Güdüm nedir, Güdüm ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Bir çeşit çalgı, tef.

Çobana verilen para.

Birisine parayla hayvanlarını baktırma işi.

Sürme, gönderme işi.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Bir olaylar dizisini, bir süreci ya da bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin tümü. Sürmek, gütmek, yönetmek eylemleri artarak karmaşıklaşan, belirsizleşen birer işlevi adlandırır. Denetim kavramında, doğruluğunu sınamak, sağlamak işlevi ağır basar.

İngilizce'de Güdüm ne demek? Güdüm ingilizcesi nedir?:

control

Güdüm anlamı, kısaca tanımı:

Güdüm bilimi : Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim, kibernetik, sibernetik.

Eş güdüm : Belli bir amaca ulaşmak için türlü işler arasında bağlantı, ilişki, düzen ve uyum sağlama, koordinasyon.

Güdümcü : Güdümcülükten yana olan kimse.

Güdümleme : Bir görüş, kanı veya inancı benimsetme çabası.

Güdümlemek : Belli bir amaca veya inanca yönlendirmek.

Güdümlü : Güdülebilen, yönlendirilebilen, yönetilebilir. Belirli bir plan veya yönde yürütülen bir amacı, bir eğilimi yansıtan.

Güdümlü sanat : Belli bir siyasi ve toplumsal ideoloji doğrultusunda oluşturulan sanat.

 

Güdümlülük : Güdümlü olma durumu.

Eş güdümcü : Türlü işler arasında düzen ve uyum sağlayan kimse, koordinatör.

Eş güdümlü : Aralarında eş güdüm bulunan, koordine.

Yönetme : Yönetmek işi.

İdare : Bir kurumun işlerini yürüten kurul. Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam. Hoş görme, göz yumma. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü. Yönetme, yönetim, çekip çevirme. İdare kandili veya lambası. Yetinme. Tutum.

Bilişim : İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Dizi : Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Dizi film. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra.

Aracı : İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador.

 

Yöneltme : Bir teleskobu veya gözlem aracını bakılacak yıldıza doğru çevirme işi. Öğrencilerin okul yaşamına, izleyecekleri derslere uyumlarını sağlamayı amaçlama, seçecekleri meslekleri yönlendirme işi. Yöneltmek işi, tevcih.

Güdüm damgası : Özel bir bağlamda geçmesiyle, bir güdüm işlevini başlatan, değiştiren ya da durduran bir damga. Bir güdüm damgası, daha sonraki bir eylem için yazılıp saklanabilir. Bir güdüm damgası, bir çizisel damga olmamasına karşın kimi koşullarda çizisel gösterimi bulunabilir.

Güdümbilim : Canlı örgenselliklerde ve makinelerde iletişim ve güdüm üzerindeki kuramları ve incelemeleri bir araya getiren bilim dalı. (Yun. kybernetike; kybernetes = dümenci, yönetici, yöneltici) (Ampère'in bilimleri sınıflamasında) Yönetim sanatını inceleyen siyasa bilimi. (Günümüzde )a. -> Bilişi (information) tekniği ve bilimi b. Her türden (teknik, dirimbilimsel, ekonomik, toplumsal ve benzeri alanlarda) işlemleri denetleme, düzenleme, dengeleme ve programlama ilkeleri üzerine bilim. // Düzenleme, denge kurma ilkesine göre olur. Örneğin, bir ısı düzenleyicisinde bir duyar o andaki ısı ile olması gereken ısıyı karşılaştırır ve duruma göre soğuk ya da sıcağa aygıtı ayarlayıp dengeler, c. Kendi kendini denetleyen makineleri kurma tekniği, öğretisi (bilgisayarlar tekniği). Organizmalara, hesap makinelerine, toplumlara uygulanan denetleme ve düzenleme olayları, denge kurma dizgesine ve bilişilen aktarmaya dayanır. Lojistik ve bilişi, kuramı ile güçlenen güdümbilim, Amerika'da dirimbilime ve toplumbilime de uygulanmaktadır. Makineler aracılığıyle canlı varlıkların görevlerini en iyi biçimde ortaya çıkarma tekniği olan güdümbilim, ne yalnızca makinelerle, ne de yalnızca canlı varlıklarla ilgilidir, tersine bunların ortak yapılarıyle ilgilidir. Bu ortak yapı, elektronik beyinle dirimbilimdeki -> benzeşen (analog) ilkeleri yeni bir çıkış noktası olarak araştırma alanına verir. N. Wiener ("Cybernetics or control and communication in the animal and the machine"), insan beyninin elektronik hesap makinesinin ikilikli dizgesi ile aynı yapıda olduğunu göstermeye çalışır. Felsefe açısından güdümbilim: Hemen her zaman, ilerideki bir gelişme ya da -> bulgusal araştırma amacıyla yapılmış kurgusal (fiktif) bir kabulle -kendilerine bilinç yüklenemeyen dizgelerde (teknik ya da dirimbilim dizgeleri) bilinç sürecinin kabulü ile- bağlantı içindedir. Güdümbilimin kendine özgü felsefî anlamı; kavrayışı aşan ilkelerin ortaya çıkarılmasında bulunur; bu ilkeler, düzenleme ve bilgi verip alma işlemlerini ödev olarak koyan ve onların çözümünü matematiksel biçimde tanıtlayan bütün dallarda kendilerini gösterirler. Güdümbilimin önemi, insan gücünün yerini kendi kendine işlemler yapan ve denetleyen makinelerin almasındadır. Canlı ya da cansız varlıklar arasında ya da kendi içlerinde denetim ve iletişim sorunlarıyla ilgilenen bilim. genel uygulayım: Bir insanın ya da, özişler makinenin, yeni uygulayım kaynakları içinde yönetimini, belli bir amaca göre yönlendirilmesini sağlayan bilim dalı.

Güdümcülük : Bir ülkenin ekonomi, tarım vb. işlerinde tutulan güdümlü yol. Liberalizm karşıtı olarak, ekonominin bir üst otorite tarafından yönlendirilme anlayışı.

Güdümeç : Okurken satırları izlemekte kullanılan araç.

Güdümek : Okurken satırları izlemekte kullanılan araç. Doğumdan sonra dağıtılan çerez.

Güdümen : Şimşek. Çoluk çocuk anlamında kullanılır.

Güdümlü danışma : Herhangi bir öğrenim ya da uyum sorununun çözümünde, danışmanın sorular, öğütler ve önlemlerle karşısındakine yardımcı olduğu danışma türü.

Güdümlü ekonomi : İktisadi etkinliklerin devletin müdahale ve denetimi altında yürütüldüğü, diğer bir deyişle neyin, ne kadar, nasıl ve kimler için üretileceğine siyasal gücü temsil eden merkezi bir organın karar verdiği iktisadi sistem. krş. karma ekonomi, piyasa ekonomisi

Güdümlü erek : Bilerek ya da bilmeyerek başka birisinin etkisi altında kalarak benimsenen erek.

Güdümlü faiz oranı : Para otoritelerince belirlenen kredi ve mevduat faiz oranları.

Diğer dillerde Güdüm anlamı nedir?

İngilizce'de Güdüm ne demek? : n. direction, bearing; guidance, conducting; supervision; management

Almanca'da Güdüm : Hüten; Lenkung

Rusça'da Güdüm : n. управление (N)