Globule türkçesi Globule nedir

  • Damla.
  • Fizik, kimya alanlarında kullanılır.
  • Kürecik.
  • Çok küçük damla.
  • Yuvarcık.
  • Globül.
  • Yuvar.
  • Yuvarlak biçimde özdek parçası (örn. yağ yuvarı).

Globule ingilizcede ne demek, Globule nerede nasıl kullanılır?

Globules : Kürecik. Kürecikler.

Morgagnian globules : Gözde, katarakta bağlı olarak göz merceği ipliklerinin dejenerasyonu ve erimesi sonucu oluşan yuvarlak, protein içeren damlacıklar. Morgagniankürecikleri.

Globul : Ovül. Vajinaya uygulanmak için hazırlanmış zeytin biçiminde, normal ısıda katı ama vücut ısısında eriyen bir ilaç biçimi, ovül. Vajinal tablet.

Globular : Katı damla biçiminde. Globüler. Küresel. Yuvarsıl. Küre biçiminde. Küre şeklinde. Küreciklerden oluşan. Küçük küreciklerden oluşan. Yuvarsı. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Globular anemia : Oligositemi.

Globulins : Globulin (kan proteini).

Globulinuria : İdrarda globulin bulunması. Globülinüri. Globulinüri.

Globularness : Küre biçimi. Küre şekli. Küresellik. Yuvarlaklık.

Globularly : Daire biçiminde. Küre biçiminde. Küre şeklinde.

Globular protein : Globuler protein. Suda ve seyreltik tuz çözeltilerinde çözünen yuvarlak veya elipsoit biçime sahip proteinler, sferoprotein. Globular protein. Polipeptit zincirleri çeşitli biçimde kıvrılma ve katlanmalar yaparak sıkı, küresel ve üç boyutlu bir yapı oluşturan, pek çok biyolojik aktiviteyi yapmak üzere özelleşmiş protein.

 

İngilizce Globule Türkçe anlamı, Globule eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Globule ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spheres : Alan. Katman. Yerküre. Tabaka. Sınıf. Çevre. Gökyüzü. Küre.

Corpuscule : Zerre. Newton'un ışının yayımı kuramında, çok yüksek hızlı küçük özdek parçacıklarına verdiği ad. Kan hücresi. Kan yuvarı. Parçacık. Göze. Nesnecik.

Blobbing : Küçük yuvarlak. Kıvamı koyu iri bir damla. Küçük damla. Damlamak. Leke. Hata yapmak. Küçük yuvarlak kütle. Küçük kütle. Su damlası.

Bubble : Lıkırdamak. Köpük. Kabarcık. Fokurdamak. Domur. Kaynamak. Kaynatmak. İktisat, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Köpürmek. Fıkırdamak.

Corpuscle : Kan yuvarı. Zerre. Kan hücresi. Cisimcik. Korpüskül. Parçacık. Öğecik ve öğecik çekirdeği boyutlarında (10-(...)cm.—10-(...) cm.), bağımsız nitelikli, evrenin temel taşlarını oluşturan öğecikaltı tanecik.

Spherule : Ufak küre. Küçük küre.

Orb : Gökcismi. Kuşatmak. Daire. Küre. Gözbebeği. Küre şeklinde yapmak. Çevrelemek. Göz. Gök cismi. Göz küresi.

Dram : Dirhem. Az miktar. Herhangi bir şeyin küçük bir miktarı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir yudumluk içki. Tiyatrodaki geleneksel ağlatının, zamanın gelişmesine ve sinema ile televizyonun özelliklerine uygun olarak gösterdiği evrimle oluşan tür. kahramanlar, ağlatının kapalı, dar, dış dünyayla ilişkisiz çevresinde yaşamaktan çıkıp, belli bir çevrenin, belli bir çağın somut koşulları içinde yer alırlar; günlük yaşamın içindedirler; durumları, davranışları bu yaşamın koşullarıyla belirlenir. dram kahramanlarının belirli bir toplumsal durumu, bu durumdan ileri gelen davranışları vardır. dramatik yapı, duygulardan, tutkulardan çok, kahramanın içinde yaşadığı toplumsal koşulların etkisiyle kurulur. dramda da kahraman, olağandışı bir durumla karşı karşıyadır. toplumsal yapısının, bilincinin, kendini çevreleyen koşulların elverdiği ölçüde bu olağandışı durumun üstesinden gelmeye çalışır. kahraman ile onu çevreleyen koşullar arasında bir güç denemesi, çetin bir sınav ortaya çıkar. dram kahramanı bu sınavla kendi kendini daha iyi tanır, güçlü ya da zayıf yönlerini öğrenir, elindeyse zayıf yönlerini güçlendirmeye çalışır. dramın amacı, ortaya böyle olağandışı bir durum koyup, kahramanı bu durumla karşı karşıya getirmek, bu sınavı anlatmak, bunun sonunda kahramanın hangi noktaya, nasıl ve neden geldiğini açıklamaktır. Yudum. Dört gram. Dram.

 

Blobbed : Su damlası. Damlamak. Küçük kütle. Küçük damla. Leke. Küçük yuvarlak kütle. Hata yapmak. Kıvamı koyu iri bir damla. Küçük yuvarlak.

Ball : Sepettopu oyununda, oyuncuların sayı yapmak için kullandıkları küre biçimindeki oyun aracı. deri, sentetik bir nesne ya da lastik bir kılıf ile kaplı ve içi hava dolu bir lastik balon olup, çevresi en az 75 santim, ağırlığı ise en az 600, en çok 650 gramdır. 1.80 metre yükseklikten tahta bir alana bırakıldığı zaman en az 1.20, en çok 1.40 metre yüksekliğe zıplayacak biçimde basınçlı hava ile şişirilmiştir. Balo. Alantopu. Yumak. Masatopuna özgü, sellüloitten yapılmış, donuk ak renkte, çevresi 11,43 -12,06 cm. arasında, ağırlığı 2,40-2,53 gr. arasında olan yuvarlak. Misket. Tenis, masa tenisi, basketbol alanlarında kullanılır. Top. Fişek atmak.

Globule synonyms : bead, spheroids, drib, drachm, spheroid, globe, corpuscles, blobs, globing, dribblet, dribbles, globules, drachms, globed, driblet, globulin, dribblets, blob, dribble, sphere, pilule, drams.

Globule ingilizce tanımı, definition of Globule

Globule kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small particle of matter, of a spherical form. A little globe.