Fuzes türkçesi Fuzes nedir

Fuzes ingilizcede ne demek, Fuzes nerede nasıl kullanılır?

Defuzes : Bir patlayıcıyı boşaltmak veya etkisiz hale getirmek. Fitilini sökmek (patlayıcı). Patlayıcıyı etkisizleştirmek. Patlayıcıyı etkisiz hale getirmek. Patlayıcı fitilini sökmek. Yatıştırmak. Dağıtmak. Tansiyonu düşürmek. Tapasını çıkarmak. (ortamı) sakinleştirmek.

Tail fuze : Dip tapa. Kuyruk tapası.

Fuze : Yanmak. Birleşmek. Erimek. Eritmek. Atmak. Fünye. Birleştirmek. Kaynaşmak. Eriyerek birleşmek. Eriterek birleştirmek.

Fuzed : Atmak. Birleştirmek. Kaynaşık. Yanmak. Eritmek. Erimiş. Sigortalı. Kaynaşmış. Birleşmek.

Fuzee : İri başlı kibrit.

Defuzed : Tapasını çıkarmak. Patlayıcıyı etkisizleştirmek. Fitilini sökmek (patlayıcı). Tansiyonu düşürmek. Bir patlayıcıyı boşaltmak veya etkisiz hale getirmek. Patlayıcıyı etkisiz hale getirmek. Dağıtmak. Patlayıcı fitilini sökmek. (ortamı) sakinleştirmek. Etkisiz hale getirmek.

Fuzzed : Havlanmak. Tüy gibi saç. Ayva tüyü. Hav. İnce tüyler. Tüy. Aynasız. Kuş tüyü. Kıvırcık saç. İnce tüy.

Fuzzes : Kuş tüyü. Tüy. Kıvırcık saç. Kuştüyü. Polis. Tüy gibi saç. İnce tüy. Havlanmak. Hav. Ayva tüyü.

Defuze : Tapasını çıkarmak. Patlayıcıyı etkisizleştirmek. Tansiyonu düşürmek. (ortamı) sakinleştirmek. Fitilini sökmek (patlayıcı). Etkisiz hale getirmek. Yatıştırmak. Bir patlayıcıyı boşaltmak veya etkisiz hale getirmek. Etkisizleştirmek. Patlayıcı fitilini sökmek.

 

Fuzz : Sakçı. İnce tüy. Kıvırcık saç. Kısa tüy. Kuştüyü. Tüy. Cazırtı. Hav. Havlanmak. Ayva tüyü.

İngilizce Fuzes Türkçe anlamı, Fuzes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fuzes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exhaust fumes : Egzos dumanı. Egzoz dumanı.

Catapulted : Mancınık. Fırlatmak. Vurmak. Sapan. Mancınıkla atmak. Katapült uçak. Fırlatma düzeneği ile ilgili.

Accreted : Katılımlarla büyümek. Eklemek. Büyümek. Yapışmak. Artmak.

Chuck : Dışarı atmak. Kusmak. Kusarak çıkarmak. Atış. Vazgeçmek. Gıdaklamak. Terketmek. Savurmak. Fırlatmak.

Cashiering : İşine son vermek. (özellikle ordudan) ihraç etmek. Kasiyer. Kasadar. Kasa. Kovmak. Veznedar. Vezneci (bankada).

Burns : Yakmak. Işık saçmak. Tennessee eyaletinde yerleşim yeri. Kızdırmak. Başını yakmak. Kansas eyaletinde şehir. Süratle gitmek. Yanıp tutuşmak. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri.

Cast out : Uzaklaştırmak. Sürmek. Dışlamak. Başından atmak. Kovmak. Toplumdan uzaklaştırmak. Toplumdan dışlamak. Çevresinden uzaklaştırmak.

Catch fire : Alevler içinde kalmak. Tutuşmak. Ateş almak. Alev almak.

Allying : Müttefik. Katmak. Katılmak. Dost. Ticaret serbestliği. Müttefik ülke. Arkadaş.

Burn out : Yakıp yok etmek. Söndürmek. Tamamen yanıp kendi kendine sönmek. Yanıp bitmek. Yanıp yokolmak. Bozulmak. Yakmak. Tamamen yakmak. Sönmek.

Fuzes synonyms : exhaust, amalgamates, be hot, broiled, burn, catapulting, assemble, waste, flare, axe, be done for, accrete, agglutinates, be on fire, cast off, agrees, liquefies, affiliate, coal, aggregates, am, broil, catapult, affiliates, founds, found, fuze, waste product, accouple, coalesces, bung, broils, be ruined.