Gönlü nedir, Gönlü ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Olgun.

Gönlü ile ilgili Cümleler

  • Ali yaşlı ama gönlü genç.
  • “Onun gönlünü yaralayarak bir latife ederlerse hemen kaçıyor, sokulmuyor.”
  • “Bu soyadı çıkmasaydı, bu hatiplik onun gönlünde kalacakmış.”
  • Gönlümden insanlara hep yardım etmek geçmedi mi?
  • “Onun kenar mahallelerde sürüklenen çıplak ayakları benim gönlüme dokunuyor.”
  • En büyük zenginlik; insanların gönlünü kazanmaktır.
  • Gönlünü almak için elimden gelen her şeyi yapacağım.
  • “Topkapı Sarayı'nda Hünername minyatürlerine bakarken kaç defa gönlümden bu özleyiş geçti.”
  • İçinden ağlamak geliyorsa; gönlünce ağla.
  • Her şey gönlünce olsun!
  • “Birkaç gece evvel gelip de bir şey soracaktım, rahatsız etmeye gönlüm varmadı.”
  • “Feride, çocukların birini bırakıp ötekini alıyor, hepsinin sıra ile gönlünü hoş etmek istiyordu.”
  • Gönlüm işte değildi.
  • “Kız kaptırdı gönlünü / Sevdiği kalpsizin biri”
  • “Ben patronun gönlünü ederim, hafta arasında.”
  • “Fukara bir denizciye rast gelirsen süngerlerimden birkaç tanesini ona ver, gönlünden koparsa.”
  • “Nice beyler, paşalar onun peşinde yıllarca dolaşmışlar, onun gönlünü çelmek için her türlü çareye başvurmuşlardı.”
  • “Bunları duymakla gönlüm kırıldı.”
  • Ama gönlüm olasılıkla'dan yana.
  • “Ne güzel yayla da şu bizim yayla / Çık soğuk su başına da gönlünü eğle”
  • “Ama Salih'in gönlü buna razı olmaz, bu yüzden de sorunları yarım ağızla cevaplandırırdı.”
  • “Bu delikanlının kıza, bu kızın delikanlıya gönlü akınca insanın yüreği kabarıyor.”
  • Gönlünce iki ay tatil yaptı.
  • “Tabiatın bu eşsiz güzellikleri karşısında o birtakım gevezeliklerle benim kafamı ağrıtacak, gönlümü karartacak değil.”
  • “Çaydan üç güvercin uçtu / Benim gönlüm sana düştü”
  • “Kalpsiz bir güzelliğin, fakir teyze kızlarının hayatını kırmaktan, gönlünü söndürmekten başka neye faydası var ki!”
  • “İlk tanıştığımız günden beri bana karşı gösterdiği yakınlıkla gönlümü çelmiş bulunmaktaydı.”
  • Kızın gönlünü fethetmek isteyen annesinden başlamalı.
  • Ona gönlüm boş değil.
  • “Gönül istiyordu ki böyle büyük sanatçılara hastalıklar hiç değmesin, onlardan uzak olsun.”
  • “Biraz aklı olsa bizim Rabia'ya gönül düşürür mü?”
  • Her şey gönlünüzce olsun.
  • Allah gönlüne göre versin!
  • “Bu oğlanı amcama itmek doğru değil, bir ara gönlünü almalı.”
 

Gönlü ile ilgili Atasözü veya Deyim

allah herkesin gönlüne göre versin : “Allah herkese içinden geçirdiği iyiliğe veya kötülüğü göre karşılık versin” anlamında kullanılan bir söz.

ayağını sıcak tut, başını serin gönlünü ferah tut, düşünme derin : “hastalıktan korunmak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalı, olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız” anlamında kullanılan bir söz.

(bir şeyde) gönlü olmak : sevip istemek.

(bir şeye) gönlü olmak : razı olmak.

 

(birinin) gönlü ile oynamak : sever görünüp eğlenmek.

çobanın gönlü olursa (veya olunca) tekeden yağ (veya süt) çıkarır : “kişi istediğinde olmayacak gibi görünen işlere çözüm yolu bulur” anlamında kullanılan bir söz.

donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer : “bir şeyden yoksun olan kişinin gönlünden hep o şeyden bol bol edinmek geçer” anlamında kullanılan bir söz.

evladı ben doğurdum ama gönlünü ben doğurmadım : “bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez” anlamında kullanılan bir söz.

geçinmeye gönlü olmamak : herhangi bir konuda isteksizliğini belli etmek.

gönlü akmak : birine karşı güçlü sevgi duymak.

gönlü bulanmak : kusacak gibi olmak Mecaz anlamı kuşkulanmak.

gönlü çekmek : imrenip istemek.

gönlü çelinmek : güzel sözlere aldanmak, kapılmak.

gönlü çökmek : yaşama gücü azalmak, ruhsal dengesi bozulmak.

gönlü düşmek : âşık olmak.

gönlü istemek : dilemek, kuvvetle içten arzulamak.

gönlü kalmak : isteyip de edinemediği bir şeyi istemekten vazgeçmemek gücenmek.

gönlü kanmak : bir işle ilgili kaygısı kalmamak, mutmain olmak, müsterih olmak.

gönlü kaymak : sevmeye eğimli olmak.

gönlü kırılmak : üzülmek, incinmek, yerinmek.

gönlü razı olmamak : istememek.

gönlü takılmak : bir şeye karşı ilgi duymak aşk ile sevmeye başlamak.

gönlü varmamak : istek duymamak, istememek, çekinmek.

gönlün yazı var, kışı var : “insan kimi zaman sevinçli, kimi zaman da üzüntülü olabilir” anlamında kullanılan bir söz.

gönlünde kalmak : çok istediği hâlde ulaşamamak, elde edememek.

gönlünden geçirmek (veya geçmek) : bir şeyin olmasını veya bir şey yapmayı istemek düşünmek.

gönlünden kopmak : kendiliğinden vermek.

gönlüne doğmak : içine doğmak, sezmek, hissetmek.

gönlüne dokunmak : üzülmek, rahatsızlık duymak.

gönlüne girmek : kalbine girmek.

gönlüne göre : dileğine göre, isteğine uygun olarak.

gönlünü çalmak : kalbini çalmak.

gönlünü çelmek : kandırmak, yola getirmek, aşkını kazanmak kendi yanına çekmek, sempatisini kazanmak.

gönlünü düşürmek : âşık olmak, sevdalanmak.

gönlünü eğlemek : mutlu, neşeli vakit geçirmek.

gönlünü etmek (veya yapmak) : birini razı ve hoşnut etmek.

gönlünü hoş etmek : birinin dileğini yerine getirerek onu sevindirmek.

gönlünü kaptırmak : âşık olmak.

gönlünü karartmak : yaşamaya karşı sevgi ve isteğini azaltmak.

gönlünü pazara çıkarmak : sevmek için kendine yakışanı seçmeyip rastgele birini sevmek.

gönlünü serin tutmak : sakin, soğukkanlı olmak, hemen heyecanlanmamak.

gönlünü söndürmek : küstürmek, kırmak, incitmek.

gönlünü yaralamak : incitmek, kırmak, üzmek.

gönül (veya gönlünü) almak : sevindirmek kırılan bir kimseyi güzel bir davranışla hoşnut etmek.

gözü gönlü açılmak : neşelenmek, ferahlamak.

her yiğidin gönlünde bir aslan yatar : “herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır” anlamında kullanılan bir söz.

herkesin gönlünde bir aslan yatar : her yiğidin gönlünde bir aslan yatar.

insan gönlünün artığını söyler : “insanlar şaka yaparken içlerinden geçeni yansıtırlar” anlamında kullanılan bir söz.

kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar (veya varır) ya zurnacıya : “evlenme çağındaki kızı büyükleri uyarmazlarsa uygun olmayan birisiyle evlenir” anlamında kullanılan bir söz.

paşa gönlü bilir : “ne yapacaksa yapsın, kendisi bilir” anlamında kullanılan bir söz.

Gönlü anlamı, tanımı

Gönlü aktarılmak : Midesi bulanmak

Gönlü cıdamak : Bir şeyi çok arzu etmek, istemek.

Gönlü kapılmak : İnanmak, kanmak, meclûp olmak, aldanmak.

Gönlü kapılmış : Âşık.

Gönlü kararmak : Ye'se kapılmak, hüzün içinde olmak.

Gönlü karartmak : Ye'se düşürmek, küstürmek.

Gönlü kopmak : Çok heyecanlanmak.

Gönlü oturmak : Müsterih olmak, mutmain olmak.

Gönlü sarsılmak : Acımak, merhamete gelmek.

Gönlü tar olmak : İçi sıkılmak.

Gönlü tonmak : Hareketten kalmak.

Gönlü yapılmak : Meyletmek.

Gönlü yaralılık : Gönlü yaralı olma durumu.

Gönlü yavuz olmak : Canı sıkılmak.

Gönlü yufkalmak : Rikkate gelmek.

Gönlüaçık : Ağrı kenti, Sarısu bucağına bağlı bir yer.

Gönlükara : Kötümser, karamsar kişi.

Gönlüne bırakmak : İlham etmek.

Gönlünü açmak : Gönlünü ferahlandırmak.

Gönlünü aramak : Kalbini yoklamak, fikrini araştırmak, düşüncesini anlamak istemek.

Gönlünü düzetmek : Hatırını almak, gönlünü hoş etmek.

Gönlünü eğmek : Gönlünü bir tarafa çekmek, meylettirmek.

Gönlünün dümeni bozuk : İsteklerinde, özellikle gönül işlerinde tutarlılık göstermeyen, sık sık istek değiştiren.

Gönlü bol : Yeterli imkânlardan yoksun olmasına karşın cömert, eli açık davranmak isteyen (kimse).

Gönlü bolluk : Gönlü bol olma durumu.

Gönlü dar : İçi sıkıntılı olan (kimse).

Gönlü darlık : Gönlü dar olma durumu.

Gönlü gani : Cömert ve gözü tok, gani gönüllü (kimse).

Gönlü tok : Zorunlu ihtiyaçları karşılandığında bununla yetinen, fazla mal ve para istemeyen (kimse), müstağni.

Gönlü tokluk : Gönlü tok olma durumu.

Gönlü yaralı : Aşkta karşılık görmeyen (kimse).

Gönlü zengin : Para ve malını imkânları ölçüsünde esirgemeden veren (kimse).

Gönlü zenginlik : Gönlü zengin olma durumu.

Gönlünce : Dileğine uygun olarak.

Gözü gönlü tok : Gözü tok.

Diğer dillerde Gönenç ölçütü anlamı nedir?

İngilizce'de Gönenç ölçütü ne demek ? : welfare criteria