Ganırmak nedir, Ganırmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İncitmek, burkmak.

Alışmak.

Bir şeyi kaldıraçla yerinden kaldırmak.

Geriye bükmek.

Kırmak: Rüzgâr bizim cevizin dallarını ganırmış.

Derine saplamak.

Ganırmak tanımı, anlamı

Ganı : Sıkıntı, üzüntü: Komşu, ganı çekme hastanız iyi olur. Kağnı. Galiba. Kağnı: Bizim gânının tekeri eski. Kağnı arabası

Kaldırmak : Bulunduğu yerden almak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Yükseltmek. Piyasadan çekmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tayin etmek, atamak. Kaçırmak. Hastayı hastaneye götürmek. Uygun gelmek, yakışmak. Çekmek, taşımak. Çalmak, aşırmak. Uyandırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Tören yaparak ölüyü gömmek. Bir şeyden çokça satın almak. Ürün toplamak, taşımak. Alıp başka yere götürmek. Yok etmek, ortadan silmek. İyi etmek, iyileştirmek. Toplamak.

Kaldırma : Kaldırmak işi.

Saplamak : Hızla batırmak.

Yerinden : Soylu.

İncitmek : İncinmesine yol açmak. Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek.

Kaldıraç : Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk, manivela.

Burkmak : Bir şeyi burar gibi ekseni etrafında döndürmek. Burkulmak. Bazı yiyecekler, ağza kekre tat vermek.

 

Saplama : Saplamak işi. Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil. İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama.

İncitme : İncitmek işi.

Yerinde : İyi, yeterli. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde. Durumunda.

Alışmak : Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

Kırmak : Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. Gücünü, etkisini azaltmak. Yok etmek. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak. Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. Tahılı iri ve kaba öğütmek. Kaçmak, uzaklaşmak. İri parçalara ayırmak. Değerinden düşük fiyata almak. Belirli bir biçimde katlamak.

Burkma : Burkmak işi.

Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).

Saplam : İğneye takılan bir sap iplik. İğneye takılan iplik parçası.

Rüzgar : Havanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti, yel, bad. Rüzgâr çizelgesinde hızı 17-21 deniz mili olan ve kuvveti 5 ile gösterilen esinti. Yemeniye benzer bir çeşit ayakkabı. Havayuvarında ayrımlı basınç altındaki yöreler arasında oluşan, yatay yönde, esiş yönü, süresi ve biçimleriyle ayrımlı hava devinimi. Zaman, devir. Dünya. Yel.

 

Bükmek : Sertçe çevirmek, kıvırmak. Birkaç tel ipliği burarak sarmak. Eğmek. Döndürmek. Katlamak.

Alışma : Alışmak işi, istinas, ülfet.

Sapla : Saplı su tası, maşrapa.

Diğer dillerde Gangster filmi anlamı nedir?

İngilizce'de Gangster filmi ne demek ? : gangster film