Flute mouth türkçesi Flute mouth nedir

  • Kemikli balıklar (teleostei) takımının, hortum ağızlıgiller (fistulariidae) familyasından, 2 m kadar uzunlukta, atlantik ve hint okyanuslarında yaşayan bir tür.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Pipo balığı.

Flute mouth ingilizcede ne demek, Flute mouth nerede nasıl kullanılır?

Flute : Flüt. Pli. Farbala. Flüt çalmak. Oluk açmak. Fitil. Flütçü. Flüt ile seslendirmek. Yiv açmak. Oluk.

Mouth : Boğaz. Dırdır etmek. Kavşak. Söylemek. Akarsuyun göle döküldüğü yer. Zırlamak. Sürekli aynı şeyleri söylemek. Ağız. Kesici aletlerin keskin yanı. Dudaklarını kıpırdatmak.

Flute mouths : Hortum ağızlıgiller. Balıklar (pisces) sınıfının, kemikli balıklar (teleostei) takımının, geri kemikli omuzlular (catosteomi) alt takımından, vücutları ince, uzun, ağızları boni biçiminde, atlantik ve hint okyanuslarında yaşayan türleri olan bir familya.

Flute player : Neyzen. Flütçü.

Fluted : Kanele. Flütle seslendirilmiş. Yivli. Fugalı. Oluklu.

Fluted column : Yivli sütun.

İngilizce Flute mouth Türkçe anlamı, Flute mouth eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flute mouth ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

 

Aardvarks : Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yerdomuzu. Yer domuzugiller.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Acacia : Akasya sakızı. Mimoza. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Salkım ağacı. Akasya. Arap zamkı.

 

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Flute mouth synonyms : abo blood groups system, a site, aardwolf, abacus bodies, abiotic environment, aardvark.