Granary türkçesi Granary nedir

Granary ingilizcede ne demek, Granary nerede nasıl kullanılır?

Granaries : Zahire ambarı. Silo. Ambar. Hububat ambarı. Tahıl ambarı. Mahzen.

Grana : Hububat. Tahıl.

Granadilla : Yumurta şeklindeki mor çarkıfelek meyvesi. Brezilya'ya özgü grandilla veren çarkıfelek çiçeği.

Granatite : Granatit.

Cortex granati : Nar ağacı kabuğu. Punica granatum adlı ağacın gövde, kök ve kalın dallarından elde edilen ve yapısındaki alkaloitler, şeritleri hareketsiz kılmak veya öldürmek için kullanılan nar ağacının kabuğu.

Gran : Anneanne. Babaanne. Gren. Büyükanne. Nine.

Grand chessboard : Büyük satranç tahtası.

Grand concert : Salon kasa. Gemi kasaya göre daha kıvrımlı hatlara sahip ve alt kısmı daha göbekli, genellikle ince kasalı akustik gitar gövdesi ve bu tür gövdeye sahip akustik gitar.

Grand auditorium : Salon kasaya göre biraz daha geniş akustik gitar gövdesi ve bu tür gövdeye sahip akustik gitar. Hol kasa.

Agranat committee : Agranat komitesi. Yom kippur savaşı'nın patlak vermesinin arka planını araştırmış olan komite.

İngilizce Granary Türkçe anlamı, Granary eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Granary ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Hopperings : Hoplayıp zıplayan kimse. Bunker. Doldurma hunisi. Besleme hunisi. Hoper. Çamur ve çöp mavnası. Dansçı. Sıçrayan şey. Besleme gözü.

Breadbasket : Karın. Mide. Ekmek taşımak için kullanılan sepet. Ekmek sepeti.

Silos : Yeraltı füze rampası. Füze rampası (yeraltı).

Entrepot : Yabancı malların gümrüksüz saklandığı kapalı yer. Depo. Antrepo. Ticaret merkezi.

Elevators : Asansör. Kaldırıcı. Kaldırıcı kas. Asansörler.

Bin : Teneke. Çöp kovası. Özellikle kurgu çalışmaları sırasında gereksiz film parçalarının içine konulduğu, kenarları ve içi bez kaplı sepet. bakımlık ya da göstericideki bir filmin, alıcı makara kullanılmadığı vakit bir yerde toplanması için kullanılan aynı çeşit kap. Çöp kutusu. Küçük depo. Yer. Tahıl saklamak için kullanılan kap. Bidon. Sele. Çöpe atmak.

Hutch : Kafes. Kömür vagonu. Kafes (tavşan vb.). Buğday sandığı. Dolap. Baraka. Kömür sandığı. Derişik töz. Tavşan kafesi.

Vault : Yüksek atlama. Atletizm, jimnastik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Engel atlamak. Tonoz. Filmin yanıcı, çabuk bozulma özelliği göz önüne alınarak, çeşitli güvenlik önlemleri uygulanan, film saklamaya yarayan özel yapı. Yeraltı mezarı. Atlama. Yapı dışına yapılan helanın alt tarafındaki çukur. Hela çukuru.

Cisterns : Rezervuar. Sarnıç. Fiçı. Su tankı. Fıçı. Sisterna. Su deposu. Sıvı kesesi (vücut).

Breadbaskets : Ekmek taşımak için kullanılan sepet. Karın. Mide. Ekmek sepeti.

Granary synonyms : eights, depot, cornloft, reservoir, ambry, store, storehouses, silo, cellars, depositories, garnering, garner, garners, storage bin, bread basket, grain bin, barns, granaries, crypt, cellar, grain elevator, hypogeum, cistern, bins, depositary, hopper, barn, eight, storehouse, repository, storage, crib, aumbry.

 

Granary ingilizce tanımı, definition of Granary

Granary kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also (Fig.), a region fertile in grain. A storehouse or repository for grain, esp. after it is thrashed or husked. A cornhouse.