nerede nasıl kullanılır?

Bend back : Geri eğilmek. Geriye eğilmek. Geriye doğru eğilmek.

Bend double : İki büklüm etmek. Belini bükmek.

Bend forward : Öne eğilmek. Öne doğru eğilmek.

Bend over : Diğer tarafa eğilmek. Domalmak. Eğilmek. Diğer tarafa yaslanmak.

 

Bend over backwards : Çok çaba harcamak. Varını yoğunu ortaya koymak. Çok uğraşmak. Çırpınmak. Aşırı önlem almak. Çok hevesli olmak. Aşırı çaba sarfetmek. Elinden geleni yapmak. Birisini memnun etmek için her yolu denemek. Uğraşmak.

Bend the elbow : Kafayı çekmek. Çok içmek. Kafaları çekmek. Aşırı içmek.

Bend the rules : Göz yummak. Kuralları esnetmek. Yasayı esnetmek.

Bend the neck : Bırakmak. Vazgeçmek. Teslim olmak.

Hands on shoulders bend standing : Omuzda tutuş. Kolların, dirsekler yere bakmak üzere elleri omuzlara değdirmek için bükülü tutulduğu durum.

Bend towards : Aklı yatmak. İnanmak. Doğru olduğunu düşünmek. Bir şeye aklı yatmak.

İngilizce Bend Türkçe anlamı, Bend eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bend ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flexes : Kasmak. Kordon. Kablo. Bükmek (kası). Germek. Tel. (kas) kasmak.

Channelized : Odaklanmak (ayrıca 'channelise'). Kanal açmak. Kanala dökmek.

Manipulating : Hile yapmak. Çıkarları doğrultusunda yönlendiren. El ile işletmek. İdare etmek.

Lean to : Müştemilat. Ardiye. Yan binaya yaslı. Olumlu bakmak. Sıcak bakmak.

Besiege : Kuşatma altında tutmak. Kuşatmak. Dört bir yandan sarmak. Yağmuruna tutmak. Muhasara etmek. Rahat vermemek. Çevresini sarmak. Etrafını almak. Sıkıştırmak.

 

Destines : Nasip etmek. Önceden belirlemek. Kaderini önceden belirlemek. Kaderinde olmak. Geleceğini önceden belirlemek. Ayırmak.

Be bent : Avrılmak.

Falsifies : Tahrif etmek. Değiştirmek. Belgede tahrifat yapmak. Üzerinde oynamak. Taklit etmek. Yanıltmak. Yanlışlamak. Sahtesini yapmak. Tahrifat yapmak.

Retroflex : Üstdamaksıl olan. Geriye dönmüş. Üstdamaksıl.

Bend to : İnanmak. Aklı yatmak. Aklına yatmak. Mantıklı gelmek. Doğru olduğunu düşünmek. Bir şeye aklı yatmak.

Bend synonyms : double over, bend the knee, the twist, abides, sweep, faces, crank, arch, change to, head for, crinkle, cuttles, flexing, beveller, channelize, adjacent rock, curlings, distorting, dip, crook, change over, switchback, turnout, acquiesced, bowed down, bow down, crankle, acid fumarole, crisp, frizz, abided, curve, buckle.

Bend zıt anlamlı kelimeler, Bend kelime anlamı

Straighten : Yoluna koymak. Çözmek. Doğrulmak. Düzelmek. Doğrultmak. Düzlemek. Yoluna girmek. Toplamak. Doğrusunu açıklamak. Düzeltmek.

Unbend : Ciddiyeti bırakmak. Gevşetmek. Gevşemek. Teklifsizleşmek. Açılmak. Rahatlamak. Düzeltmek. Fora etmek. Doğrultmak. Yumuşatmak.

Bend ingilizce tanımı, definition of Bend

Bend kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A crook. A curve. To make ready for use by drawing into a curve. As, a slight bend of the body. As, to bend a bow. To crook or be curving. A turn or deflection from a straight line or from the proper direction or normal position. A bend in a road. A band. To crook by straining. To bend the knee. To strain or move out of a straight line. To make crooked. To curve. To be moved or strained out of a straight line. To bow.