Gırmaşmak nedir, Gırmaşmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hareket etmek, kımıldamak.

Gırmaşmak anlamı, tanımı

Gırma : Bir çeşit melez köpek. Pürüzlü ve engebeli alan. Beyaz topraklı yer. Tohum ekmek için tarlada pullukla açılan yer: Gırma gırmadan tohum ekme. Bir çeşit av tüfeği. Avcıların saçma bulamayınca telden saçma şeklinde kestikleri parçalar. Bir çeşit tatlı. Salamura yapılmış yeşil zeytin. Davarların yemesi için kesilen ağaç dalları. Kuru odun yapmak için kesilen yaş çam dalları. Tohum ekmek için tarladaki çalı ve ağaçları sökme işi: Bizimkiler bugün Akdere'ye gırmaya gittiler. Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış tahıl. Hayvanların kolay yiyebilmesi için ezilerek verilen arpa. Kumaşa büzülerek yapılan süs, pili. Ortasından ikiye katlanan tüfek. (Tokmacık Yalvaç Isparta). Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış arpa. (Çukurhisar Eskişehir). Dövenle yarı sürülmüş ekin sapı. (Afşar Güdül Ankara)

Gırmaşma : Naz, cilve. Hareket etme.

Kımıldamak : Yerinde hafifçe hareketlenmek.

Kımıldama : Kımıldamak işi.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

 

Hareke : Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

Harek : Fasulye sırığı.

Kımıl : Yarım kanatlılardan, sap, çiçek, yaprak ve başakları emerek veya yiyerek ekin hastalığına yol açan, vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek (Aelia rostrata).

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Hare : Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.

Etme : Etmek işi.

Diğer dillerde Girişimii süzgeç anlamı nedir?

İngilizce'de Girişimii süzgeç ne demek ? : interference filter