Gorge türkçesi Gorge nedir

Gorge ile ilgili cümleler

English: I tripped on a stone, and if he hadn't caught me, I would have fallen into the gorge.
Turkish: Ben bir taşa takıldım ve o beni yakalamasaydı, boğaza düşerdim.

English: Even ill she looks gorgeous.
Turkish: O hasta olsa bile harika görünüyor.

English: He's drop-dead gorgeous.
Turkish: O göz alıcı muhteşem.

English: I think you're gorgeous.
Turkish: Bence göz kamaştırıcısın.

English: Girls, you're gorgeous!
Turkish: Kızlar, harikasınız!

Gorge ingilizcede ne demek, Gorge nerede nasıl kullanılır?

Gorged : Patlamak üzere. Dolmuş. Tıka basa yemiş. Doymuş. Atıştır.

Gorgedly : Tıka basa doymuş bir şekilde.

Gorgeous : Enfes. Parlak. Çok güzel. Görkemli. Debdebeli. Tatlı. Muhteşem. Göz kamaştırıcı. Mükemmel. Harika.

Gorgeously : Muhteşem bir şekilde. Görkemli bir şekilde. İhtişamla. Çok iyi bir şekilde. Harika bir şekilde. İhtişamlı biçimde. Müthiş bir şekilde. Mükemmel bir şekilde. Şatafatlı bir şekilde. Şatafatla.

Gorgeousness : Görkem. Görkemli olma durumu. Parlaklık. Muhteşemlik.

Disgorges : Kusarak çıkarmak. İstifra etmek. Kusmak. Dökülmek. Boşaltmak. Zoraki geri vermek. İsteksizce geri vermek.

 

Gorgerin : Sütun kornişi.

Gorget : Boyundaki benek (kuş). Yaka işareti. Kadın yakası. Boğaz zırhı. Taş alma ameliyatı aleti. Gerdanlık.

Gorgets : Gerdanlık. Taş alma ameliyatı aleti. Boğaz zırhı. Boyundaki benek (kuş). Yaka işareti.

Disgorgement : Güç kullanarak. Çıkarma. Geri çekilme. Bir şeyi bırakma. Bir şeyi bırakma işi. İstifra etme. Zorla dışarı çıkarma. Kusma.

İngilizce Gorge Türkçe anlamı, Gorge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gorge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Battens : Şişmanlamak. Tirizlerle. Semirmek. Sağlamlaştırmak. Sırtından geçinmek. Sağlama almak.

Chokes : Nefesini kesmek. Nefes darlığı. Tıkamak. Kısmak. Bastırmak. Baskılamak. Tıkanma. Tutmak. Boğulmak. Boğarak öldürmek.

Overgorge : Domuz gibi yemek. Çok yemek yemek.

Drizzled : Serpinti. Serpmek. Çiseleyen yağmur. Serpiştirmek. Çisenti. Çiselemek. Çiseleme. Tozarmak.

Repulsion : İtme. Antipati. Nefret. Geritepki. Birbirini uzaklaştırma gücü. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. İğrenme. İtici güç. Her bir homolog kromozomun bir mutant, bir de yabani tip geni taşıması durumu (a+/+b).

Choke up : Doldurmak. Tıkanıp kalmak. (pislik) tıkamak. Heyecandan konuşamamak. Tıkamak. Nutku tutulmak.

Make a pig of oneself : Domuz gibi tıkınmak. Domuz gibi yemek. Çok yemek yemek.

Binge : Eğlence. İçki alemi yapmak. Alem. Bir şeyin aşırı derecede yapıldığı süre. Aşırı veya çok yemek. Cümbüş. Çilingir sofrası. İçki alemi. Çok fazla içki içilen süre.

 

Larynges : Larenks. Hançere. Ses borusu. Larinks.

Clutters : Karışıklık. Dağıtmak. Dağınıklık. Yığmak. Darmadağınık etmek. Darmadağınıklık. Darmadağın etmek. Karman çormanlık. Karıştırmak.

Gorge synonyms : pig out, gi tract, scarf out, digestive tube, muscle system, gormandise, muscular structure, voracities, constriction, esophagi, greediness, insatiableness, gate, gulleting, larynx, glottis, glut, clog, gobbles, overeaten, engorge, be stuffy, canalis, aisles, eat like a pig, bolted, binges, come to a deadlock, engorges, edacity, fauces, glutting, encumbers.

Gorge ingilizce tanımı, definition of Gorge

Gorge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The gullet. A primitive device used instead of a fishhook, consisting of an object easy to be swallowed but difficult to be ejected or loosened, as a piece of bone or stone pointed at each end and attached in the middle to a line. The throat. To eat greedily and to satiety. To swallow. Especially, to swallow with greediness, or in large mouthfuls or quantities. The canal by which food passes to the stomach.