Foreign to türkçesi Foreign to nedir

  • Bir yerden değil.
  • Tanıdık olmayan.
  • Garip.
  • Buralı değil.
  • Yabancı.

Foreign to ile ilgili cümleler

English: I found the hotel crowded with foreign tourists.
Turkish: Oteli yabancı turistlerle dolu buldum.

English: There are many foreign tourists in Asakusa.
Turkish: Asakusa'da çok sayıda yabancı turist var.

Foreign to ingilizcede ne demek, Foreign to nerede nasıl kullanılır?

Foreign : Yabancı. Ülke dışı. Yurt dışı. Harici. Yabancılık. Ecnebi. Dıştan gelme. Yabancı madde. Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde. Dış.

To : -e kadar. E doğru. -e göre. Göre. Kala. Kadar. E. Oranla. İle. İla.

Foreign accent : Bir başka dilin telaffuz özelliği stili. Yabancı aksan. Yabancı aksanı.

Foreign access zone : Serbest üretim bölgesi. Üretim etkinlikleriyle sınırlı serbest bölge.

Foreign address : Yabancı adres.

Foreign affairs : Dışişleri. Dış ilişkiler. Hariciye. Harici işler. Dış işleri. Dışişleri (ingiliz ingilizcesi).

İngilizce Foreign to Türkçe anlamı, Foreign to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foreign to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Extraneous : İkincil. Konu ile ilgili olmayan. Dışarıdan gelen. Dıştan gelen. Konu dışı. Konu dışı olan. Konu ile ilgisi olmayan. Yabancı (madde veya cisim).

 

External : Dışta. Dıştan gelen. Yüzeysel. Dıştan. Bir oluşumun dış kısmı. Bilgisayar, biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Dış. Dışta ya da dışa yakın. Eksternal.

Barbarians : Zalim. Uygarlaşmamış kimse. Gaddar. Vahşi. Uygarlaşmamış. Kaba. Barbar.

Barbarous : Haşin. Uygarlaşmamış. Barbarca. Yontulmamış. Görgüsüz. Barbar. İnsanlık dışı. Vahşi. Kaba.

Comical : Tuhaf. Komik. Gülünç. Komedyanın özünü belirleyen nitelik. genel anlamı içinde, bir toplumsal olgu, insan davranışı, ahlak ölçütü ya da töreleri arasında ortaya çıkan ve tarih yoluyla belirlenen bağdaşmazlığı anlatan güzelduyusal kavram. Gülünç bir kişi ya da durum. Gülünç görünüşü olan bir kişi ya da güldürücü özellikleri kapsayan bir durum. Acayip. Gülünç olan.

Extrinsical : Harici. Yaratık. İlişkisi olmayan. Dış dünyaya ait. Ayrışmış.

Unfamiliar : Alışık olmayan. Alışılmadık. Bilinmedik. İyi bilinmeyen. Alışılmamış.

Bizarre : Bambaşka. Tuhaf. Biçimsiz. Acayip.

Crotchet : Acayip. Delilik. Garip tutku. Saçma düşünce. Deli. Tuhaf düşünce. Merak. Garip düşünce. Dörtlük.

Allochthonous : Allokton. Bulunduğu yere başka bir yerden getirilmiş, taşınmış kayaç ya da maden. Allokton olan. Alokton olan.

Foreign to synonyms : crotchety, codgers, bizar, extrinsic, exotic, cranky, aliens, bizarres, codger, barbarian, aliening, auslander, exotics, alien, crotchets, inconversant, curious, curiosity, awkward, droll, crankiest, foreign, crankier.