Give out türkçesi Give out nedir

Give out ile ilgili cümleler

English: The supplies will give out soon.
Turkish: Kaynaklar yakında bitecek.

English: The supplies are beginning to give out.
Turkish: Kaynaklar tükenmeye başlıyor.

English: It is our policy not to give out personal information.
Turkish: Kişisel bilgiyi vermemek bizim prensibimizdir.

English: Their patience was about to give out.
Turkish: Onların sabrı tükenmek üzereydi.

Give out ingilizcede ne demek, Give out nerede nasıl kullanılır?

Give : Uçlanmak. Ödemek. Doğruluğunu kabullenmek. Armağan etmek. Esneklik. Hediye etmek. Bel vermek. Yapıvermek. Bahşetmek. Gitmek.

Out : Ortaya çıkmak. Dışarı atmak. Bayılmak. Yanmak. Meydana çıkmak. Çıkış. Kovmak. Dışarı çıkarmak. Nakavt etmek. Dışarıda.

Give out smoke : Tütmek. Tüttürmek.

Give a bad name : Ad takmak. Adını kötüye çıkarmak. Adını karalamak.

Give a beating : Dayak atmak. Dövmek. Yenmek. Sopa çekmek. Ayağının altına almak.

Give a bias to : Peşin hüküm vermek.

İngilizce Give out Türkçe anlamı, Give out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Be through with : Bitirmiş olmak. -i bitirmiş olmak. Aralarında her şey bitmek. Ayrılmak. (ilişki) sonlanmak. Elini eteğini çekmek. İki kişi arasındaki ilişki bitmiş olmak.

Clarion : Boru sesi. Berrak ve tiz ses. Temiz. Açık. Yüksek ses. Zurna. Boru. Yüksek (ses). Davulla zurnayla duyurmak.

Handing out : Tevzi etmek. Bağışlamak. İhtiyacı olan birine veya dilenciye verilen bir şey (yiyecek, giyecek, vb.). Dağıtma. Ücretsiz dağıtmak. Vermek. Cep çıkmak. Parayı tamamlamak üzere birisine para çıkmak.

Being finished : Sonuçlandırılmak. Bitirilmek. Sonuna ulaşmak. Sona erdirilmek.

Announced : Duyurulan. Anons etmek. Okumak. Adaylığını açıklamak.

Apportions : Paylaştırma. Tevzi etmek. Bölüştürmek. Paylaştırmak. Eşit olarak taksim etmek. Tahsis etmek. Taksim etmek. Pay etmek.

Be fond of : Meraklısı olmak. Hoşlanmak. Sevmek. Düşkün olmak. Bayılmak. -e düşkün olmak. Hastası olmak. -den hoşlanmak.

Advise : Uyarmak. Fikir vermek. Nasihat etmek. Öğüt vermek. Akıl vermek. Danışmak. Tavsiye etmek. Tavsiyede bulunmak. Salık vermek.

Advertizing : Resmi olarak ilan etme eylemi (ayrıca advertising). İlan vermek. Dikkati bir yöne çekmek (genellikle mal veya hizmet satmak için). Terfi ettirmek. Reklamcılık. Reklamını yapmak. Reklam yapmak. Tanıtım yapmak.

Give out synonyms : annunciate, advertize, be wasted, blazon abroad, blow over, dealing out, bestrew, deal, acquainting, handed out, bestrewed, bestrews, be sold, busted, be on the loose, circulates, advertises, bespread, weary, annunciates, announces, deploy, apply, be tuckered out, advertizes, announce for, clutter, circulated, hand out, be out of, bespreads, deployed, be out.