Depo nedir, Depo ne demek

Depo; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer, ardiye.
  • Ordu mallarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer, debboy
  • Bir malın toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer.

"Depo" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Kıyıda kapıları, kepenkleri kapalı, birkaç ev ve depo sıralanıyordu." - Halikarnas Balıkçısı
  • "Ben depoya güzel bir portatif eczane ısmarlayacağım." - M. Yesari
  • "Gelibolu civarında Akbaş mevkisinde bir cephane deposu vardı." - Atatürk

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: yardımcı bellek]

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Ticari malların stoklanması ve korunması amacıyla kullanılan yer.

İngilizce'de Depo ne demek? Depo ingilizcesi nedir?:

warehouse, storehouse, stockroom

Depo hakkında bilgiler

Ticari değeri olan ürünlerin muhafazası amacıyla yapılmış özel yapılardır. Mamul mal üreticileri, ticari işletmeler, ithalat ve ihracat firmaları, toptan satıcılar, nakliye firmaları vb. gibi pek çok sektör tarafından kullanılmakta olan depolar, daha çok şehirlerin endüstriyel bölgelerinde yer almaktadır. Depo ayrıca demiryolu, deniz taşımacılığı ve hava yolu taşımacılığı bünyesinde yükleme ve boşaltma mekanları olarak da kullanılabilmektedir. İçerisindeki mevcut mal sirkülasyonunun sağlanabilmesi amacıyla vinç , forklift gibi araçlar ve buna yardımcı palet adı verilen genellikle ağaç hammaddeli altlıkların kullanımı önemlidir.

 

Depo ile ilgili Cümleler

  • Depolama alanım var.
  • Bir deve hörgücünde büyük miktarda su depolayabilir.
  • Depo, bir mobilya parçası dışında boştu.
  • Depo boş.
  • Depoda üç tablo var.
  • Develer hörgüçlerinde çok miktarda yağ depolayabilir.
  • Ali depoda.
  • Bu kutuları depolamak için yeterli yerim yok.
  • Bir depozito istiyor musun?
  • Saman ahırda depolanır.
  • Depodaki bakım görevlisi saldırıya uğramış ve şuursuz hâlde terk edilmiş.
  • Depolama için sadece bodrumu kullanıyoruz.
  • Nükleer soykırım senaryosu sadece eski propagandadır. Silah depoları sınırlı ve paslı.
  • Depo doludur.

Depo kısaca anlamı, tanımı:

Kullanılmak : Kullanma işine konu olmak.

Toptan : Büyük ölçüde, çok miktarda yapılmış olan (alışveriş), perakende karşıtı. Toplu bir biçimde olan, global. Toplu bir biçimde.

Depo etmek : Yığmak, biriktirmek.

Aygır deposu : Aygırların bakıldığı büyük ahır.

Mühimmat deposu : Savaş gereçlerinin saklandığı yer.

Soğuk hava deposu : Bozulabilen yiyeceklerin konulduğu, sürekli olarak soğutulan depo.

Su deposu : Suyu küçük kapalı bir yapıda tutup yerleşim yerine dağıtan merkez. Binalarda su depolamaya yarayan araç.

 

Yakıt deposu : Motorlu taşıtlarda yakıt depolamaya yarayan bölüm.

Depocu : Depoya bakan kimse.

Depoculuk : Depocunun yaptığı iş.

Depolama : Depolamak işi. Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması.

Depolamak : Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak. Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak.

Depolanma : Depolanmak işi.

Depolanmak : Depolama işi yapılmak.

Depolitizasyon : Grup, kurum veya eylemin siyasal niteliğini yitirmesi.

Depozit : Güvence akçesi.

Depozito : Kabıyla birlikte satılan bir malın kabı için alınan ve kap geri getirildiğinde alıcıya verilen para. Güvence akçesi.

Korunmak : Koruma işine konu olmak. Kendini korumak, sığınmak, sakınmak.

Saklanmak : Saklama işi yapılmak. Kendini saklamak, gizlenmek. Niteliğini yitirmemesi için korumak.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Ardiye : Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret. Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo.

Ordu : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü. Çok sayıda insan, kalabalık. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri.

Bakım : Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Bakma işi. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

Debboy : Depo.

Ticari : Ticaretle ilgili, ticarete ilişkin.

Depo belgesi : Sahibi tarafından bir depo kuruluşuna emanet edilen, belli bir tutardaki taşınır değere sahiplik hakkı veren, dolaşım yeteneği olan belgeler. krş. sponsorlu depo belgesi, sponsorsuz depo belgesi

Depo hastalığı : Karbonhidrat, yağ ve protein gibi maddelerin hücrelerin bir kısmında normal dışı miktarlarda birikmesiyle belirgin, doğuştan veya kazanılmış nedenlerle oluşan metabolizma hastalığı, tezaurismozis, tezaurozis.

Depo hesabı : Dışalımcı ile dışsatımcının birbirlerine karşılıklı akreditif açmaları durumunda dışsatımcının bankasında oluşan hesap. krş. karşılıklı akreditif

Depo kök : (botanik)

Depo vezikül : Sinapslarda bulunan, 30-60 nm çapında, içlerinde nöromedyatör madde bulunan saydam vezikül.

Depodan depoya koşulu : Sigortaya konu olan bir malın ilk depodan en son varacağı depoya kadar taşınmasında sigorta hükümlerinin geçerli olacağını gösteren sigorta poliçesindeki bağlayıcı özel koşul.

Depolanabilme : Depolanabilmek işi.

Depolanabilmek : Depolanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Depolanış : Depolanma işi.

Depolanmış besin maddeleri : Sitoplazma inklüzyonlarından olan besin maddelerinin hücrelerde birikimi.

Diğer dillerde Depo anlamı nedir?

İngilizce'de Depo ne demek? : [Deposition] n. depot, store, warehouse, storage, storeroom, stock room, entrepot, goods yard, packing house, repository, repertory, receptacle, reservoir, tank, depository

Fransızca'da Depo : dépôt [le], entrepôt [le], resserre [la], réservoir [le]

Almanca'da Depo : n. Ablage, Depot, Karner, Lagerhaus, Magazin, Reservoir, Speicher

Rusça'da Depo : n. хранилище (N), склад (M), амбар (M), депо (N), база (F), бак (M), вместилище (N)