Front türkçesi Front nedir

  • Maske.
  • İle karşı karşıya olmak.
  • Önyüz.
  • Önde gelen.
  • Yüz.
  • Önderlik etmek.
  • Yönelmek.
  • Önünde bulunmak.
  • -in karşısında olmak.
  • Çehre.
  • Hareket.
  • Dönmek.
  • Cüret.
  • Öndeki.
  • Sahnenin seyirciye açılan yanı, cephe.
  • -e bakmak.
  • Cephelenmek.
  • Ön taraf.
  • Cephe.
  • Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi.
  • Yol göstermek.
  • Örtübaşı.
  • Paravana.
  • Önde bulunan.
  • Önemli mevki.
  • Ön.
  • Bakmak.
  • Davranış.
  • Yaygın ve etkin politik hareket.
  • Önde yer alan.
  • Karşı olmak.
  • Tiyatro, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır.
  • Tavır.
  • Önle ilgili.
  • En ön yer.

Front ile ilgili cümleler

English: A long queue had formed in front of the shop.
Turkish: Mağazanın önünde uzun bir kuyruk oluşmuştu.

English: A black SUV pulled up in front of the hotel.
Turkish: Siyah bir SUV otelin önünde durdu.

English: A group of men stands in front of the hut.
Turkish: Bir grup erkek kulübenin önünde duruyor.

English: A bus pulled up in front of the hotel.
Turkish: Bir otobüs otelin önünde durdu.

English: A car drew up in front of my house.
Turkish: Bir araba evimin önünde durdu.

Front ingilizcede ne demek, Front nerede nasıl kullanılır?

Front and rear : İleriye ve arkaya doğru en uzak olan bölüm. Ön ve arka.

Front axle : Ön aks. Ön dingil. Bağımlı askı düzenlerinde ön tekerlekleri birbirine bağlayan ve aracın ön bölümünü taşıyan dingil. Öndingil.

 

Front bench : Ön sıralar. Avam kamarasında bakanlar sırası.

Front bencher : Önde gelenler. İleri gelenler.

Front benchers : Bakanlar. Önde gelenler. İleri gelenler.

Front cover : Ön kapak. Ön dışkapak. Dış ön kaplama (kitap, dergi, vs.). Dışkapağın kitabın yüzüne gelen bölümü, bk. dışkapak. Servis kapağı.

Front end : Ön araba. Kullanıcı arabiriminden sorumlu olan program bölümü. Ön taraf. Başlangıç aşaması. Ön uç. Kullanıcı arayüzünü kontrol eden program bölümü.

Front door : Ön kapı. Sokak kapısı.

Front end application : Öndeki uygulama. Ön uç uygulaması.

Front court : Akın bölgesi. Bir takımın akın yaptığı çemberin altında, dip çizgisiyle orta çizgi arasında kalan alan.

İngilizce Front Türkçe anlamı, Front eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Front ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commotion : Ayaklanma. Koşuşturma. Telaş. Kargaşa. Velvele. Zürzavar. Patırtı. Karmaşa. Şamata.

Conduct : İletmek. Geleneklere, göreneklere, aktöreye, güzellik kurallarına ve ilkelerine göre değerlendirilen ya da yöneltilen kişi davranışı. insanı hayvandan ayırt eden bilinçli, özgür istence dayalı davranış. Sevk ve idare etmek. Kılavuzluk etmek. Yönlendirmek. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Davranım. Olayların kendiliğinden akışı ya da yönlendirme sonucu izlediği süreç. Yönetmek.

Fronting : Hareketli faz yükselme düzeyi. Cephesini düzenlemek. Ön ünlüleşme.

Attend on : İlgilenmek. Hizmet etmek.

Gear : Dişli. Koşum takımı. Oturmak. Alet edevat. Eşya. Ayarlamak. Vites değiştirmek. Çalışma. Vites. Oturtmak.

 

Break a promise : Sözünü tutmamak. Verdiği sözü yerine getirmemek. Sözünden dönmek. Verdiği sözü bozmak. Sözünde durmamak.

Beholding : Dikkatle bakma. Seyretme. Dikkat etmek. Görmek. Seyretmek.

Attitude : Düşünce. Tüm gövdenin uyumlu bir biçimdeki duruşu. dansçının bir bacağı üzerinde dururken, öteki bacağını doksan derecelik açıyla kaldırarak ve dizden bükerek arkaya götürmesi. çeşitli biçimleri vardır. Poz. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yöneliş. Uyumlu duruş. Fikir. Bakış açısı.

Demeanor : Tutum. Davranış biçimi. Hal.

Prominent : Seçkin. Belirgin. Göze çarpan. Fırlak. Önde gelen (kimse). Mühim. Önemli. Öne çıkan. Belli.

Front synonyms : budge from, shepherded, respirator, capital, impugn, air, animation, slants, faceplate, underlying, attended, be in charge of, directs, features, conversation, take the lead, go against, foreparts, change into, facials, activity, deeding, dissents, ante, battle front, bravado, dominates, fronted, front end, brass, dissented, firsts, goggles.

Front zıt anlamlı kelimeler, Front kelime anlamı

Aft : Gerisinde. Geri. Arka tarafta (gemi). Arka. Geriye doğru. Kıç tarafta (gemi). Kıça doğru (gemi). Arka taraf. Kıça doğru. Arkasında.

Posterior : Sonraki. Ardıl. Gerideki. Arka. Posteriyor. Bir organizmanın arka kısmı; bir organ veya yapının arka kısmı. posteriyor, art. Art. Biyoloji, ekonomi alanlarında kullanılır. Arka, arkada bulunan, arka kısımla ilgili. Arkadaki.

Last : Yetmek. Sürmek (süre vb). Çekmek. Sonuncu kimse. Sonuncu. Devam etmek. Son şey. Sürmek. Herşeyden sonra. Sonuncu olarak.

Front antonyms : back, rear.

Front ingilizce tanımı, definition of Front

Front kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Foremost. Of or relating to the front or forward part. To oppose directly. As, a front view. To have or turn the face or front in any direction. The forehead or brow, the part of the face above the eyes. Sometimes, also, the whole face. Having a position in front. To oppose face to face. As, the house fronts toward the east. To meet in a hostile manner. All the works along one side of the polygon inclosing the site which is fortified.