Full of türkçesi Full of nedir

  • Pür.
  • İle nüfuz etmiş.
  • Dolu.
  • İle dolu.
  • Çok miktarda veya sayıda olan.

Full of ile ilgili cümleler

English: A big city is full of snatchers.
Turkish: Büyük şehirler kapkaççılarla doludur.

English: Ali entered the conference room, carrying a large cardboard box full of documents.
Turkish: Ali konferans odasına girdi, belgelerle dolu büyük bir karton kutu taşıyordu.

English: Ali hadn't washed dishes in a week, so the sink was full of dirty dishes.
Turkish: Ali bir hafta içinde bulaşıkları yıkamadı, bu yüzden lavabo kirli tabaklarla doluydu.

English: Ali accidentally walked into a room full of people wearing suits.
Turkish: Ali kazara takım elbise giyen insanlarla dolu bir odaya yürüdü.

English: Ali certainly is full of energy today.
Turkish: Ali kesinlikle bugün enerji dolu.

Full of ingilizcede ne demek, Full of nerede nasıl kullanılır?

Full : Tok. Yıkayıp büzmek. Tam. Komple. Öz. Dolu şey. Çırpmak. Kalın. Doluluk.

Of : -den övünerek bahsetmek. -in. Nin. Li. -li. -den. -nin. İle ilgili. In. Yüzünden.

Full of action : Çalışkan. Hareketli. Faal.

Full of beans : Enerjik. Saçma sapan. Saçmalık. Canlı. Neşeli. Keyfi yerinde. Keyifli. Enerji dolu. Fıkır fıkır. Yaşam dolu.

Full of health : Sağlık dolu. Kanlı canlı.

Full of himself : Kendini beğenmiş. Abartılı derecede kendi önemsene duygusu nedeniyle kibirli olma.

 

Full of holes : Eksiklerle dolu (argüman). Zayıf (plan). Çürütülebilir (plan). Geçersiz. Delik deşik.

İngilizce Full of Türkçe anlamı, Full of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Full of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fraughts : Yüklü. Endişeli. Endişe verici. Rahatsız edici. Hileli kullanım.

Abounding : Bol. Dolu olan. Çok. Bir sürü olan (çok).

Full : Tam. Komple. Öz. Tok. Doluluk. Dolu şey. Kalın. Yıkayıp çektirmek.

Charged : Heyecan dolu. Yüklenmiş. Yükümlü kılınacak kişi. Yüklü. Dolmuş. Kafası dumanlı veya güzel. Heyecan yaratan. Şarj edilmiş.

Full bodied : Gövdeli. Lezzetli. Koyu. Dolgun. Dolgun yapılı.

Covered with : Sıvama. İle bezeli. ..ile bezeli.

A load of : Bir sürü.

Brimming with : -le dolu.

Crowded : Kalabalık. Toplanmış (bir yere). Tıkış tıkış. Kalabalık (yer). Mahşeri. Dopdolu. Olaylı. Sıkışık.

Crammed : Tıkış tıkış.

Full of synonyms : engaged, fraught, brimfull of, filled, brimful of, fraught with, replete with, rife with, abundant, fraughting.