Full time türkçesi Full time nedir

  • Devamlı.
  • Tam zamanlı.
  • Bütün gün.
  • Tümgün.
  • Tam mesai.
  • Tam gün.
  • Temelli.
  • Tam görevli.
  • Fultaym.
  • Daimi.
  • Tamgün.

Full time ile ilgili cümleler

English: I work full time.
Turkish: Ben tam zamanlı çalışıyorum.

English: I'm working full time in a bookshop until the end of September.
Turkish: Eylül sonuna kadar bir kitapçıda tam gün çalışıyorum.

English: I have a full time job.
Turkish: Tam gün bir işim var.

Full time ingilizcede ne demek, Full time nerede nasıl kullanılır?

Full : Yıkayıp çektirmek. Dolu şey. Dolu. Kalın. Komple. Öz. Yıkayıp büzmek. Tam. Çırpmak.

Time : Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Defa. Müddet. Zamanlamak. Süre. Yerbilim zamanı. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Kez. Ayarlamak. -in zamanını ölçmek.

Full time job : Tam gün iş. Tam gün çalışma. Tamgün iş.

Full time position : Tam zamanlı pozisyon. Bir çalışanın yaklaşık olarak günde 8 veya haftada 40 saat çalıştığı iş.

Full time schooling : Tam zamanlı eğitim. Tam gün eğitim.

Full timer : Tam gün çalışan kimse.

Full time student : Tam-zamanlı öğrenci.

İngilizce Full time Türkçe anlamı, Full time eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Full time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Engraved in stone : Taşa işlenmiş. Sürekli. Taşlara kazınmış (daimi). Kalıcı.

Perennials : Sürekli. Çok yıllık bitki. Uzun omürlü bitki. Birkaç yıl yaşayan bitki. Yıl boyu süren. Uzun ömürlü bitki. Kalımlı. Çok yıllık (bitki). Tekerrür eden.

Endless : Uçsuz. Bitmek bilmeyen. Ebedi. Bitmez tükenmez. Ölümsüz. Sonu olmayan. Sonsuz. Uçsuz bucaksız. Namütenahi.

Permanently : Sürekli. Temelli olarak. Sürekli biçimde. Kalıcı bir şekilde. Devamlı olarak. Daimi olarak. Değişmez. Sürekli olarak.

Habitual : Alışılagelmiş. Bağımlı. Her zamanki. Alışmış. Mutat. Gedikli. Adet haline gelmiş. Müzmin. Alışılmış. Alışkanlığa bağlı.

Durable : Dayanıklı. Evladiyelik. Tahammüllü. Kalıcı. Eskimez. Uzun ömürlü. Sürekli. Uzun süren. Sağlam.

Irremovable : Oynamaz. Azlonulamaz. Oynatılamaz. Sabit.

Continuous : Sürekli. Fasılasız. Bir kesinti ya da aralığı olmayan. Devam eden. Zincirleme. Kesiksiz. Kesintisiz. Aralıksız.

Evermore : Hep. Sonsuza kadar. Her zaman. Sürekli olarak. Daima. İlelebet. Ebediyen.

Eterne : Baki. Öncesiz. Başı ve sonu olmayan. Sık sık vuku bulan. Ölümsüz. Ebedi varlık. Ebedi ve ezeli.

Full time synonyms : away, full day, permanent, assiduous, consistent, perennial, continuing, whole day, in season and out of season, indissoluble, imprescriptible, day long, invariable, perdurable, for keeps, permanents, fundamental, day after day, continual, constantly, for good, for good and all, constant, all days, enduring, all day, abiding, chronics, fulltime, continued, everlasting.