Geçme nedir, Geçme ne demek

  • Geçmek işi, mürur.
  • Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan
  • Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.

"Geçme" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Geçme çerçeve."

Gitar terimi olarak anlamı:

Sap ve gövde birleştirme yöntemlerinden her biri.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Sinem.Bir gösterimin sürekliliğini sağlamak üzere iki gösterici kullanıldığında, birinci göstericideki makara sona ererken, ara vermeksizin ikinci makarayı göstermeye başlama.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

İki tahtanın erkek ve dişi kısımlarının yardımıyla birbirlerine tutturulması. (Oklubalı, *İnönü -Eskişehir; *Aksaray -Niğde)

Bilimsel terim anlamı:

Bir ışınımın, içindeki tek renkli ışınların frekansları (devir sıklıkları) değişmeksizin, bir ortamdan geçmesi.

[Bakınız: geçiş 5]

İngilizce'de Geçme ne demek? Geçme ingilizcesi nedir?:

transmission, construction, change-over

Geçme anlamı, kısaca tanımı:

Geçme namert köprüsünden ko aparsın su seni : "namerde karşı minnet altında kalmaktansa sıkıntıya katlan" anlamında kullanılan bir söz.

Geçmek : Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir duruma uğramak, konu olmak. Yazılmak, girmek. Bir yerden başka bir yere gitmek. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Harcamak. Kabul edilemez olmak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Geride bırakmak, aşmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Kalmak, devrolmak. Bir yere gidip oturmak. Sönmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Okulda, sınavda başarı göstermek. Birinden meşk etmek. Sürümü olmak, satılmak. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Yaşamak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Çekiştirmek, yermek. Etki yapmak, işlemek. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Bırakmak, vazgeçmek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Üstünlük sağlamak.

 

Geçmeli : Geçmesi olan.

Geçmelik : Bazı yerlerden geçenlerin ödemek zorunda oldukları para, müruriye.

Geçmez : Değerini yitirmiş. Kullanımı olmayan.

Geçmez akçe : Tedavülde olmayan para. Değerini yitirmiş kimse veya nesne.

Geçmez not : Eğitim ve öğretimde başarısızlığı gösteren not.

Geçmezlik : Geçmez olma durumu.

Açıktan geçmek : Gemi kıyıdan veya diğer taşıtlardan uzak olarak seyretmek.

Adam sırasına geçmek : Daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değeri yokken artık kendisine önem ve değer verilmek.

 

Adı geçmek : Anılmak, söz konusu olmak, ismi geçmek.

Aklından geçmek : Düşünmek.

Aklının köşesinden geçmemek : Hiçbir zaman düşünmemek.

Alarma geçmek : Beliren tehlikeye karşı direnebilecek, dayanabilecek duruma gelmek.

Alay geçmek : Alay etmek.

Aralarından kara kedi geçmek : Birbirinden soğumak, aralarına soğukluk girmek.

Arası geçmeden : Vakit geçmeden, sıcağı sıcağına.

Avurdu avurduna geçmek : Çok zayıflamak.

Aylığa geçmek : Çalışması karşılığı olarak her ay belirli bir para alınacak bir işe başlamak, maaşa geçmek. gündelikten veya ücretten kadroya geçmek.

Bahsi geçmek : Bir konu üzerinde konuşulmuş olmak. söz konusu edilmek.

Banko geçmek : Yarışlarda, toto, loto vb. oyunlarda, bir atın veya sayının kesin olarak tutturulacağını tahmin edip işaretlemek.

Basıp geçmek : Önde gideni geçmek. önem vermeyerek uğramamak.

Benzi geçmek : Benzi solmak.

Bir kalem geçmek : Boş vermek, bir an için göz ardı etmek.

Boğazından geçmemek : Sevdiği bir kimsenin yokluğu veya yoksulluğu dolayısıyla bir yiyeceği yalnız başına yemekten üzüntü duymak.

Boynuz kulağı geçmek : Bir konuda daha sonra yetişenler yetenek bakımından eskileri geçmek.

Candan geçmek : Ölmek.

Canına geçmek : Çok etkilemek.

Canından geçmek : Ölmek için hazır olmak.

Cepheden hücuma geçmek : Dolaşık yollara sapmadan doğrudan doğruya konuyu ele alarak birine karşı çıkmak veya mücadeleyi açıktan açığa yapmak.

Çok geçmeden : Kısa bir süre sonra.

Dalga geçmek : Üzerinde durulması gereken işle ilgilenmeyerek başka şeyler düşünmek veya yapmak. eğlenmek, alay etmek. geçici sevgi ilişkisi kurmak, gönül eğlendirmek.

Depara geçmek : Koşuya veya yarışa hızla başlamak.

Deyip de geçmemek : Önemsemek.

Dibi görünmeyen sudan geçme : "bir işe girişirken her yönünü iyice araştır" anlamında kullanılan bir söz.

Dilden dile geçmek : Kişiler arasında çok konuşulur olmak.

Direksiyona geçmek : Aracı kullanmak üzere sürücü yerine oturmak. bir işin yönetimini üzerine almak.

Diskur geçmek : Nutuk verir gibi konuşmak.

Dünyadan geçmek : Bir kenara çekilip toplum yaşamına karışmamak.

Dünyasından geçmek : Her şeye karşı ilgisiz duruma gelmek.

Elden ele geçmek : Çok sahip değiştirmek.

Ele geçmek : Edinilmek. yakalanmak.

Eline fırsat geçmek : İmkân bulmak.

Eline geçmek : Yakalamak. kazanmak, edinmek, elde etmek. rastlamak, bulmak.

Emeği geçmek : Bir şeyin ortaya çıkması için çalışmış olmak.

Es geçmek : Üzerinde durmamak, boş vermek, önemsememek.

Esas vaziyete geçmek : Hazır ol durumunu almak.

Eyleme geçmek : Tasarlanan bir işi uygulamaya başlamak.

Faaliyete geçmek : İşler duruma gelmek, etkin duruma gelmek. çalışmaya başlamak, çalışır duruma geçmek, işlemeye başlamak.

Feleğin çemberinden geçmek : Hayatta acı tatlı günler görmüş geçirmiş olmak, olgunlaşmış, deneyim kazanmış olmak.

Fırsat her vakit ele geçmez : "fırsat insanın eline çok seyrek geçtiği için çıkan fırsat iyi değerlendirilmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Geçtiği yoldan geçmek : Daha önce aynı olayları yaşamış olmak, deneyimli olmak.

Gelip geçmek : Kısa bir süre etkin olmak. bir yerden geçmek. bir makam, bir yer vb.nde kısa bir süre bulunmak.

Gır geçmek : Bol bol konuşmak, çene çalmak. dikkat etmemek, aklı başka yerde olmak.

Gır gır geçmek : Alay etmek.

Gözünün önünden geçmek : Hatırlamak.

Gülüp geçmek : Umursamamak, aldırış etmemek, üzerinde durmamak.

Gün geçer kin geçmez : "aradan uzun zaman geçse de bir kimsenin başkasına karşı beslediği kin sönmez" anlamında kullanılan bir söz.

Gün geçmek : Güneş çarpmak.

Haber geçmek : Teleks, telefon vb. ile bilgi iletmek.

Hakkı geçmek : Birinde veya bir şeyde emeği olmak. birinin payından başkası almış olmak.

Harekete geçmek : Bir yerden bir yere gitmeye başlamak. bir işi yapmaya başlamak, bitirmek amacı ile bir işe girişmek.

Harı geçmek : İsteği, hevesi azalmak. ateşin etkisi azalmak. kızgınlığı veya öfkesi azalmak.

Hasbi geçmek : Bir şeye önem vermemek, ilgi göstermemek.

Hatırından geçmemek : Aklına gelmemek, düşünmemek.

Hora geçmek : Beğenilmek, hoşa gitmek, makbule geçmek, kendisine verilen kimsenin işine çok yaramak.

Hükmü geçmek : Geçerli, etkili durumunu yitirmek. gücü yetmek, sözü geçmek.

Hükmü parasına geçmek : Para ile dilediğini yapabilme gücünü kazanmak.

İçi geçmek : İstemeden kısa bir süre uyuyuvermek. yaşlılıktan, güçsüzlükten isteksiz olmak, hiçbir şeye ilgi duymamak. bir işe yaramaz duruma gelmek. kavun, karpuz vb. yenmeyecek biçimde içi bozulmuş olmak.

İçi içine geçmek : Tedirgin olmak.

İçinden geçmek : Düşünmek, aklından geçmek.

İcraata geçmek : Uygulamaya veya çalışmaya başlamak.

İftihara geçmek : Okuldaki başarısı ve iyi davranışları sebebiyle üstün öğrenci seçilmek, övünç çizelgesinde yer almak.

İğne deliğinden geçmek : Aşırı derecede zayıflamak. herhangi bir işte, durumda zorlu bir süreçten geçmek.

İleri geçmek : Öne geçmek. üstün bir makama geçmek.

İpi eline geçmek : Yönetimi başkasının eline geçmek, kontrolü başkasının elinde bulunmak.

Irzına geçmek : Zor kullanarak bir kimseyi cinsel zevkine alet etmek, tecavüz etmek. bekâretini bozmak.

İş işten geçmek : Bir işi gerçekleştirme imkânı kalmamış olmak.

Iska geçmek : Üzerinde durmamak, önem vermemek, atlamak. hedefe rast getirememek.

İsmi geçmek : Adı geçmek.

Kadastroya geçmek : Kadastrosu yapılmak.

Kalkışa geçmek : Uçak havalanmak için pistten ayrılmak.

Kapalı geçmek : Bir konuda önemli noktaya değinmemek.

Karşısına geçmek : Karşı düşünceye katılmak. karşı partiye, gruba gitmek.

Kendinden geçmek : Uykuya dalmak, uyuyakalmak. bilinci işlemez olmak, kendini kaybetmek, bayılmak. bir şey karşısında coşkuya kapılmak, duygulanmak.

Kimi köprü bulamaz geçmeye kimi su bulamaz içmeye : İnsanların nasipleri arasındaki tutarsızlıkları belirten bir söz.

Kıyak geçmek : Birine maddi ve manevi destek olmak, yardım etmek.

Kuş uçmaz kervan geçmez : Kimsenin uğramadığı ıssız ve sapa.

Lafı geçmek : Sözü geçmek.

Maaşa geçmek : Aylığa geçmek.

Makbule geçmek : Çok beğenilmek, hoşa gitmek, işe yaramak.

Matrak geçmek : Alay etmek, eğlenmek.

Maytap geçmek : Biriyle alay etmek.

Modası geçmek : Önemini yitirmek, geçersiz duruma gelmek, artık aranmamak. moda olmaktan çıkmak.

Nazı geçmek : Dilediğini kabul ettirecek kadar hatırı sayılmak.

Otomatiğe geçmek : Otomatik olarak çalışmaya başlamak.

Oylamaya geçmek : Oy verme işlemine başlamak.

Pahaya geçmek : Değerli bir şeymiş gibi esirgenmek.

Pas geçmek : "geçiniz" demek. bazı iskambil oyunlarında o ele katılmamak. vazgeçmek, caymak, aldırış etmemek.

Sınavdan geçmek : Sınava girmek. girilen sınavda başarılı olmak.

Sırat köprüsünden geçmek : Bir iş yaparken sıkıntılı, eziyetli durumlar içinde kalmak.

Sözü geçmek : Kendisini kabul ettirmiş olmak, hatırı sayılmak. adı anılmak, bahsedilmek.

Suçundan geçmek : Suçunu bağışlamak.

Talandan geçmek : Yağmalanmak.

Tarihe geçmek : Önemi bakımından unutulmayacak bir durum kazanmak.

Teğet geçmek : Bir konuya üstünkörü dokunmak. yakınından geçmek.

Tek geçmek : Sadece onunla ilgilenmek, sadece ona önem vermek.

Temasa geçmek : Arada bir bağlantı kurmak, görüşme yapmak.

Teşebbüse geçmek : Bir işi yapmak için davranmak, girişmek.

Teyakkuza geçmek : Dikkatli ve tetikte olmak.

Transa geçmek : Kendinden geçmek, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçmek.

Transit geçmek : Mal gümrüksüz geçmek. bir yerden, dinlenmeden, beklemeden, durmadan geçmek. sürücü, trafik kurallarına uymamak.

Tünel geçmek : Aklını yaptığı işe vermemek.

Turu geçmek : Elemeli karşılaşmalarda bir üst tura yükselmek.

Üstünden geçmek : Aradan herhangi bir zaman geçmek.

Üstünden silindir gibi geçmek : Perişan etmek, çok yormak.

Utancından yere geçmek : Çok utanmak.

Voltaya geçmek : Volta atmaya başlamak.

Yalayıp geçmek : Rüzgâr, dalga vb. sıyırarak, dokunarak hızla geçmek.

Yanından bile geçmemiş : "o şeyle hiçbir ilgisi yok" anlamında kullanılan bir söz.

Yedi kat yerin dibine geçmek : Çok güçlü olarak yere çakılmak. fazlasıyla utanmak, mahcup olmak.

Yerin dibine geçmek : Çok utanıp sıkılmak. görünmez olmak, kaybolmak.

Yerine geçmek : Bulunmayan bir nesnenin veya kavramın yerine kullanılabilmek. görevden ayrılan birinin yerini almak.

Yerlere geçmek : Çok utanıp sıkılmak veya kahrolmak.

Yüreğinden geçmek : Düşünmek.

Yürüyüşe geçmek : Bir yerden başka bir yere gitmek için yürümeye başlamak. bir yeri almak için o yöne doğru ilerlemek.

Yüzünün derisi yere geçmek : Yüzü yere gelmek.

Zamanı geçmek : O şey artık gerekli ve yerinde olmaktan çıkmak. mevsimi geçmek.

Zevkli geçmek : Eğlenceli bir biçimde sürmek.

Zikri geçmek : Anılmak, adı geçmek.

Mürur : Geçip gitme. Sona erme. Geçme, bir taraftan girip diğer taraftan çıkma.

Çıkıntılı : Çıkıntısı olan.

Parça : Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Pasaj. Güzel, alımlı kız veya kadın. Nesne. Tane. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Müzik eseri. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz.

Çakıl : Çakıl taşı.

Yapış : Yapma işi.

Lehim : Erime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı. Bu alaşımla yapılmış olan işlem.

Biçim : Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Biçme işi.

Geçme imi : Geçmeyi sağlamak amacıyla, göstericideki makaranın sona erdiğini, öbür göstericideki makaraya geçmeye hazır olmak gerektiğini belirtmek üzere, resmin sağ üst köşelerine yapılan küçük imler. TV. Aynı amaçla televizyonda resme elektronik olarak katılan, ufak, dikey, siyah-beyaz çubuklar biçimindeki imler.

Geçme karalığı : Geçme çarpanının tersinin ondalık logaritması, bk. iç optik yoğunluk.

Geçme makara : Bir yanı çıkarılabilen makara çeşidi.

Geçme namert köprüsünden, ko aparsın su seni : “namerde karşı minnet altında kalmaktansa sıkıntıya katlan” anlamında kullanılan bir söz.

Geçme oranı : Işının bir renkli süzgeçten geçme oranı.

Geçme taba : Borunun ağzına doğrudan doğruya takılan bir tapa cinsi.

Geçmek etmek : Geçmek işini yapmak.

Geçmeli askı : İşlikte ışık kaynaklarının tutturulmasına, devindirilmesine ve düzenlenmesine yarayan, borulu ya da raylı askıların, birbiri içine geçerek uzunluğu istenildiği gibi düzenlenebilen çeşidi.

Geçmeli dalgalık : Almaca yerleştirilmiş ve birbiri içine geçerek uzayıp kısalabilen içeri dalgalığı.

Geçmeli destek : Işık kaynaklarının yer değiştirmesinde, düzenlenmesinde kullanılan, tekerlekli, birbiri içine geçen borularla yüksekliği değiştirilebilen destek.

Geçme ile ilgili Cümleler

  • O, yaşlı adamın yolu geçmesine yardımcı oldu.
  • Ali bir yolunu bulup nehrin karşısına yüzerek geçmeyi başarmış.
  • Geçmez sözün bir bana geçmez gücün yetmez.
  • Geçmene izin veremem.
  • O, sınavı geçmek için her türlü çabayı sarfediyor.
  • Onlar Mustafa olmadan harekete geçmeyecekler.
  • Çok geçmeden, ay görünmeye başladı.
  • Nedeni çok geçmeden belli oldu.
  • Geçmeme izin verebilir misin?
  • Ülkemiz iklim değişikliğine karşı harekete geçmeli.
  • Geçmeme izin verebilir misiniz, lütfen?

Diğer dillerde Geçme anlamı nedir?

İngilizce'de Geçme ne demek? : adj. slip on

n. passing, pass, passage, lapse, transit, permeation, fitting, contagion, dissemination, encroachment, intervention, splice, tenon

Fransızca'da Geçme : passage [le], transfert [le]

Almanca'da Geçme : n. Ansteckung, Durchgang, Durchzug, Übergang, Überquerung, Überschreitung, Zug

Rusça'da Geçme : n. проход (M), обгон (M), прохождение (N), переход (M), переключение (N)

adj. складной, выдвижной