Giysili nedir, Giysili ne demek

Giysili; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Üzerine herhangi bir giysi giymiş olan, elbiseli, kıyafetli, esvaplı, libaslı, urbalı

Giysili tanımı, anlamı

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba

Giysili film : Oyuncuların tarihsel giysileri kullandıkları; ağırlık noktası, belirli bir çağı giysilerle canlandırmağa dayanan film türü.

Giysili kadın dansçı : Olması gerekenden başka bir kılıkta sahneye çıkan dansçı.

Giysilik : Giysi konulan yer, elbiselik. Giysi yapılmaya elverişli (kumaş), elbiselik. Sürekli olarak kullanılan tiyatro giysilerinin saklandığı yer. Sinemalarda salona girmeden önce palto, manto gibi üstlüklerin bırakıldığı yer. Gardrop. Tiyatroda seyircilerin palto, şapka, baston gibi eşyalarını bıraktıkları özel yer. Tiyatro giysilerinin saklandığı ve oyuncuların giyindikleri yer.

Giysilik sorumlusu : Giysiliğin düzeninden, ve giysilerin korunmasından, onarılmasından sorumlu kişi.

Kıyafetli : Giysili. Kılıklı.

Elbiseli : Giysili.

Kıyafet : Giysi. Resmî giysi.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Esvaplı : Giysili.

Libaslı : Giysili.

Urbalı : Giysili.

Elbise : Giysi.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

 

Libas : Giysi.

Esvap : Giysi.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Liba : Atın eşkinden daha hızlı yürüyüşü. Derileri harçla işlemek için kullanılan depo. Pamuklu, genişkollu kadın ceketi, hırka.

Diğer dillerde Giysiçibaşı anlamı nedir?

Osmanlıca Giysiçibaşı : ser-esvabî, esvapçı başı