Fulmar türkçesi Fulmar nedir
- Fırtına kuşları (tubinares) takımının, fırtına kuşugiller (hydrobatidae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, buzlu denizlerde yaşayan bir tür.
- Martıya benzer bir deniz kuşu.
- Kutup fırtına kuşu.
- Biyoloji alanında kullanılır.
Fulmar ingilizcede ne demek, Fulmar nerede nasıl kullanılır?
Giant fulmar : Dev kuş.
Fulminant : Alevlenme. Ateş püskürten. Şimşek çakma. Fulminan. Birden gelen ve ciddi seyreden hastalık. Aniden ortaya çıkan hastalık. Ani gelişen. Ateş püsküren. Şiddetli. Gürleyen.
Fulminate : Verip veriştirmek. Patlamak. Ateş püskürmek. Parlamak. Patlayıcı madde. Gürlemek. Patlatmak. İnfilak etmek. Gürleme. Fulminat.
Fulminated : Patlamak. İnfilak etmek. Patlatmak. Parlamak. Gürleme. Yasaklama getirmek. Gürlemek. Patlayıcı madde. Verip veriştirmek. Ateş püskürmek.
Fulminates : Patlatmak. Parlamak. Yasaklama getirmek. Patlayıcı madde. Ateş püskürmek. Verip veriştirmek. Patlamak. Gürleme. Gürlemek. İnfilak etmek.
Fulminating powder : Civa fulminat içeren barut.
Fulmination : İnfilak. İnfilak etme. Sövüp sayma. Ateş püskürme. Patlama.
Fulminic : Değişken. Uçucu. Fulminik asitle ilgili. Fulminik asitten elde edilen. Patlayabilir. Fulminik.
Fulminations : Ateş püskürme. Patlama. İnfilak. Sövüp sayma.
Fulminating : Patlayıcı.
İngilizce Fulmar Türkçe anlamı, Fulmar eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fulmar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.
A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri. A hücresi.
Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.
Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Karınca yiyen. Yerdomuzu. Borudişli.
A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.
Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.
Acacia : Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Salkım ağacı. Mimoza. Akasya. Akasya sakızı.
Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.
A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.
Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım.
Fulmar synonyms : fulmarus, genus fulmarus, fulmarus glacialis, fulmar petrel, a chromosome, abiotic environment, petrel, abambulacral area, aardwolf, abductor muscle, mallemuck, a protein.
Fulmar ingilizce tanımı, definition of Fulmar
Fulmar kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One of several species of sea birds, of the family Procellariidæ, allied to the albatrosses and petrels. Among the well-known species are the arctic fulmar (Fulmarus glacialis) (called also fulmar petrel, malduck, and mollemock), and the giant fulmar (Ossifraga gigantea).

Bu kısımda Fulmar kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fulmar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fulmar anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fulmar ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.