Gülbahar nedir, Gülbahar ne demek

Gülbahar; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Kırmızı boya elde etmede kullanılan iyi cins bir toprak
  • Bir tavla oyunu.

Gülbahar isminin anlamı, Gülbahar ne demek:

Kız ismi olarak; Kırmızı boya elde etmede kullanılan iyi bir cins toprak.

Gülbahar tanımı, anlamı:

Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.

Boya : Yazmak için kullanılan mürekkep. Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.

Cins : Tür, çeşit. Soy, kök, asıl. Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu. Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan. Garip, tuhaf.

Toprak : Arazi, tarla. Ülke. Kara. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Memleketli.

Tavla : Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun. At ahırı. Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli, dikdörtgen biçimindeki tahta kutu.

Oyun : Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

 

Bir : Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Aynı, benzer. Tek. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Eş, aynı, bir boyda. Sadece.