Flute türkçesi Flute nedir

  • Pli yapmak.
  • Flütçü.
  • Flüt çalmak.
  • Oluk.
  • Yiv açmak.
  • Fitil.
  • Flüt.
  • Oluk açmak.
  • Flüt ile seslendirmek.
  • Farbala.
  • Yiv.
  • Pli.

Flute ile ilgili cümleler

English: I played the flute when I was in high school.
Turkish: Ben lisedeyken flüt çaldım.

English: In case of fire, I would grab my flute and escape.
Turkish: Yangın durumunda flütümü kaparım ve kaçarım.

English: I plan to play a flute solo.
Turkish: Ben bir flüt solo çalmayı düşünüyorum.

English: Ali picked up his flute and began to play.
Turkish: Ali flütünü aldı ve çalmaya başladı.

English: I wish I could play the flute as well as Ian Anderson.
Turkish: Keşke ben de Ian Anderson kadar iyi flüt çalabilsem.

Flute ingilizcede ne demek, Flute nerede nasıl kullanılır?

Flute mouth : Pipo balığı. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, hortum ağızlıgiller (fistulariidae) familyasından, 2 m kadar uzunlukta, atlantik ve hint okyanuslarında yaşayan bir tür.

Flute mouths : Balıklar (pisces) sınıfının, kemikli balıklar (teleostei) takımının, geri kemikli omuzlular (catosteomi) alt takımından, vücutları ince, uzun, ağızları boni biçiminde, atlantik ve hint okyanuslarında yaşayan türleri olan bir familya. Hortum ağızlıgiller.

Flute player : Neyzen. Flütçü.

Straight flute drill : Düz oluklu delgi. Düz oluklu matkap.

 

Reed flute : Ney.

The magic flute : Mozart tarafından bestelenen müzikal çalışma. Sihirli fülüt.

Fluted : Flütle seslendirilmiş. Oluklu. Fugalı. Yivli. Kanele.

Fluters : Flütçü. Fülüt çalan kimse.

Fluting : Oluk açma. Yiv şeklinde süs. Yiv (sütundaki). Yivli süs. Yivler (sütundaki). Pli. Flüt çalma.

Fluter : Fülüt çalan kimse. Flütçü.

İngilizce Flute Türkçe anlamı, Flute eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flute ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frill : Volan. Gösteriş. Süs. Gereksiz süs. Fırfır yapmak. Fırfır. Manşet. Farba. Saçak gibi tüyler.

Riffled : Aceleyle çevirmek (sayfa). Çabuk çabuk çevirmek (sayfa). Yivli. İskambil kağıtlarını karmak.

Flutes : Oluklu alan.

Pleating : Katlamak. Pileleme.

Cord : İple bağlamak. Kablo. Lastik ipliği. Dışlastiğin katmanlarına katılan pamuk, ipek, naylon gibi iplikler. Elektrik akımı ileten, üzeri yalıtkanla örtülü, çeşitli boydaki madenden kalın tel. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sicim. Şerit. Bağ. Yüksek akım çekebilen, telleri kalın bir yalıtkanla kaplı kordon.

Fluter : Fülüt çalan kimse.

Flutists : Flüt çalıcısı. Flüt çalan kimse.

Grooves : Mükemmel şey. Kanal. Saban izi. Çizgi. Boğaz. Harika şey. Yivler. Gelenek.

Groove : Alışkanlık. Alışkanlık edinilmiş yaşam biçimi. Dalmak. Çizgi. Alay etmek. Adet. Harika şey.

Chamfer : Pah. Şev. Meyilli bir kenar. Şev yapmak. Kanal.

Flute synonyms : pipings, piping, nose flute, channel, drainpipes, guttered, flautists, plaits, chase, seton, coulisse, gully, conduit, guttering, gutter, woodwind, transverse flute, fluting, valances, wood, drainpipe, setons, portfire, filament, bougie, rifle, detonator, couloir, canaliculus, piccolo, pleat, corrugation, candlewick.

 

Flute ingilizce tanımı, definition of Flute

Flute kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To play on, or as on, a flute. To make a flutelike sound. A musical wind instrument, consisting of a hollow cylinder or pipe, with holes along its length, stopped by the fingers or by keys which are opened by the fingers. The modern flute is closed at the upper end, and blown with the mouth at a lateral hole. A kind of flyboat. To play, whistle, or sing with a clear, soft note, like that of a flute. A storeship.