Fudged türkçesi Fudged nedir

  • Biraz uydurmak.
  • Sözünü tutmamak.
  • Sahtekarlık yapmak.
  • Kesin bir tavır almamak.
  • Uyduruk kaydırık yapmak.
  • Geçiştirmek.
  • Kaçınmak.
  • Baştan savma yapmak.
  • Yarım yamalak yapmak.
  • Sınırı aşmak.
  • Taklidini yapmak.
  • Abartmak.
  • Uydurmak.

Fudged ingilizcede ne demek, Fudged nerede nasıl kullanılır?

Divinity fudge : Bir tür turta.

Fudge : Sınırı aşmak. Bir çeşit yumuşak şekerleme. Geçiştirmek. Abartmak. Sözünü tutmamak. Uydurmak. Biraz uydurmak. Baştan savma yapmak. Yarım yamalak yapmak. Taklidini yapmak.

Fudges : Biraz uydurmak. Sözünü tutmamak. Uyduruk kaydırık yapmak. Taklidini yapmak. Kesin bir tavır almamak. Yarım yamalak yapmak. Kaçınmak. Uydurmak. Sınırı aşmak. Sahtekarlık yapmak.

Fudging : Kaçınmak. Geçiştirmek. Biraz uydurmak. Sözünü tutmamak. Sınırı aşmak. Taklidini yapmak. Abartmak. Sahtekarlık yapmak. Uydurmak. Kesin bir tavır almamak.

Fud : Belirsizlik. Korku. Üreticilerin bir malı satın almaları için müşterileri ikna ederken korku taktikleri kullandıkları satış tekniği (ıbm'in bu yöntemi kullandığını iddia eden gene amdahl tarafından ıbm'i eleştirmek için kullanılmıştır). Şüphe.

Befuddlement : Şaşkınlık. Kafa karışıklığı. Şaşırma. Karışıklık.

Befuddlements : Karışıklık. Şaşırma. Kafa karışıklığı. Şaşkınlık.

 

Fuddles : (içki) sersemletmek. Sersemlik. Şaşkınlık. Şaşırtmak. Çakırkeyif yapmak. Sersemletmek. Çakırkeyif olma. Sarhoşluk. Sızmak. Zihnini karıştırmak.

Fuddy duddy : Tutucu. Demode tavırları ve fikirleri olan kimse (genellikle daha yaşlılar). Eski kafalı. Örümcek kafalı kimse. Sıkıcı kimse. Eski kafalı kimse. Tutucu kimse.

Fuddle : Sersemlik. Sarhoşluk. Sızmak. Çakırkeyif olma. (içki) sersemletmek. Çakırkeyif yapmak. Zihnini karıştırmak. Şaşkınlık. Sersemletmek. Şaşırtmak.

İngilizce Fudged Türkçe anlamı, Fudged eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fudged ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Forge : Sahtesini yapmak. Demir dövmek. Oluşturmak. Yapmak. Yaratmak (edebi). Biçim vermek. Düzenlemek. Dövmek.

Imitate : Benzemek. Taklit etmek. Taklit yapmak. Örnek almak (birini). Örnek almak. Andırmak. Öykünmek. Benzetmek.

Color : Kızarmak. Renklendirmek. Yüzü kızarmak. Renközü. Renk vermek. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Renk katmak. Üçlü benek. Halkbilimin en önemli konularından biri olan, insanlık çapında geniş bir uygulama alanı bulan, her toplumun kendi anlayış, yaşantı, gelenek ve göreneklerine göre doğa, doğaüstü ve kültürel olayları simgeleştirmekte kullanılan doğal oluşum, bk. halkbilim, gelenek, görenek, doğa, simge. Saptırmak.

 

Exceeded : Aşıldı. Aşmak. Haddini aşmak. İleri gitmek. Aşırıya kaçmak. Geçmek.

Outrun : -den daha hızlı koşarak kurtulmak. Daha hızlı koşmak. -den kaçmak. Önden koşmak. Aşmak. Çıkış. Geçmek. -den daha hızlı koşmak.

Balk : Duraksamak. Engel olmak. Engellemek. Anlaşmaya yanaşmamak. Bir engel karşısında duraklamak. Önünü kesmek. Yürümemekte direnmek. Sıkma.

Tough : Güçlü. Zorlu. Baş belası. Dayanıklı. Abanoz gibi. Çetin. Sert. Zor. Suç batağı. Sert (kösele vb).

Concocted : Birbirine karıştırarak hazırlamak. Kafadan atmak. Uydurmak (hikaye veya yalan). Tertip etmek. Bir şeyler karıştırmak veya kaynatmak. Uyduruvermek. Hazırlamak. Yapmak. Karıştırmak.

Not care two hoots : Şeyine takmamak. Hiç sallamamak. Umurunda olmamak. İplememek. Takmamak. Savsaklamak. Hiç takmamak. Özen göstermemek. Hiç tınmamak.

Decide : Azmetmek. Karar kılmak. Karar verdirmek. Hükme bağlamak. Sonuca varmak. Sonuçlandırmak. Hüküm vermek. Belirlemek. Karar vermek. Kararlaştırmak.

Fudged synonyms : scamps, underdo, adorn, parries, beg, botching, avert from, sturdy, swindle, aggrandised, strength, carry too far, con, referee, break faith, coin, disappoint, botches, adapts, adapt, accommodate, baulked, brazen it out, dodge, accommodates, beg off, scamped, come it too strong, accommodated, back out, umpire, impersonated, aggrandizes.

Fudged zıt anlamlı kelimeler, Fudged kelime anlamı

Tender : Kolaylıkla incinen. İhale. Kolay incinir. Sevecen. (resmi) teklif etmek. Fiyat teklifi. Teklif mektubu. Tediye mektubu. Bakan kimse.

Weakness : Cansızlık. Zayıflık. Zayıf taraf. Hasta oluş. Kuvvetsizlik. Zaaf. Halsizlik. Güçsüzlük. İnginlik. Dayanıksızlık.

Weak : Takatsiz. Zayıf. Aciz. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İradesiz. Yavan. Cılız. Yetersiz. Sulu. Cansız.

Fudged antonyms : delicate, frail, fail, pass, approve, disapprove, reject.