Granulous türkçesi Granulous nedir
Granulous ingilizcede ne demek, Granulous nerede nasıl kullanılır?
Granulocyte : Kanda granülosit sayımı. Granülosit. Sitoplazmasında granüller bulunan akyuvar (bijoloji). Tanecikli akyuvar. Granulosit. Sitoplazmalarında yaygın granüller bulunan nötrofil, eozinofil ve bazofil lökositler.
Granulocytemia : Kanda granülosit akyuvar sayısının artması. Granülositemi.
Granulocytic : Granülositik. Granülositlere ait olan.
Granulocytic leucemia : Kemik iliğinin miyeloid serisinden yani granülositlerden köken alan, şiddetli anemi, iştahsızlık, zayıflama, düşkünlük ve ateşle belirgin, seyrek rastlanan tümöral hastalık, miyeloblastik lösemi, miyeloid lökozis. Granülositik lösemi.
Granulocytic sarcoma : Granülositik sarkom. Nötrofil veya eozinofil granülositlerin öncü hücrelerinden köken alan, kemik iliği dışındaki organlarda ve birçok odakta gelişen, içerdiği miyeloperoksidazların havayla temasında geçici olarak genellikle yeşil renkte boyanan kötücül tümör, klorom. köpeklerde en çok akciğer, deri ve bağırsaklarda rastlanır.
Granulocytopenic : Granülositopeniye ait veya granülositopeniyle ilgili olan. Granülositopenik.
Granulocytopoiesis : Granülosit yapımı. Granülositopoiez. Kemik iliğinde granülosit olma yönünde uyarılan hücrelerin hemositoblastuslardan bölünerek sırasıyla miyeloblastus, promyelositus ve metamiyelositusların biçimlenmesi. poietinlerin etkisi altında bölünmeler sonucu nötrofil, eozinofil ve bazofil granülositler ortaya çıkar.
Granulomatous : (tıp veya medikal terimi) granüloma ait veya ilgili (bir tümör türü). Granülomatoz. Granulom özelliği gösteren. Granülomlu. Granülomatöz. Granülomlardan oluşmuş, granülomatöz. granülom özelliği gösteren, granülomatöz. Granüloma ilişkin.
Granuloma : Taneli ur. Çevredeki sağlam dokuya oranla sertlik gösteren, granülasyon dokusundan oluşmuş küçük yumru. Düğümcük veya yumru biçiminde doku kümesi. granülomlu yangıda oluşan, mononükleer hücreler, epiteloid hücreler, dev hücreleri ve bağ doku hücrelerinden oluşan, tümör benzeri şişkinlik. Granülom. Taneli dokudan oluşan tümör türü (tıp veya medikal terimi). Midline granülomları.
Granulocytopenia : Akyuvarsızlık. Kanda granülosit hücrelerinin azalması. Granülositopeni. Agranülositozis.
İngilizce Granulous Türkçe anlamı, Granulous eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Granulous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Sugary : Sahte şirinliği olan. Şeker içeren. Şekerli. Yapmacık tatlı. Şeker gibi. Nazik. Abartılı şirinliği olan. Tatlı. Yüze gülücü.
Tumor : Şişkinlik. Tümör. Organizmadaki hücrelerden herhangi birinin özerklik kazanarak sınırsız, amaçsız, ilerleyici ve kontrol edilemez tarzda çoğalmasıyla oluşan, düzenli bir doku organizasyonuna sahip olamayan, başlatıcı neden ortadan kaldırılsa dahi gelişmeye, en azından var olmaya devam eden, yeni ve normal dışı doku kitlesi, neoplazi, neoplazm, neoplazma. genel bir anlamda herhangi bir yerel şişkinlik, yangının belli başlı belirtilerinden bir tanesi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yumru. Şiş. Ur. Hücrelerin hızla çoğalması sonucu oluşan iyi veya kötü huylu, patolojik doku kitlesi, tümör. Hücrelerin anormal çoğalmasıyla oluşan büyüme. çoğalan hücreler ya o bölgede kalır (iyi huylu tümör) ya da çoğalmaya devam eden hücreler organizmanın diğer bölgelerine yayılarak metastaz yapar (habis tümör: kötü huylu tümör). neoplasm.
Grain : İriliği gözle görülme sınırı dolaylarında olan küçük katı parçası. Sepilemek. Ağacı damarlı boyamak. Damarlı yüzey. Biyoloji, gitar, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tahıl. Öğütmek. Tane. Damarların düzeni (bir ağaç parçasının içindeki). Duyarkatın içinde kalan gümüş tuzu parçaları.
Grains : Zerre. Ağırlık birimi. Damar. Çizgi. Tane. Tanecik. Hububat. Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç gibi hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı.
Grainier : Pütürlü. Granüllü. Pürüzlü. Tane tane. Damarlarla dolu. Tanemsi. Çekirdekli. Ağaç damarına benzeyen. Damarlı.
Corniest : Aptal. Modası geçmiş. Bayat. Ele geçirmek. Eski. Nasırlı. Basmakalıp. Çok kullanılan. Tahıl.
Noncohesive : Bağlayıcısız. Kohezyonsuz. Yapışmayan. Birleşmeyen. Sağlam olmayan. Yapışkan olmayan. Birleştirilmiş olmayan. Bağlı olmayan.
Granule : Küçük tanecik. Habbe. Yuvarlak biçimde hazırlanmış, ağız yoluyla kullanılabilen ağırlığı 50 mga kadar olan yumuşak kıvamda ilaç biçimi. Tanecik. Yığın özellikleri akışkanlarınkine benzeyen küçük katı parçacıklar. Zerre. Küçük yuvarlak ya da oval herhangi bir yapı. özellikle sitoplazmadaki lipit, protein granülleri, ribozom granülleri, polenin ekzini üzerindeki yuvarlak çıkıntılar gibi. Taneciğe benzer partikül. Boyu 2-4 mm. olan yuvarlak kum.
Corny : Mısır. Nasırlı. Bayat. Eski. Tahıl bakımından zengin. Aptal. Tahıl. Basmakalıp. Ele geçirmek.
Tumour : Tümör. Yumru. Organizmadaki hücrelerden herhangi birinin özerklik kazanarak sınırsız, amaçsız, ilerleyici ve kontrol edilemez tarzda çoğalmasıyla oluşan, düzenli bir doku organizasyonuna sahip olamayan, başlatıcı neden ortadan kaldırılsa dahi gelişmeye, en azından var olmaya devam eden, yeni ve normal dışı doku kitlesi, neoplazi, neoplazm, neoplazma. genel bir anlamda herhangi bir yerel şişkinlik, yangının belli başlı belirtilerinden bir tanesi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Şişkinlik. Ur. Şiş. Hücrelerin anormal çoğalmasıyla oluşan büyüme. çoğalan hücreler ya o bölgede kalır (iyi huylu tümör) ya da çoğalmaya devam eden hücreler organizmanın diğer bölgelerine yayılarak metastaz yapar (habis tümör: kötü huylu tümör). neoplasm.
Granulous synonyms : harsh, gritty, nubby, granulose, graniferous, coarse, gumma, coarse grained, gr, cornier, grainiest, graininesss, neoplasm, particle, grained, granularis, graininess, grainy, granules, farinaceous, granular, mealy, granulated.
Granulous zıt anlamlı kelimeler, Granulous kelime anlamı
Fine : İyi. Ceza vermek. Ağır para cezası. Para cezası vermek. Para cezası. İnce. Ceza. Cezalandırmak. Zamanında geri getirilmeyen kitaplar için ödünç alanın ödemesi gereken ceza.
Abstemious : Aşırıya kaçmayan. Perhiz yapan. Tensel zevklerle az ilgilenen. Kanaatkar. Perhizkar. Kendini tutan (özellikle yeme içme konusunda). Çok yemek ve içmekten sakınan. Aşırı yiyip içmekten sakınan. Az ile yetinen (yeme içmede). Özellikle yeme içme konusunda kendini tutan.
Granulous ingilizce tanımı, definition of Granulous
Granulous kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Abounding with granular substances. Full of grains. Granular.

Bu kısımda Granulous kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Granulous ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Granulous anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Granulous ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.