Gezdirmek nedir, Gezdirmek ne demek

  • Birinin gezmesini sağlamak, dolaştırmak.
  • Tanıtmak amacıyla dolaştırmak
  • Herhangi bir biçimde giydirmek.
  • Sürterek, değdirerek hareket ettirmek.
  • Bir şeyi başka bir şeyin üzerinde dolaştırarak dökmek.
  • Bir şeyi herkesin alması için dolaştırmak, sunmak.

"Gezdirmek" ile ilgili cümleler

  • "Konuklara Ankara'yı gezdirdi."
  • "Beni eski kıyafetle gezdiriyor." - A. H. Tanpınar
  • "Salataya yağ gezdirmek."
  • "Elini iki üç kere ıslak yüzünün üstünde gezdirdi." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Kendisini seven, gezdiren büyük kızlar, ona abla kokusunu vermişlerdi." - O. C. Kaygılı

Gezdirmek tanımı, anlamı:

Gezdirme : Gezdirmek işi.

Gönül gezdirmek : Seçmek için aklından birçok şey geçirmek.

Göz gezdirmek : Bir yeri, bir şeyi çabucak incelemek. derinlemesine incelemeden okumak.

Gezme : Gezmek işi, seyran.

Sağlamak : Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak.

Dolaştırmak : Dolaşma işini yaptırmak.

Tanıtmak : Bir kimsenin veya bir şeyin tanınmasını sağlamak. Bir kişinin kim olduğunu başkasına bildirmek, tanıştırmak, takdim etmek, prezante etmek.

Dökmek : Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Çok söylemek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Akıtmak, düşürmek. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Salmak, bırakmak. Yakmak, tutuşturmak. Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Saçmak, serpmek. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek.

 

Hareket : Deprem. Davranış, tutum. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Yola çıkma. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim.

Ettirmek : Etme işini yaptırmak.

Herhangi : Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

Bir : Bu sayı kadar olan. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Ancak, yalnız. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sadece. Beraber. Bir kez. Sayıların ilki.

 

Giydirmek : Giyme işini yaptırmak. Ağır sözler söylemek, hakaret etmek.

Gezdirmek ile ilgili Cümleler

  • İnternette göz gezdirmek için "Yahoo" kullanırım.
  • O, onu arabayla gezdirmek için dışarı çıkardı.
  • Onlara kasabayı gezdirmek istiyorum.
  • Sana şehri gezdirmekten zevk alacağım.
  • Sana kasabayı gezdirmek istiyorum.
  • Seni gezdirmekten mutlu olurum.
  • Ona kasabayı gezdirmek istiyorum.

Diğer dillerde Gezdirmek anlamı nedir?

İngilizce'de Gezdirmek ne demek? : v. walk, walk about, take walk for a walk, walk around, show around, trot round, promenade

Fransızca'da Gezdirmek : promener, balader

Almanca'da Gezdirmek : v. ausführen

Rusça'da Gezdirmek : v. водить, прогуливать, проводить, прокатить, катать, поливать, обсып`ать, прогулять, провести, полить, обс`ыпать